
Özel Haber

Eğitim Sen 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nü Kutladı
[10-03-2010]
Aydın'da 8 Mart nedeniyle bir kutlama da Eğitim Sen binasında önceki gün gerçekleştirildi. Burada toplanan sendika temsilcisi emekçi kadınlar, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nü mütevazi bir törenle kutlayarak bir de basın açıklaması yaptılar.
Törende basın açıklamasını okuyan Eğitim Sen Aydın Şubesi Kadın Sekreteri ve KESK Aydın Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Emine İğcioğlu, açıklamasında özetle şu ifadelere yer verdi:
“Kadınların erkeklerle eşit haklara sahip olmak yolunda verdiği mücadelenin meşalesinin adıdır 8 Mart. 8 Mart 1857 yılında Amerika'nın New York kentinde tekstil sektöründe çalışan yüzlerce kadın düşük ücretleri, uzun çalışma saatlerini ve insanlık dışı çalışma koşullarını protesto etmek için grevler yaptılar. Kopenhag'da 1910 yılında toplanan II. Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansında Clara Zetkin "Amerikalı kız kardeşlerinin izinden giden kadınların yılda bir kutladığı özel bir günün uluslararası kadınlar günü" ilan edilmesini önerdi ve bizler 8 Martın başlangıcı olarak 1910 tarihini referans olarak alıyor ve bu yıl 8 Mart'ın 100. Yılını kutluyoruz.
8 Mart'ın 100. yılında her renkten, dilden, dinden, yaştan kadın, tıpkı 100 yıl önceki öncülleri gibi ayrımcılığa, sömürüye ve şiddete karşı mücadelelerini yükseltmeye devam ediyorlar. Çünkü eşit, sömürüsüz, barışın hâkim olduğu bir dünya için kadınlar olarak verdiğimiz mücadelenin önündeki engeller azalmak bir yana, katlanarak artıyor. Ve kadınlar bu 8 Mart'a da birçok sorunla mücadele ederek giriyor. Bunların başında, çalışma yaşamlarımızı etkileyen cinsiyetçi ekonomik politikalar ve bunun sonucu ortaya çıkan, eşit olmayan iş alanları ve ücretler ve sosyal haklarımızın kaybı geliyor. Ev, aile, çocuk ve yaşlı bakımı kadınların işgücüne katılmaları önünde engel olmaya devam ederken, devlet bu konudaki sorumluluklarını göz ardı etmekte ısrar ediyor.
Kreşlerimizin, sığınma evlerinin, okul öncesi ücretsiz sunulan hizmetlerin ücretlendirilmesi; süt izinlerimizin yeniden düzenlenmesi yerine kullandırılmaması kadın istihdamını daraltmaya devam ediyor. Bu konu ile başlattığımız "Kreş ve Ebeveyn İzni Kampanyası" taleplerimiz gerçekleşene kadar devam edecektir. Bu kampanya sadece kamu emekçisi kadınlarla değil, bütün üyelerimizle birlikte ve çalışan tüm ebeveynleri kapsayacak genişlikte yürütülecektir. Eğitim, ekonomi, siyaset ve hayatın diğer birçok alanındaki bu eşitsizliklerin tümünün karşılığında F tipi cezaevlerinin arttırılması, zindanlarla karşılık buldurulan politik duruşlar önümüzde duruyor. Militarizm, ataerkil sistem, şovenizm, gericilik ve muhafazakârlık, neoliberal politikalar ve kriz süreci biz kadınların gündeminden ne yazık ki düşmüyor.
Kadın istihdamının düşüklüğü bir yana, istihdamda yer alan 100 kadından 58'i herhangi bir sosyal güvenlik kurumuna kayıtlı olmaksızın çalışmaktadır. Siyasette kadınlar hala yerel ve ulusal düzeyde yeteri kadar temsil edilmemekte; seçilen kadın belediye başkanları ve milletvekilleri kendilerini seçenlerin iradeleri yok sayılarak tutuklanabilmekte ve siyaset yasağı getirilebilmektedir.
Bugün baktığımızda Seher Tümer, Olcay Kanlıbaş ve Emriye Demirkır gibi özgürlük ve barış mücadelesi veren kadınlara aklın sınırlarını zorlayan nedenlerden ötürü tutukluluk halleri dayatılırken, âdete ortaçağ dönemi ve engizisyonlar yaşatılmaktadır. Şiddet başta sokaklar, işyerleri, ev içleri olmak üzere yaşam alanlarımızın tümüne eril devlet eliyle yayılırken, yaşama dair direngen tutum ve yöntemlerimiz bastırılmaya, sindirilmeye çalışılıyor. Sendikamız SES üyesi Hemşire Dilek Daştanoğlu sırf kocasından boşanmak istediği için kocası tarafından katlediliyor.
Diğer taraftan, yaşadıkları şiddeti kimseye anlatamayan kadınların oranı %48,5'tir. Her 10 kadından biri gebeliği sırasında fiziksel şiddete maruz kalırken, eğitim düzeyi daha yüksek olan kadınlar arasında her 10 kadından 3"ü eşleri tarafından fiziksel veya cinsel şiddete maruz kalmaktadır. 2010 yılı 8 Mart'ın 100. yıl mücadelesiyle taçlanırken; iş yerlerinde taciz haberleri gündelik yaşamımızdan hiç eksilmeyip, gözaltı, tutuklama, sürgün baskın erkeklerin malıymışız yaklaşımları huzursuzluklarımızın artmasına neden oluyor. Cezaevinde kadınlar tecrit koşullarında yaşamak zorunda bırakılıyor, gözaltında şiddet artarak devam ediyor. Kadına yönelik şiddetin en yoğun yaşandığı süreçlerden biri de hiç şüphe yok ki savaşlardır. Savaşlarda, kadınlar ve kız çocuklarına yönelik fiziksel ve cinsel şiddet silah olarak kullanılmaya devam etmektedir.
Erkek ulus, erkek devlet, erkek hukuk, erkek ekonomi, erkek sevgi, erkek şiddeti kendini çoğaltmanın adımlarını sinsice ve derinden örüyor.
Diğer taraftan, tüm bu olumsuzluklara rağmen, olumlu çok şey yarattı kadının örgütlü mücadelesi. Değiştirmenin yolunun mücadeleden ve direnmekten geçtiğini öğretti bizlere; yol yöntem öğretti bizlere. Eylemlerin öznesi, örgütleyeni olduğumuzu öğretti. Cins kimliğimizi sahiplenmeyi ve ancak özgürlüğü kadına yaklaşımın politik olduğu gerçeğiyle yakalayıp bileceğimizi öğretti. Kadın işçiler ayları aşan öncülüklerini, tıpkı Novamed'li kadınlarda ve Desa İşçisi Emine Aslan'da olduğu gibi, Tekel'de tekrar gösterdiler. "Ucuz emek daha fazla kar hırsı"nm kurbanları olup da fabrika yangınlarında ölümlere, Ceylan pınarlar'daki boğulmalara, sel mağduru olmaya karşı söz söyleyip örgütlenmeyi büyütmeye söz verdik birlikte. Ucuz iş gücü olarak görülmenin ve güvencesiz ve sağlıksız koşullarda çalışmanın kader olmadığını ifade ettik hep birlikte.
100 yıllık mücadelemizin öğrettikleriyle büyütmenin, değiştirmenin, kazanmanın sözünü bu tarihi günde bir kez daha veriyoruz.
Sizden olmayan herkesin "öteki" olduğu bu ülkede, ülkenin mevcut halini sevmeyen, ama terk etmeyen, inatla direnen ve mücadele eden kadınlar var. Bu süreçte farklı görüşlerin zenginlik olduğuna biz kadınların dayanışmasının ve ortak bir mücadele yürütmesinin bir temenniden öte zorunluluk olduğuna inanıyoruz. Çünkü bu mücadelenin toplumun her kesiminden ezilen, dışlanan ama isyan eden, barış, emek, demokrasi ve kadın mücadelesinin ayrılmaz bütünlüğüne inan bütün kadınlarla yaşamın her alanında yan yana, omuz omuza, el ele olduğu sürece başarılı olacağına inanıyoruz.
Çünkü gün dayanışma günüdür...
Çünkü gün direnme ve isyan etme günüdür...
Çünkü gün kadınların mücadele günüdür..
Yaşasın 8 Mart Kadınların Uluslar arası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü
Yaşasın Kadın Dayanışması...!”
(Mücadele)
Özel Haber Kategorisindeki Haberler