HABER: ROJDA DOLGUN
Aydın’da Emek Partisi tarafından düzenlenen anma programında, 6 Mayıs 1972’de idam edilen Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan için basın açıklaması yapıldı. Farklı siyasi parti, sendika ve sivil toplum kuruluşlarının katıldığı etkinlikte, hazırlanan metin kamuoyuyla paylaşıldı. Açıklamada, tarihsel sürece ve güncel gelişmelere ilişkin değerlendirmelere yer verildi.
1968 kuşağının devrimci gençlik önderleri Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idamlarının 54’ncü yılında Aydın’da anıldığı etkinlikte, katılan tüm demokratik kitle örgütleri adına açıklamayı Emir Şıh ve Işılsu Başkavak okudu. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Bugün 6 Mayıs 2026. Türkiye devrimci hareketinin sönmeyen meşaleleri, emperyalizme karşı halkların kardeşlik bayrağını en yüksekte tutan önderlerimiz Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan'ın idam sehpasında ölümsüzleşmelerinin 54. Yılındayız. Dile kolay, tam 54 yıldır bu topraklarda onların ektiği tohumlar filizlenmeye, mücadeleleri bizlere rehber olmaya devam ediyor. Bizler bugün burada sadece tarihsel bir anma için değil; Denizlerin 54 yıllık sarsılmaz mirasını bugünün sınıf kavgasında, fabrikaların tozunda, tarlaların çamurunda ve kampüslerin yankısında büyütmek için toplandık!
Denizlerin mücadelesini kavramak, onların her adımda işçi sınıfı ve yoksul köylülükle kurduğu o kopmaz halk bağını anlamaktır. 1960'ların sonunda üniversite işgallerini, işçi sınıfının hak arama mücadelesiyle birleştiren onlardı. Onlar, 1968'de Amerikan 6. Filosu'nu Dolmabahçe'de halkın birleşik öfkesiyle karşılarken, sadece yabancı bir orduyu değil; bu memleketin yoksul halkını mülksüzleştiren, emeğimizi ucuza kapatan ve geleceğimizi ipotek altına alan tüm o köhnemiş sömürü düzenini o sularda boğmak istemişlerdi. O gün Boğaz'ın sularına gömülen, sadece çelik yığınları değil, bu memleketi emperyalizmin pazarı haline getirmek isteyen işbirlikçi zihniyetin ta kendisidir. 15-16 Haziran büyük işçi direnişinden aldıkları güçle, sömürüsüz ve sınıfsız bir dünya hedefini ezilen milyonların ortak kurtuluş programı haline getirdiler.
6 Mayıs 1972 sabahı kurulan o sehpalar, sömürü düzeninin halkın birleşik öfkesinden duyduğu korkunun nişanesidir. Egemenler, üç fidanı asarak sömürüyü ebedi kılacaklarını sandılar. Oysa Deniz'in idam sehpasındaki son sözleri; Türk ve Kürt halklarının ortak mücadelesine, işçilere ve köylülere selam gönderen sarsılmaz bir haik manifestosu oldu. Yusuf'un ‘Ülkemin mutluluğu için ölüyorum’deyişi ve Hüseyin'in son ana kadar taviz vermediği bilimsel sosyalist bilinci, bugün fabrikalarda, işçi duraklarında ve üniversite kantinlerinde on binlerin mücadelesinde yaşıyor.
Ankara sokaklarını direniş okuluna çeviren maden işçilerinin zaferi, 2026 yılının en büyük halk dersidir. Bu zafer göstermiştir ki; sermaye ne kadar azgın olursa olsun, örgütlü bir halkın karşısında tüm barikatlar yıkılmaya mahkûmdur! Madencinin nasırlı ellerinden süzülen bu direniş, Denizlerin başlattığı o büyük kavganın bugünkü şanlı bir sayfasıdır. Selam olsun o kara elmasın içinden zaferi söküp alan halkın yiğit evlatlarına!”
“SAVAŞ İÇİN DEĞİL HALK İÇİN BÜTÇE İSTİYORUZ”
Açıklama şu şekilde devam etti:
“Bugün gençlerimizi çıraklık ve stajyerlik maskesiyle MESEM çarklarında adeta çocuk İşçiliğine mahkûm edenler, üniversiteleri birer ticarethaneye dönüştürenler, Denizlerin o devrimci ruhundan korkmaktadır. Bizler; gencecik fidanlarımızı iş cinayetlerine kurban veren bu modern kölelik sistemine. MESEM zulmüne ve geleceksizliğe karşı ‘Bilimsel. Özerk, Demokratik Üniversite’ ve ‘insanca Yaşam’ talebimizden vazgeçmeyeceğiz. Halkın çocuklarının emeğini çalanlara cevabımız: kampüslerin ve sokakların örgütlü sesi olacaktır!
Emperyalist paylaşım savaşlarının dünyayı kan gölüne çevirdiği bugünlerde; Denizlerin bizzat Filistin kamplarına giderek omuz omuza çarpıştığı o enternasyonalist ruhu kuşanıyoruz. Bir yandan İsrail ile kirli ticaretlerini sürdürüp diğer yandan halka sahte gözyaşı satanların ikiyüzlülüğünü teşhir ediyoruz. Siyonist çetenin ve emperyalist ağababalarının yalnızca Filistin'ı değil, Lübnan'ı ve İran'ı da hedef alan, tüm bölgeyi ateşe atan işgal ve savaş politikalarına karşı ezilen halkların yanındayız!
Tam da bu kanlı süreçte Türkiye'de gerçekleştirilen NATO zirvesi, emperyalizmin bölgemizdeki yeni katliam planlarının masaya yatırıldığı bir savaş konseyidir. Bizler bu kanlı zirveyi tanımıyoruz! Denizlerin 6. Filo'yu denize döktüğü o cüretle, 54 yıl sonra aynı kararlılıkla haykırıyoruz: NATO'dan çıkılsın, tüm emperyalist üsler derhal kapatılsın! Savaş bütçesi değil, halk için bütçe istiyoruz!
Burada bulunan farklı kurumlardan, derneklerden, sendikalardan gelen tüm yoldaşlar ve mücadele dostlarımız; sermaye düzeni bizi bölmeye çalışsa da biz tek bir iradeyiz. 2026'nın 6 Mayıs'ı, sarsılmaz yoldaşlık hukukumuzun ve sömürüsüz bir dünya inancımızın haykırışıdır. Denizlerin cesaretiyle söz veriyoruz: Bu memleketi holdinglerin kar kapısı olmaktan çıkarana dek halkın mücadelesi dinmeyecek! Denizlerin yarım kalan o büyük sevdasını, devrim ve sosyalizm şarkısını hep birlikte, tek bir yürek olarak söyleyeceğiz!”
Açıklamanın ardından 1968 kuşağının devrimci gençlik önderleri Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idam edilmeden önceki son mektupları okundu.