KADIN

Bahar Taş için adalet çağrısı büyüyor: “Bahar’ı mücadelemizde yaşatacağız”

Milas’ta bir teknede yaşamını yitiren Bahar Taş'ın şüpheli ölümüne ilişkin ailenin avukatları ve baro temsilcileri Aydın’da adalet çağrısında bulundu.

Abone Ol

Rojda DOLGUN'un haberine göre Muğla’nın Milas ilçesinde bir teknede hayatını kaybeden Bahar Taş’ın ölümünün üzerinden 47 gün geçmesine rağmen soruşturmada net bir sonuca ulaşılamaması, aile ve hukuk çevrelerinde tepkilere yol açtı. Efeler’de bulunan Nevzat Biçer toplantı salonunda düzenlenen basın açıklamasında hem aile üyeleri hem de farklı barolardan temsilciler, sürecin şeffaf yürütülmediğini ve dosyada ciddi eksiklikler bulunduğunu dile getirdi.

Hayatını kaybeden Bahar Taş’ın ağabeyi Yoldaş Taş, ailenin tek talebinin gerçeğin ortaya çıkarılması olduğunu belirtti. Taş, geçen süreye rağmen dosyada ilerleme kaydedilmemesinin kaygı verici olduğunu söyledi.
Taş, “Bugün 47 gün oldu. Bu süreçte yaşananlar, soruşturmanın nasıl yürütüldüğüne dair aklımızda ciddi soru işaretleri oluşturdu. Ama ne olursa olsun bu işin peşini bırakmayacağız” diyerek şüpheli ölüm dosyasının kapanmasına izin vermeyeceklerini ifade etti.

KAYIP SAATLER DOSYANIN MERKEZİNDE

Ailenin avukatlarından Ilgın Çeribaş ise soruşturmadaki kritik noktaya dikkat çekti. Çeribaş, olay günüyle ilgili halen açıklığa kavuşturulamayan 12 saatlik zaman diliminin dosyanın seyrini değiştirebilecek önemde olduğunu vurguladı.
Çeribaş, “Dosyada başından beri ciddi çelişkiler var. Özellikle Bahar Taş’tan haber alınamadığı iddia edilen o 12 saat mutlaka aydınlatılmalı. Henüz tüm deliller toplanmadan şüphelilerle ilgili kararlar verilmesi de ayrı bir soru işareti yaratıyor” dedi.

BAROLARDAN SERT ELEŞTİRİ

İzmir Barosu adına konuşan avukat Gamze Şimşek, Türkiye’deki kadın cinayetleri ve şüpheli kadın ölümleri konusunda yaşananların münferit bir olay olmadığını belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Dosyanın avukatları olarak süreci yakından takip ediyoruz. Bir aileye Bahar hiç doğmayacak. Bu ülkede hukuk yok. Bu ülkede adalet yok. Malesef bunları kanıksamış bir toplum var. Neden her gün biz bunları tekrar tekrar yaşıyoruz. Kadın cinayetlerini anlayamıyoruz. Hiç mi Bahar'a ulaşılmaya çalışılmadı? Bizim ülkemizde tutuklama kararaları keyfi olarak yaşanıyor. Bizler hukukun üstünlüğünü korumakla mükellefiz. Şüpheli ölümlerin unutulmasına izin vermeyeceğiz. Bahar'a ve Bahar gibi olan tüm kadınlar için mücadele edeceğiz”
Şimşek ayrıca, tutuklama kararlarının keyfi biçimde uygulanabildiğini öne sürerek, hukukun üstünlüğü ilkesinin korunması gerektiğini vurguladı.

SERBEST BIRAKILAN ŞÜPHELİLER TEPKİ ÇEKTİ

Muğla Barosu temsilcisi avukat Ebru Kaçan ise dosyada yer alan şüphelilerin serbest bırakılmasının kamu vicdanını yaraladığını söyledi. Kaçan, bu tür kararların toplumda adalete olan güveni zedelediğini belirterek, daha titiz bir yargı süreci yürütülmesi gerektiğini ifade etti.
Aydın Barosu adına konuşan avukat Didem Özhan da olayın neden “şüpheli ölüm” olarak nitelendirildiğini açıkladı. Özhan, “Bir insanın gezmek için çıktığı bir yolculukta hayatını kaybetmesi başlı başına şüpheli bir durumdur. Burada güç dengesi ve koşullar mutlaka araştırılmalı” dedi.

“BAHAR'I MÜCADELEMİZDE YAŞATACAĞIZ"

Emek Partisi Milletvekili Sevda Karaca da açıklamada yer alarak, kadın cinayetleri ve şüpheli ölümlerin artık toplumsal bir sorun haline geldiğini belirtti.

Karaca, Bahar Taş’ın ailesinin yas tutmak yerine adeta bir soruşturmacı gibi hareket etmek zorunda kaldığını söyledi.
Bahar’ı mücadelelerinde yaşatacaklarının altını çizen Karaca "Şüpheli kadın ölümleri adalet sürecinin bir parçası oldular. Bugün Bahar Taş için maalesef diğer kız kardeşlerimizden öğrendiğimiz mücadele ile yan yanayız. Bugün bu ülkede kadın erkek herkesin yan yana mücadele vereceğiz. Aile yasını yaşayamayıp adeta dedektiflik yaptığını aktardı. Bunu tüm Aydın biliyor. Tüm Muğla, İzmir biliyor. Ancak yan yana durarak hayatta kalabiliyoruz. Mücadeleden başka bir yol olmadığını biliyoruz. Baharı mücadelemizde yaşatacağız” dedi.
Açıklamada, Bahar Taş’ın isminin yalnızca bir dosyada kalmaması gerektiği, aksine kadın hakları mücadelesinin bir sembolü haline geldiği vurgulandı.

GÜNCEL HABERLER İÇİN TIKLAYINIZ