GÜNCEL

Bülbül’den mutlak butlan kararına sert çıkış: “Tuz kokmuştur!”

CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’na ilişkin davada verilen mutlak butlan kararı sonrası CHP Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül’den dikkat çeken açıklamalar geldi. Bülbül, kararın yalnızca CHP’yi değil, doğrudan demokrasiyi hedef aldığını savundu.

Abone Ol

HABER: ROJDA DOLGUN

Cumhuriyet Halk Partisi’nde kurultay süreci, mahkemeden çıkan mutlak butlan kararıyla yeni bir boyut kazandı. CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in seçildiği 38. Olağan Kurultay’ın iptali istemiyle açılan davada mahkemenin verdiği karar doğrultusunda eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun göreve iadesine hükmedildi.

Kararın ardından CHP cephesinde peş peşe açıklamalar gelirken, CHP Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül kararı “hukuk dışı” olarak nitelendirdi. Bülbül, yaptığı açıklamada hem yargı sürecini hem de siyasi müdahale iddialarını hedef aldı.

“BU KARAR ANAYASAL DÜZENE MÜDAHALEDİR”

Aydın’da partililerle bir araya gelen Bülbül, konuşmasına farklı siyasi görüşlerden vatandaşlara seslenerek başladı. Mahkemenin verdiği kararın anayasal sınırları aştığını ifade eden Bülbül, “Bir asliye hukuk mahkemesi siyasi partinin kurultayını iptal edemez. Kurultay delegelerinin iradesini yok sayamaz. YSK’nın yetki alanına müdahale anlamına gelen bu karar hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmıyor” dedi.

CHP Aydın Milletvekili Bülbül, açıklamasında kararın sadece bir parti meselesi olarak değerlendirilmemesi gerektiğinin altını çizerek şu ifadeleri kullandı:

“Hangi siyasi partiye üye olursanız olun, bu mutlak butlan gibi hukuk dışı karara karşı kendisini ifade eden, farklı partilere oy veren Aydınlı hemşehrilerimi saygıyla selamlıyorum.

Bu kararı tanımıyoruz. Açık ve net söylüyoruz; tuz kokmuştur. Verilen yargı kararı anayasaya aykırıdır ve YSK’nın yetkilerine açık bir müdahaledir. Bir asliye hukuk mahkemesi, bir siyasi partinin kurultayını iptal etme kararı veremez. Kurultayda alınan kararları iptal edip ardından yapılan olağanüstü kurultayları, delege seçimlerini, ilçe ve il kongrelerini yok sayamaz. Aynı şekilde kurultay delegeleriyle seçilmiş genel başkanın, parti meclisiningörevlerine son veremez.

Böyle bir hukuk düzeni kabul edilemez. Bu hukuk değildir. Bu, saray vesayetinin yargı üzerinden siyaseti yeniden dizayn etme girişimidir. Bu kararı tanımıyoruz.

Cumhuriyet Halk Partisi olarak tek başımıza kalsak da direneceğiz. Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi, Kuvayı Milliye ruhundan doğmuş, kurucusu Mustafa Kemal Atatürk olan köklü bir partidir. Atatürk de saraya karşı durmuş, vatan haini ilan edilmiş ama Cumhuriyeti milletle birlikte kurmuştur. Biz de aynı kararlılıkla mücadele etmeye devam edeceğiz.
Muhalefet partilerinin bu kararı tanımayacaklarını açıklamalarını son derece önemli buluyorum. Bu mesele yalnızca Cumhuriyet Halk Partisi’ne karşı alınmış bir karar değildir. Bu, Türk demokrasisine karşı yapılmış bir müdahaledir. Amaç, sandığın milletin önüne gelmesini engellemektir.”

“DİRENECEĞİZ, KABUL ETMEYECEĞİZ!”

Alınan kararın milletin iradesine müdahale olduğunu vurgulayan Bülbül açıklamalarına şu şekilde devam etti:

“Direneceğiz, kabul etmeyeceğiz. Buradan Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na da açık bir çağrı yapıyorum. Cumhuriyet Halk Partisi’ni mahkeme kararlarıyla dizayn etmek isteyen anlayışa karşı yapılması gereken bellidir. Çıkıp kamuoyuna açıklama yapmalı ve kısa süre içinde kurultayın toplanacağını ilan etmelidir.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin milyonlarca üyesi bunu bekliyor. CHP’ye oy veren milyonlarca vatandaş bunu bekliyor. Muhalefetin tüm bileşenleri bu tavrı görmek istiyor. Bu karar, milletin iradesine müdahaledir. Cumhuriyet Halk Partisi’ne oy veren insanların tercihlerini yok sayma girişimidir. Buna izin vermeyeceğiz.

Geçmişte “Bu kararı tanımıyorum” diyerek adalet yürüyüşü başlatan Kemal Kılıçdaroğlu’nu hatırlıyoruz. Canan Kaftancıoğlu hakkında verilen siyasi yasak kararına karşı çıkan, hukuksuzluklara itiraz eden Kılıçdaroğlu’nu görmek istiyoruz.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin belediye başkanlarına ve bürokratlarına yönelik operasyonlarla siyaseti dizayn etmeye çalışan anlayışa karşı boyun eğilmemelidir. Bu karar yalnızca CHP’ye yönelik değildir. Bu, demokrasiye karşı yapılmış bir müdahaledir. Amaç, yaklaşan seçim süreçlerini ve siyasetin yönünü belirlemektir.

Cumhuriyet Halk Partisi değiştikten sonra Türkiye’de de önemli bir değişim yaşandı. Yapılan seçimlerde uzun yılların ardından birinci parti olundu. Belediyelerde büyük başarı elde edildi. Ardından peş peşe davalar ve siyasi hamleler geldi.
Kurultayın iptal edilmesi için girişimlerde bulunuldu. İstanbul Kongresi üzerinden tartışmalar yaratıldı. Ancak CHP örgütü tüm süreçleri demokratik yollarla tamamladı. Delegeler oy kullandı, genel başkanını ve parti yönetimini seçti. YSK da bu süreci onayladı.

Parti olarak meydanlarda olmaya devam ettik. Çiftçinin, işçinin, emeklinin, gençlerin ve kadınların sorunlarını dile getirdik. Emeklilerin yaşadığı geçim sıkıntısını anlattık. Kadın haklarını savunduk. İstanbul Sözleşmesi’ni yeniden yürürlüğe koyacağımızı söyledik.

Gençlerin gelecek kaygısının sona ermesi gerektiğini meydanlarda anlattık. Tüm anketlerde birinci parti olarak çıktık. Cumhurbaşkanı adayımız geniş bir halk desteğiyle belirlendi. Ancak tüm bu süreçte siyasi baskılar ve yargı müdahaleleri gündemden düşmedi. Geçmişte “sivil darbe” olarak tanımlanan uygulamaların bugün de farklı yöntemlerle sürdüğünü görüyoruz.

Bugün sorulması gereken soru şudur: Geçmişte hukuksuzluklara karşı çıkanlar, bugün aynı yöntemlerle yapılan müdahaleleri nasıl kabul ediyor?”

GÜNCEL HABERLER İÇİN TIKLAYINIZ

AYDIN HABERLERİ (@aydinhaberlericom)'in paylaştığı bir gönderi