banner25

banner24

Bakan Nebati'den Kur Korumalı Mevduat açıklaması

Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati, Plan ve Bütçe Komisyonu’nda sunum yaptı. Nebati, "2021 yılı aralık ayında döviz kuru oynaklıklarının önüne geçerek finansal istikrarımızı tahkim etmek amacıyla Kur Korumalı Mevduat ve Katılma Hesapları (KKM) uygulamasını devreye aldık. Vatandaşlarımızın KKM’ye destek ve teveccühleri sayesinde milli para birimimizde istikrar güçlendirilmiş ve TL’ye olan güven artmıştır. 9 Kasım itibarıyla 2,3 milyon mudinin yaklaşık 1,5 trilyon TL’lik tasarrufu bu hesaplarda değerlenmektedir" dedi.

EKONOMİ 10.11.2022, 16:15
Bakan Nebati'den Kur Korumalı Mevduat açıklaması

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda bugün Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın bütçesi görüşülüyor. Bakan Nureddin Nebati, komisyonda yaptığı sunumda şunları söyledi:

“IMF 2022 YILI KÜRESEL BÜYÜME BEKLENTİSİNİ BU YILIN BAŞINDAKİ YÜZDE 4,4 SEVİYESİNDEN YÜZDE 3,2’YE DÜŞÜRDÜ”

“2020 yılının ilk aylarından itibaren tüm dünyayı etkisi altına alan salgının yıkıcı sonuçlarının artık çok büyük ölçüde geride kaldığını görüyoruz. Aşılama ve genişletici politikaların etkisiyle 2021 yılında küresel düzeyde canlanan ekonomik aktivite, 2022 yılında kademeli olarak yavaşlamaktadır. Jeopolitik gerginliklerin tırmanması, artan enerji maliyetleri, yükselen enflasyon ve sıkılaştırıcı para politikaları nedeniyle bugün küresel büyümeye ilişkin beklentiler sürekli olarak aşağı yönlü güncellenmektedir. Uluslararası Para Fonu (IMF), 2022 yılı küresel büyüme beklentisini bu yılın başındaki yüzde 4,4 seviyesinden yüzde 3,2’ye düşürdü. 2023 yılı beklentisini de yüzde 2,7 seviyesine indirdi. Diğer yandan dünya ticaret hacmindeki artış da giderek yavaşlıyor. 2021’de yüzde 10 artan ticaret hacminin, 2022 yılında yüzde 4,3 artması bekleniyor.

Yüksek enflasyona karşı dünyada uygulanan parasal sıkılaşmanın etkisiyle talebin daralmaya başladığını, küresel resesyon riskinin ciddi anlamda arttığını görüyoruz. IMF, 2023 yılında Almanya ve İtalya ekonomilerinin daralmasını bekliyor. Avro Bölgesi’nin 2023 yılı büyüme tahmini, bu yılın başında yüzde 2,5 iken şu anda yüzde 0,5 seviyesine düşmüş durumda. Dünyada artan faiz oranları bir taraftan talebi düşürürken diğer taraftan da borçlanma maliyetlerini yükselterek bütçeler üzerindeki yükü ağırlaştırıyor. Ayrıca, tüm dünyada doların değer kazandığı, varlık fiyatlarının düştüğü, piyasalardaki oynaklığın arttığı ve gelişmekte olan ülkelerden portföy çıkışının gerçekleştiği bir süreç yaşanıyor.

“YÜKSEK FAİZ ARTIŞLARINA GİTMENİN ÇÖZÜM YERİNE FELAKET GETİREBİLECEĞİ EKONOMİSTLER TARAFINDAN DA SON DÖNEMDE DEFAATLE İFADE EDİLİYOR”

Yüksek faiz artışlarına gitmenin çözüm yerine felaket getirebileceği, uluslararası kuruluşlar ve önde gelen ekonomistler tarafından da son dönemde defaatle ifade ediliyor. Finansal koşulların bu denli sıkılaştığı, üretici ve tüketici enflasyonunun tarihi rekor seviyelere geldiği söz konusu küresel ekonomik konjonktürde, para ve maliye politikaları arasındaki uyum ve dengenin her zamankinden daha önemli hale geldiğini görmekteyiz.

2022 yılı önemli jeopolitik gerginliklere de sahne olmuştur. Rusya-Ukrayna savaşı, gıdada ve enerjide kritik tedarik yollarının tıkanmasına ve dolayısıyla emtia fiyatlarında ilave artışlara yol açmıştır. Batılı ülkelerin Rusya’ya uyguladığı yaptırımlar ve Rusya’nın karşı yanıtlarıyla bugün Avrupa, ciddi bir enerji kriziyle karşı karşıyadır. Hızla artan elektrik ve doğal gaz fiyatları enflasyonu daha da yükseltirken hane halkı satın alma gücünü de azaltıyor. Öyle ki Avrupa’da enerji destekleri 2021 yılı eylül ayından bugüne kadar toplam 674 milyar avroya ulaşmıştır. Avrupa’da birçok şirket yüksek enerji maliyetleri nedeniyle üretimini azaltmakta ya da durdurmaktadır.

2021 yılına 50 dolar, 2022 yılına ise 80 dolardan başlayan petrol fiyatları, Rusya-Ukrayna savaşıyla 130 dolar seviyelerine kadar yükselmiştir. Benzer şekilde 2021 yılı başında bin metreküpü 200 dolar olan Avrupa spot doğal gaz fiyatları, neredeyse 18 kat artarak 26 Ağustos’ta 3 bin 500 doların üstüne çıkmış ve tarihi zirveleri görmüştür. Bugün enerji fiyatları bir miktar gerilemiş olsa da hâlâ geçmiş yılların üzerinde seyretmektedir. Salgın öncesinde bin 500 dolar seviyelerinde olan navlun fiyatları, salgın ve 2021 yılında güçlenen küresel ekonomik aktivite nedeniyle 11 bin dolara kadar yükselmiştir. Bu yıl yavaşlayan küresel ticaret nedeniyle navlun fiyatları, yaklaşık yüzde 70 düşerek 3 bin 300 dolar seviyelerine gerilemiştir. Emtia fiyatlarındaki artışların yanı sıra tedarik zincirlerindeki bozulma ve ham madde sıkıntılarıyla dünyada tarihi yüksek enflasyon oranları tecrübe edilmektedir.

“MAKROEKONOMİK VE FİNANSAL İSTİKRAR İLE FİYAT İSTİKRARINI EŞ ZAMANLI OLARAK SAĞLAMAK AMACIYLA ‘TÜRKİYE EKONOMİ MODELİ’Nİ DEVREYE ALDIK”

ABD ve Birleşik Krallık’ta son 40 yılın, Almanya’da ise son 70 yılın en yüksek enflasyonu yaşanmaktadır. Küresel düzeyde enflasyon tahminlerinin sürekli olarak yukarı yönlü güncellendiğini görüyoruz. Zorlu küresel şartların yaşandığı ve küresel konjonktürün hızlı değiştiği böyle bir dönemde, ülkemizde makroekonomik ve finansal istikrar ile fiyat istikrarını eş zamanlı olarak sağlamak, yüksek katma değerli üretimi teşvik etmek, tedarik zincirlerindeki değişimi fırsata çevirmek ve cari işlemler açığı sorununu kalıcı olarak çözmek amacıyla ‘Türkiye Ekonomi Modeli’ni devreye aldık.

Geldiğimiz noktada, modelimizin hedefleriyle uyumlu olarak, sanayinin milli gelir içindeki payı artış eğilimine girmiş, turizm sektörünün dünyadan aldığı pay artmış, enerji dışı cari işlemler dengesinde önemli bir iyileşme kaydedilmiş; yatırım, istihdam, üretim ve ihracatta önemli kazanımlar elde edilmiştir. Gelişmiş ve gelişmekte olan birçok ülke için resesyon riskinin arttığı bu dönemde, modelimiz sayesinde Türkiye ekonomisi güçlü biçimde büyümeye devam ederken büyümenin kompozisyonu da dengeli bir görünüm sergilemektedir.

Türkiye, 2021 yılında yüzde 11,4 oranındaki GSYH büyümesi ile G20 içinde en hızlı büyüyen ülke olmuş ve son 50 yılın en yüksek büyüme oranını kaydetmiştir. Bu büyümenin 6,6 puanı yurt içi talepten, 4,8 puanı ise net dış talepten gelmektedir. Belirtmek isterim ki net dış talebin büyümeye olan bu katkısı, 2001’den sonra ulaşılan en yüksek rakam olmuştur.

“GSYH REEL OLARAK 2022 İLK YARISINDA YÜZDE 7,5 BÜYÜME KAYDETMİŞTİR”

Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın neden olduğu belirsizlik ortamına ve zayıflayan küresel ekonomiye rağmen, gayrisafi yurtiçi hasılamız, reel olarak 2022 yılı ilk yarısında yüzde 7,5 büyüme kaydetmiştir. İkinci çeyrek itibarıyla yüzde 7,6 büyüme oranıyla Türkiye, OECD’de en hızlı büyüyen ülkeler arasında yer almıştır. Yılın ilk yarısında ekonomimiz, sürdürülebilir ve sağlıklı büyüme hedefimiz doğrultusunda dengeli görünümünü korumuştur. Büyümeye net dış talebin katkısı, ilk çeyrekte 3 puan, ikinci çeyrekte ise 2,7 puan olmuştur. Ayrıca, 2022 yılının ikinci çeyreği itibarıyla kesintisiz ve güçlü büyüme sürecini on birinci çeyreğe taşıyan makine ve teçhizat yatırımları, ekonomimizin sağlam bir temel üzerinde ilerlediğine işaret etmektedir.

“YILIN GENELİ İÇİN YÜZDE 5 ORANINDA BİR BÜYÜMENİN GERÇEKLEŞMESNİ ÖNGÖRÜYORUZ”

2022 yılının ikinci yarısına ilişkin öncü göstergeler, küresel yavaşlamanın da etkisiyle ılımlı büyümeye işaret etmekte olup, yıl geneli için yüzde 5 oranında bir büyümenin gerçekleşmesini öngörüyoruz. 2023 yılında da dengeli görünümünü koruması beklenen ekonomik büyümenin yüzde 5 olması hedeflenmektedir.

Toplam istihdam, salgın öncesi dönemin üzerine çıkarak tarihi yüksek seviyelere ulaşmıştır. Böylece işsizlik oranı tek haneye düşmüştür. Geride bıraktığımız son 20 yıllık dönemde Türkiye ekonomisi, bir yandan üretirken bunun karşılığında istihdam sağlayabilen bir yapıya bürünmüştür. Güçlü büyümenin bir yansıması olarak, salgın öncesi döneme kıyasla toplam istihdam yaklaşık 2,6 milyon kişi artmış ve böylece 2022 yılı ikinci çeyrek itibarıyla Türkiye, yeni iş imkanları oluşturmada, OECD ülkeleri arasında açık ara ilk sırada yer almayı başarmıştır. Toplam istihdam seviyesi, eylül itibarıyla 31,4 milyon kişiyle tüm zamanların zirvesine ulaşmıştır. Böylece istihdam oranı, 2021 yıl sonuna göre 0,9 puan artarak yüzde 47,6’ya yükselmiştir. Güçlü istihdam büyümesinin işgücü artışının üzerinde seyretmesi sonucunda işsizlik oranı tek haneye düşmüştür. Ağustos ayı itibarıyla işsizlik oranı son 8 yılın en düşük seviyelerine gerileyerek yüzde 9,9 olmuştur.

“OVP ÇERÇEVESNDE GÜÇLÜ İSTİHDAM ARTIŞININ DEVAMI VE İŞSİZLİK ORANININ DÜŞÜŞ EĞİLİMİNİ SÜRDÜRMESİ ÖNGÖRÜLMEKTEDİR”

Orta Vadeli Program çerçevesinde, güçlü istihdam artışının devamı ve işsizlik oranının düşüş eğilimini sürdürmesi öngörülmektedir. İhracatımız tarihi rekorlar kırmaya devam ediyor. Türkiye Ekonomi Modeli kapsamında attığımız adımlarla birlikte ihracatçılarımız küresel tedarik zincirlerindeki aksaklıkları fırsata çevirmeyi başarmış ve ihracatımızı büyümenin lokomotifi haline getirmiştir.

İhracatımız, 2022 yılının her ayında rekor kırmış ve Ekim ayında yıllıklandırılmış 253 milyar doları aşarak Cumhuriyet tarihinin en yüksek seviyesine ulaşmıştır. Bugün Türkiye, 228 ülke ve bölgeye ihracat yapan ve dünya ihracatından aldığı payı yüzde 1’in üzerine çıkaran güçlü bir ekonomi konumundadır. Orta Vadeli Program dönemi sonunda ihracatın 305 milyar dolara ulaşmasını hedefliyoruz.

“YÜKSEK SEYREDEN ENERJİ İTHALATI İLE TOPLAM İTHALATIMIZ DA YÜKSELMİŞTİR”

Artan küresel enerji fiyatlarına bağlı olarak yüksek seyreden enerji ithalatı ile toplam ithalatımız da yükselmiştir. 2021 yılında toplam 50,7 milyar dolar olan enerji ithalatı, Ekim ayında yıllıklandırılmış olarak 94,4 milyar dolara yükselmiştir. 2022 yılı Ekim ayında ithalat, yıllıklandırılmış olarak 356,5 milyar dolar olmuştur. Yıllık ihracatın ithalatı karşılama oranı, Ekim ayı itibarıyla yüzde 71 iken enerji hariç bu oran yüzde 91 seviyesinde gerçekleşmiştir.

Turizm, dünya ortalamasının üzerinde bir hızda büyüyerek salgın öncesi seviyelerinin üzerinde bir performans göstermektedir. Toplam ziyaretçi sayısı bu yılın ilk üç çeyreğinde yıllık yüzde 94 artarak 39,4 milyon kişi olarak gerçekleşirken aynı dönemde toplam turizm gelirleri ise yüzde 68 artarak 35 milyar dolara yükselmiştir. Yılın geri kalanında da turizmdeki seyrin devam etmesi ve rekor gelir elde ettiğimiz 2019 yılının da oldukça üzerinde performans göstermesini bekliyoruz.

“ENERJİ FATURASI GEÇEN YILIN AYNI SEVİYESİNDE KALSAYDI ŞU AN CARİ İŞLEMLER AÇIĞINI KONUŞMUYOR OLACAKTIK”

Cari işlemler dengesi enerji ithalatı kaynaklı açık verirken enerji hariç cari denge fazla verme eğilimini sürdürmektedir. Ayrıca vurgulamak isterim ki enerji faturası geçen yılın aynı seviyesinde kalsaydı şu an cari işlemler açığını konuşmuyor olacaktık.

Şöyle ki; ihracattaki güçlü görünüm ve turizm gelirlerindeki toparlanmaya rağmen, başta enerji olmak üzere yüksek emtia fiyatlarının etkisiyle cari işlemler açığı, ağustos itibarıyla yıllıklandırılmış olarak 40,9 milyar dolar olmuştur. Enerji ve altın hariç değerlendirildiğinde cari işlemler dengesi, ağustos ayında yıllıklandırılmış olarak 41,2 milyar dolar fazla vermiştir.

Bu yılın ilk yarısındaki yüzde 7,5'lik güçlü büyümeye rağmen, altın ve enerji hariç cari işlemler dengesinde 2019 yılından sonraki en iyi yıllık seviyeye ulaşılmıştır. Ekonomik büyümede güçlü performansın görüldüğü bir dönemde sağlanan bu iyileşme, Türkiye Ekonomi Modeli’nin önemli bir başarısıdır. Uyguladığımız politikalarla cari işlemler dengesini orta ve uzun vadede kalıcı olarak iyileştirmeyi amaçlıyoruz.

Bu kapsamda katma değerli üretimi artırmak, yenilenebilir enerjinin payını daha da yükseltirken enerji teknolojilerini yerli ve milli imkanlarla geliştirmek, elektrik motorlu araç endüstrisi ve mobilite ekosistemini hayata geçirmek, dijital dönüşümü hızlandırmak ve işgücünün niteliklerini iyileştirmek için kapsamlı politikalar uyguluyoruz. Diğer yandan, 2023 başında Karadeniz’deki doğal gaz çalışmalarının tamamlanması ve yeni rezervlerin keşfi ile enerjide dışa bağımlılığımızı azaltmayı ve cari işlemler dengesi ile dış finansman ihtiyacı üzerindeki baskıyı daha da aşağı çekmeyi hedefliyoruz.

“NET DÖVİZ POZİSYON AÇIĞI 2010’DAN BU YANA EN DÜŞÜK SEVİYESİNE GERİLEMİŞTİR”

Dış finansman üzerindeki baskıyı azaltmayı amaçlayan yaklaşımımız, reel sektörün döviz pozisyonuna olumlu yansımaktadır. Finansal kesim dışındaki firmaların net döviz pozisyon açığı, 2017’den itibaren 98,5 milyar dolar iyileşerek 2022 yılı ağustos ayında, 2010’dan bu yana en düşük seviyesi olan 89 milyar dolara gerilemiştir. Ayrıca sektör, kısa vadeli net döviz pozisyonunda ağustos ayı itibarıyla 69 milyar dolar fazladadır. Diğer yandan, uluslararası rezerv pozisyonumuzu güçlü tutmak, önceliklerimiz arasında yer almaktadır. TCMB brüt rezervleri, yıl başına göre 3 milyar doların üzerinde artarak, 28 Ekim itibarıyla 114,2 milyar dolar seviyesine ulaşmıştır.

“RUSYA-UKRAYNA SAVAŞI, KÜRESEL KOŞULLARIN DAHA DA ZORLAYICI HALE GELMESİNE NEDEN OLMUŞTUR”

Enflasyon, istisnasız tüm dünyada bir sorun haline gelmiş durumda. Bu gelişmede birçok faktör belirleyici olurken yakın coğrafyamızda yaşanan Rusya-Ukrayna savaşı da küresel koşulların daha da zorlayıcı hale gelmesine neden olmuştur. Kolay kolay tahayyül edilemeyecek birçok riskin aynı anda gerçekleşmesi, ülkemizde de enflasyon görünümünü bozmuştur. Uluslararası piyasa gelişmelerine duyarlılığı yüksek olan enerji, ulaştırma, gıda ve dayanıklı tüketim malları gibi kalemlerde yüksek fiyat artışları kaydedilmiştir. Buna bağlı olarak yıllık tüketici enflasyonu, ekim ayı itibarıyla yüzde 85,5’e yükselmiştir. Türkiye Ekonomi Modeli’miz kapsamında, enflasyonla mücadeleyi, birçok gelişmiş ve gelişmekte olan ülkenin yaptığı gibi tüketim, üretim ve yatırım daralmasına neden olacak faiz artışları yoluyla değil, ekonomimizin üretim kapasitesini artıracak arz yönlü politikaları geliştirerek sürdürüyoruz.

“HEDEFİMİZ, ÜLKEMİZİ GÜÇLÜ BİR ÜRETİM EKONOMİSİ HALİNE GETİRMEKTİR”

Hedefimiz, ülkemizi güçlü bir üretim ekonomisi haline getirmektir. Böylece durgunluk, yüksek işsizlik ve istikrarsızlık sorunlarını yaşamak yerine, insan odaklı bir yaklaşımla kalıcı fiyat istikrarını sağlamayı hedefliyoruz. Bununla birlikte, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de artan hayat pahalılığı nedeniyle vatandaşlarımızın karşılaştığı sıkıntıların elbette farkındayız. Alım güçlerinde gerçekleşen kaybın önüne geçmek için hükümet olarak üzerimize düşen hiçbir sorumluluktan kaçmıyoruz. Vatandaşlarımızı, çalışanlarımızı, emeklilerimizi, esnaf ve çiftçilerimizi enflasyona karşı ezdirmemek için gelir ve harcama politikalarını etkin bir şekilde kullanıyoruz.

Bankacılık sektörümüz, güçlü sermaye yapısı ve yüksek aktif kalitesiyle KOBİ’ler başta olmak üzere reel sektörümüze üretken alanlarda kaynak sağlamaya devam etmektedir. 2022 yılı eylül ayı itibarıyla sektörün sermaye yeterlilik rasyosu yüzde 18,8 ile yüzde 8 olan yasal asgari oranın 2 katının üzerinde gerçekleşirken tahsili gecikmiş alacak oranı yüzde 2,3 ile oldukça düşük seviyelerde seyretmektedir.

Küresel finansal koşulların sıkılaştığı bu dönemde bankalarımız, aracılık faaliyetlerini sağlıklı bir şekilde sürdürmektedir. 2022 yılı eylül ayında sektörün yıllıklandırılmış öz kaynak ve aktif kârlılığı, sırasıyla yüzde 35,4 ve yüzde 4,1 olarak gerçekleşmiştir. Bankacılık sektörümüz, ekim ayı itibarıyla yabancı para net genel pozisyonunda 5 milyar dolarlık fazlaya sahiptir. Sektör, dengeli görünümü ve güçlü sermaye yapısı sayesinde olası şoklara karşı dirençli bir konumdadır.

“KKM HESAPLARINA BUGÜNE KADAR YAKLAŞIK 91,6 MİLYAR TL DESTEK ÖDEMESİ GERÇEKLEŞTİRİLMİŞTİR”

2021 yılı aralık ayında döviz kuru oynaklıklarının önüne geçerek finansal istikrarımızı tahkim etmek amacıyla Kur Korumalı Mevduat ve Katılma Hesapları (KKM) uygulamasını devreye aldık. Vatandaşlarımızın KKM’ye destek ve teveccühleri sayesinde milli para birimimizde istikrar güçlendirilmiş ve TL’ye olan güven artmıştır. 9 Kasım itibarıyla 2,3 milyon mudinin yaklaşık 1,5 trilyon TL’lik tasarrufu bu hesaplarda değerlenmektedir. Hazine tarafından desteklenen KKM hesaplarına bugüne kadar yaklaşık 91,6 milyar TL destek ödemesi gerçekleştirilmiştir. Hazine destekli hesaplarda yenileme oranı yaklaşık yüzde 70 seviyesindedir. KKM hesaplarının toplam vadeli mevduatlar içindeki payı ise yüzde 27’dir.

Altını çizmek isterim ki KKM uygulaması olumsuz jeopolitik gelişmeler, küresel finansal koşullardaki sıkılaşma, avro-dolar paritesindeki gelişmeler ve arz güvenliğine ilişkin yaşanan tüm sorunlara rağmen finansal istikrarın sürdürülmesinde etkin rol oynamıştır. KKM uygulamasıyla birlikte TL mevduatın ortalama vadesi 2 katına yükselmiş, sektörün en önemli risklerinden olan vade uyumsuzluğunda önemli iyileşme sağlanmıştır. Ayrıca döviz tevdiat hesaplarının toplam mevduatlardaki payı, yaklaşık 17 puan düşüş göstererek yüzde 52,3’e gerilemiştir.

Küresel finansal piyasalarda öngörülebilirliğin azaldığı, dolar karşısında avronun dahi sene başına göre yüzde 12, Japon yeninin ise yüzde 27 değer kaybettiği böyle bir ortamda TL’de stabilite sağlanmıştır. Reel kur ise sene başına göre yüzde 16,7 değer kazanmıştır. Bu uygulamanın döviz kuru dalgalanması ve diğer makroekonomik göstergeler üzerindeki olumlu etkileri dikkate alındığında maliyeti sınırlı kalmıştır.

“TÜRKİYE EKONOMİ MODELİ’MİZ KAPSAMINDA ÇEYREK ALTIN SİSTEMİ’Nİ HAYATA GEÇİRDİK”

Âtıl tasarrufların ekonomiye kazandırılması amacıyla Türkiye Ekonomi Modeli’miz kapsamında Çeyrek Altın Sistemi’ni hayata geçirdik. Altın Toplama Ekosistemi içerisinde yer alan bu sistemde, tasarruf sahipleri fiziki altınlarını, adet fark etmeksizin ‘Darphane Kazandıran Çeyrek Hesap Sistemi’ne dahil bankalar ve katılım bankalarında açacakları hesaplarında değerlendirmektedir. Finansal istikrarın güçlendirilmesinin yanı sıra Türkiye Ekonomi Modeli’mizin önceliklerini yerine getirmemizde reel sektörün finansmana kesintisiz ve sorunsuz bir şekilde erişimi oldukça elzemdir. Bu bağlamda, kredilerin tüketim yerine üretken alanlara yönlendirilmesi ve amacına uygun şekilde iktisadi faaliyetle buluşması selektif kredi politikamızın odağını oluşturmaktadır.

Hazine Destekli Kredi Kefaleti Sistemi’ni etkin olarak kullanmaya devam ediyoruz. Bu çerçevede işletmelerimizin harcamalarının karşılanması, firmaların yatırım ve ihracat faaliyetlerinin desteklenmesi amacıyla yakın dönemde üç adet kredi paketini uygulamaya aldık. Ayrıca sektörlerin taleplerine yönelik olarak, tarım ve inşaat özelinde yeni kredi paketlerini de uygulamaya koyduk.

“İSTİHDAM, ÜRETİM VE İHRACAT ODAKLI KREDİ KULLANDIRIMINI ÖNCELİKLENDİRMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

2022 yılında, yaklaşık 7 bin ticari işletmemize 54 bin kredi işlemi ile 71 milyar TL kredi ve 61 milyar TL’lik kefalet kullandırdık. İlave olarak, ülkemizin üretim kapasitesini ve ihracat potansiyelini artırmak için ihracatçılara ve turizm sektörüne uygun faizli, uzun vadeli toplam 150 milyar TL’lik kredi imkanı sunduk. Selektif kredi yaklaşımımızın katkısıyla bankacılık sektörü toplam kredi hacminde 2022 yılında gerçekleşen yaklaşık 2 trilyon TL’lik artışta, imalat sanayii öncülüğünde kullandırılan ticari nitelikli krediler belirleyici olmuştur. Ülkemizin büyümesi ve kalkınmasında önemli bir rol üstlenen KOBİ’lerin bankacılık sektöründen kullandıkları kredi hacmi, ekim ayı itibarıyla 1,7 trilyon TL’yi aşmıştır. KOBİ kredilerinin tarihsel ortalamasının üç katı üzerinde büyümüş olması, modelimizin çıktılarıyla uyumludur. KOBİ kredisi kullanan müşteri sayısı, eylül ayı itibarıyla 4,3 milyon adedi geçmiştir.

Yakın dönemde devreye aldığımız ilave makro ihtiyati tedbirlerin olumlu yansımalarını, son dönemde kayda değer biçimde azalış gösteren politika faizi ile kredi faizi makasında görüyoruz. İlerleyen zamanlarda da kredi politikamızda selektif yaklaşımımızı sürdürerek yatırım, istihdam, üretim ve ihracat odaklı kredi kullandırımını önceliklendirmeye devam edeceğiz.

“2022’DE 923 BİN ÜRETİCİYE 116 MİLYAR TL’LİK HAZİNE FAİZ DESTEKLİ KREDİ KULLANDIRDIK”

Çiftçi ve esnafımıza yönelik finansman imkanlarını da genişleterek üretime olan desteğimizi sürdürüyoruz. Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri aracılığıyla 2022 yılında 923 bin üreticiye yaklaşık 116 milyar TL’lik Hazine faiz destekli kredi kullandırdık. Bu kredilerden doğan faizin ortalama yüzde 70’ini karşıladık. Böylece üreticilere bütçeden 6,4 milyar TL faiz desteği sağladık. Bu tutarın yıl sonunda 10,5 milyar TL’ye ulaşmasını bekliyoruz. Bu yıl içinde tarımsal üreticiler için Hazine faiz destekli kredilerin tamamında üst limitleri yükselttik. Tarımsal sulama birliklerine güneş enerjisi yatırımları için 7,5 milyon TL’ye kadar olan yatırımlarında yüzde 100’e kadar faiz desteği uygulamasını başlattık. Ayrıca, sulama kooperatifleri, sulama birlikleri ile tarımsal üreticilerin 10 milyon TL’ye kadar olan geçmiş dönem ve cari dönem elektrik faturaları için kullandırılan kredilerin faiz yükünün tamamını karşılamaktayız.

Tarımsal sulama projeleri kapsamında ise DSİ-TOKİ iş birliğinde 50 milyar TL maliyetli projelerin finansman maliyetini karşılıyoruz. Bunlara ilaveten, borçları aciz vesikasına bağlanmış tarımsal üreticilerimizin 664 milyon TL’lik faiz borcunu sildik. Halk Bankası aracılığıyla 2022’de 1 milyon esnaf ve sanatkâra yaklaşık 46 milyar TL’lik Hazine faiz destekli kredi kullandırdık. Bu kredilerden doğan faizin de yaklaşık yüzde 50’sini karşılıyoruz. Esnafımızın 2021’den önce kullandığı Hazine destekli kredilerin faizlerinin ortalama yüzde 75’ini karşılamaya devam ediyoruz. Uygulamanın başından bu yana, esnafımıza düşen ilave 2,5 milyar TL’lik faiz yükünü karşıladık. Esnafımıza verilen faiz desteğinin yıl sonuna kadar 9,8 milyar TL’ye ulaşmasını öngörüyoruz. Bunlara ilaveten, Halk Bankası aracılığıyla esnaf ve sanatkârlara 100 milyar TL’lik Hazine faiz destekli kredi kullandırımını başlattık.

“HAZİNE FAİZ DESTEKLİ KREDİLERDEKİ SIFIR FAİZLİ KREDİ LİMİTİNİ 100 BİN TL’DEN 300 BİN TL’YE ÇIKARDIK”

Finansmana erişimde sıkıntı yaşayan erken aşama şirketleri alternatif finansal araçlarla desteklemeye ve girişimcilik ekosistemini geliştirmeye devam ediyoruz. Bu amaçla Melek Yatırımcılık Sistemi’ni, üst fonlara ve girişim sermayesi fonlarına doğrudan kaynak aktarım mekanizmalarını finansmana erişimin artırılması kapsamında kullanmayı sürdürüyoruz. Ayrıca, genç girişimcilere Halk Bankası aracılığıyla kullandırılan Hazine faiz destekli kredilerdeki sıfır faizli kredi limitini 100 bin TL’den 300 bin TL’ye, bu kredilerde aranan yaş sınırını da 30'dan 35'e çıkardık.

Hükümetlerimiz döneminde attığımız güçlü adımlarla kamu maliyesini sağlam temeller üzerine inşa ettik. Bütçe disiplinini kalıcı hale getirirken elde ettiğimiz kazanımları vatandaşlarımızın hizmetine sunduk. Küresel ekonomik krizlerin, jeopolitik gerginliklerin ve salgın koşullarının yaşandığı olağanüstü durumlarda vatandaşlarımıza ve ekonomiye sağladığımız teşvik ve desteklere rağmen bütçe disiplininden taviz vermedik. 2021 yılında merkezi yönetim bütçe açığının GSYH’ye oranını yüzde 2,8 ile sınırlı tuttuk.

“MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE AÇIĞININ GSYH’YE ORANININ YÜZDE 3,4 OLARAK GERÇEKLEŞMESİNİ BEKLİYORUZ”

2022 yılında da olumlu seyreden ekonomik aktiviteyle birlikte ağırlıklı olarak gelir ve kazançlardan alınan dolaysız vergilerin katkısıyla bütçe gelirlerimiz güçlü bir artış göstermiştir. Bu yıl da doğal gaz ve elektrik tüketimine yönelik sübvansiyonlara, sosyal kesimlere sağladığımız ilave desteklere, çalışanlar ve emeklilerimize yaptığımız ücret ve maaş artışlarına ve vazgeçtiğimiz vergi gelirlerine rağmen, merkezi yönetim bütçe açığının GSYH’ye oranının yüzde 3,4 olarak gerçekleşmesini bekliyoruz. 2022 yılında genel yönetim bütçe açığının milli gelire oranının Japonya’da yüzde 7,9, Fransa’da yüzde 5,1, İngiltere’de yüzde 4,3, Hindistan’da yüzde 9,9 ve Çin’de yüzde 8,9 olması öngörülmektedir.

Görüldüğü üzere ülkemiz, bütçe performansıyla gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerden pozitif ayrışmaya devam etmektedir. 2023 yılı bütçesi de önceki bütçelerde olduğu gibi mali disiplin anlayışıyla hazırlanmıştır. Orta Vadeli Program döneminde, Türkiye Ekonomi Modeli kapsamında kamu mali yapısının daha da güçlendirilmesi hedeflenmiştir. Bütçe politikalarımızın bir parçası olan gelir politika ve uygulamalarımız, Türkiye Ekonomi Modeli’nin bir diğer önemli ayağını oluşturmaktadır. Vatandaşlarımızı, esnafımızı, çiftçimizi ve ihtiyaç duyulan tüm alanları destekliyor, gelir ve vergi politikalarımızı etkin ve verimli bir şekilde kullanıyoruz.

Bu kapsamda, 2022 yılı başından itibaren asgari ücrete kadar olan tutarları tüm çalışanlar için vergi dışı bıraktık ve sadece 2022 yılında bu uygulamayla 90,6 milyar TL vergi gelirinden vazgeçtik. İşçilere verilen günlük yemek bedeli ve günlük yol bedeli istisna tutarlarını artırdık. Çalışanlara yemek bedeli olarak yapılan nakit ödemeleri de doğrudan gelir vergisi istisnası kapsamına aldık. İşverenlerin elektrik, doğal gaz ve ısınma giderleri için çalışanlarına yapacakları bin TL’ye kadar ödemelerini gelir vergisinden istisna ettik, bu ödemelerin sigorta prim kesintisine tabi tutulmamasını sağladık. Basit usulde vergilendirilen yaklaşık 850 bin esnafımızın kazançlarını gelir vergisinden istisna tuttuk.

“TARIMSAL DESTEKLEME ÖDEMELERİNDE GELİR VERGİSİNİ KALDIRDIK”

Tarımsal destekleme ödemelerinde gelir vergisini kaldırdık. Geçmiş 5 yılda yapılmış kesintiler kapsamında, 1,5 milyon çiftçimize bugüne kadar 2,7 milyar TL tutarında vergiyi iade ettik. Evlerinde imal ettikleri malları internet üzerinden satanlar ile çatı ve cephelerindeki tesislerden elde ettikleri elektriği sisteme satan vatandaşlarımızın kazançlarını esnaf muafiyetinin kapsamına dâhil ettik. Sertifikalı tüm tohumluk, fide ve fidanların KDV oranını yüzde 1’e düşürdük. Yüzde 8 oranına tabi tarım makinelerinin kapsamını genişlettik. Tıbbi cihazlarda KDV oranını yüzde 18’den yüzde 8’e indirdik. 2022 yılında enflasyonla mücadele kapsamında 276,8 milyar TL vergi gelirinden vazgeçiyoruz.

Vatandaşlarımızın alım güçleri ve refahını artırıyoruz. Tüketim vergilerinde önemli ölçüde indirim ve sadeleştirmeler yaptık. Bu kapsamda, gıda ürünlerindeki KDV’yi yüzde 1’e indirdik. Gıda ürünlerinin toptan-perakende satışlarında KDV oran farklılığını ortadan kaldırdık. Yeme-içme hizmetlerinde, temel temizlik ürünlerinde, meskenlerde kullanılan ve çiftçimizin kullandığı elektrikte KDV oranını yüzde 8’e indirdik. Arsa ve arazi teslimlerinde KDV oranını yüzde 18’den yüzde 8’e indirdik, konut teslimlerinde KDV uygulamasını kademeli hale getirdik.

Yine vatandaşlarımızın en temel harcamalarında desteklerimizi vermeye devam ediyoruz. Bu amaçla vatandaşlarımızın hanelerde kullandığı doğal gazda yüzde 80, elektrikte ise birinci kademede yaklaşık yüzde 50 sübvansiyon sağlıyoruz. Yani maliyeti 300 TL olan bir elektrik sarfiyatının vatandaşımıza faturalanan kısmı sadece 150 TL’dir, kalan 150 TL’si ise sübvanse edilmektedir. Doğal gaz içinse bu tutarlar daha çarpıcı olup, maliyeti 500 TL olan gaz tüketiminin sadece 100 TL’si vatandaşımıza fatura olarak yansırken 400 TL’lik büyük kısmını devletimiz karşılamaktadır.

“KONUT PROBLEMİNİ ÇÖZMEK AMACIYLA DA CUMHURİYET TARİHİNİN EN BÜYÜK SOSYAL KONUT PROJESİNİ BAŞLATTIK”

2,1 milyon haneye 150 kilovat saate kadar elektrik tüketim desteği sağlıyoruz. Hedefimiz, bu desteğin 4 milyon haneye çıkarılmasıdır. Bu kapsamda, 2023 yılında Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu’na 4,8 milyar TL tutarında kaynak ayrılması planlanmıştır. 

Benzer bir uygulamayı 2022 yılında doğal gazda da hayata geçirdik. Halihazırda ihtiyaç sahibi 331 bin haneye 900 TL ile 2 bin 500 TL arasında bir tutarda, yılda iki kez ödenecek şekilde fatura desteği veriyoruz. Bu kapsamda, 2023 yılında Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu’ndan 1,8 milyar TL tutarında kaynak ayrılmıştır. Uzun vadeli konut problemini çözmek amacıyla da Cumhuriyet tarihinin en büyük sosyal konut projesini başlattık. Hükümetlerimiz döneminde, çalışanlarımızın ve emeklilerimizin her zaman yanında olduk, aylık ve ücretlerinde önemli iyileştirmeler sağlarken enflasyonun oldukça üzerinde artışlar yaptık.

Asgari ücreti 2022 yılında yüzde 95 oranında artırdık. 2022 yılında kamu görevlileri ile memur emeklilerimizin aylık ve ücretlerinde yüzde 85,5, SSK ve BAĞ-KUR emekli aylıklarında yüzde 78,6 oranında artış gerçekleştirdik. Yaklaşık 5,3 milyon memur ve memur emeklimizi kapsayan ek gösterge düzenlemesiyle mali haklarda önemli artış sağladık. Kariyer basamaklarına bağlı olarak öğretmenlerimizin mali haklarını önemli ölçüde iyileştirdik. Sağlık çalışanlarımızın maaşlarında ve doktorlarımızın emekli aylıklarında ciddi artışlar yaptık, intörn eğitimi alan öğrencilerimizin ücretlerini de net asgari ücret seviyesine yükselttik. Muhtarlarımızın ödeneklerini net asgari ücret seviyesine yükselttik. Topladığımız verginin her lirasının vatandaşlarımıza tekrar hizmet olarak dönmesini sağlamak ve alın terinin karşılığını verebilmek için gecemizi gündüzümüze katarak çalışmaya devam edeceğiz.

“İSTANBUL’UN BÖLGESEL VE KÜRESEL BİR FİNANS MERKEZİ OLABİLMESİ İÇİN İSTANBUL FİNANS MERKEZİ KANUNU’NU ÇIKARDIK”

Yatırıma, istihdama, üretime ve ihracata yönelik büyüme odaklı vergisel desteklerimizi güçlü bir şekilde sunmaya devam ediyoruz. Bu kapsamda, ihracatçı şirketlerimiz ile sanayi sicil belgesini haiz imalatçı şirketlerimiz için kurumlar vergisini 1 puan indirdik. Payları Borsa İstanbul’da ilk defa işlem görmek üzere en az yüzde 20 oranında halka arz edilen şirketlere ilişkin kurumların 5 hesap dönemine ilişkin kurumlar vergisi oranının 2 puan indirimli uygulanmasına imkan tanıdık. Yatırım teşvik belgesi olmasa dahi sanayicilerin yeni makine ve teçhizat alımlarına KDV istisnası tanıdık. 2023 yılı sonuna kadar alınacak yeni makine ve teçhizatın amortisman sürelerini yarıya indirdik.

Yatırım teşvik sisteminde hak edilen yatırıma katkı tutarının kurumlar vergisi haricindeki diğer vergi ödemelerinden de belli oranda indirilmesine imkan sağladık. Öz kaynakların kullanımını teşvik eden çok sayıda düzenleme yaptık. İstanbul’un bölgesel ve küresel bir finans merkezi olabilmesi için İstanbul Finans Merkezi Kanunu’nu çıkardık. Böylece İstanbul Finans Merkezi’nin hukuki, fiziki, beşeri ve vergisel altyapısını sağlayacak düzenlemeleri hayata geçirmiş olduk.

“KAYIT DIŞI EKONOMİYLE GÜÇLÜ MÜCADELEMİZİ SÜRDÜRÜYORUZ”

Vergiye uyumu güçlendiriyor, kayıt dışı ekonomiyle güçlü mücadelemizi sürdürüyoruz. Bu kapsamda, geçici vergi beyannamesi sayısını 4’ten 3’e indirdik. Vergiye uyumlu mükelleflere uygulanan vergi indiriminin koşullarında değişiklik yaparak uygulamanın kapsamını genişlettik. İdare ile mükellefler arasında ortaya çıkan ihtilafların sonlandırılması amacıyla ‘kanun yolundan vazgeçme’ müessesesini ihdas ettik. KDV’de ‘İsteğe Bağlı Tam Tevkifat’ uygulamasını hayata geçirdik.

Rekabet ortamını bozan, kaynak dağılımını zedeleyen ve ekonomik potansiyelimize zarar veren kayıt dışı ekonomiyle mücadele kapsamında, kayıt dışılığın yoğun olduğu akaryakıt sektöründe teminat uygulamasını getirdik. Vergi kaçakçılığı suçlarında hapis cezalarının üst sınırını artırdık. Konut sektöründe kayıt dışılık ve haksız fiyat oluşumlarıyla mücadele kapsamında internet ilan sitelerine bilgi verme zorunluluğu getirdik. Vergi incelemelerinde sektörel ve fonksiyonel uzmanlaşma modeline geçerek yenilikçi denetim teknikleriyle mükellef haklarını önceleyen bir yaklaşımla denetimlerimizi sürdürüyoruz.

“KAYIT DIŞI EKONOMİYLE MÜCADELE EYLEM PLANI’NI HAYATA GEÇİRECEĞİZ”

2023-2025 dönemini kapsayan Kayıt Dışı Ekonomiyle Mücadele Eylem Planı’nı hayata geçireceğiz. Büyük verinin elektronik ortama aktarıldığı, risk senaryolarının oluşturulduğu, mükellef ve sektörel analiz çalışmalarının yapılabildiği RADAR sisteminin de katkısıyla kayıt dışı ekonomiyle mücadelede etkinliği artırıyoruz.

Vergi uygulamaları ile muhasebe ve raporlama hizmetlerinde dijitalleşmeyi yaygınlaştırıyoruz. İnternet Vergi Dairesi, e-Fatura, e-Defter, Hazır Beyan Sistemi, İnteraktif Vergi Dairesi, e-Tebligat ve e-Yoklama gibi çok sayıda uygulamayı hayata geçirdik. Böylece, başta 6,9 milyon vergi mükellefimiz olmak üzere tüm vatandaşlarımıza 7 gün 24 saat hizmet veriyoruz. Bütünleşik Kamu Mali Yönetim Bilişim Sistemi’yle kamu mali yönetiminde, giderlerin planlanmasından bütçelenmesine, harcama aşamasından muhasebeleştirilmesine, nakdinin sağlanıp ödenmesinde raporlanması ve denetim aşamasına kadar tüm süreçleri elektronik ortamda yürütüyoruz.

Kağıt belge kullanımını ortadan kaldırmayı hedeflemekteyiz. Kamu harcamalarında tasarruf sağlanması ve kamu alımlarının rasyonel bir temelde gerçekleştirilmesi bir diğer hedefimiz olmuştur. Bu kapsamda, Devlet Malzeme Ofisi bünyesinde merkezi alım politikalarını işletiyoruz. Kamu hastanelerinin ihtiyaç duyduğu ilaç ve tıbbi malzemelerin daha etkin temin edilmesi amacıyla başlattığımız Sağlık Market uygulamasını genişleterek devam ettiriyoruz. Ayrıca, kamunun akaryakıt ihtiyacının merkezi olarak tedarik edilmesiyle önemli oranda tasarruf sağlıyoruz. Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğü, yürüttüğü Ar-Ge çalışmalarıyla birlikte dünyanın en güvenli pasaportunu üretir hale gelmiştir.

“MAKROEKONOMİK DENGELERİ GÖZETEN BİR BORÇLANMA PROGRAMI UYGULANMIŞTIR”

Kamu maliyesindeki disiplinli duruş ve uygulanan etkin borçlanma politikaları neticesinde, Avrupa Birliği (AB) tanımlı genel yönetim borç stokunun milli gelire oranı, 2021 yılında yüzde 41,8 iken 2022 yılının ikinci çeyreğinde yüzde 39,3’e gerilemiştir. AB üyesi ülkelerde ise bu oran, ikinci çeyrek itibarıyla ortalama yüzde 86 seviyesinde olup, 2022 yıl sonunda Fransa’da yüzde 112, Almanya’da yüzde 71 ve İtalya’da yüzde 147 olması beklenmektedir. Milli gelire oran olarak borç stokunun gerilemeye devam etmesini ve program dönemi sonunda yüzde 32,1 olmasını öngörüyoruz. Küresel piyasalardaki olumsuz görünüm ve yaşanan dalgalanmalara rağmen 2022 yılında mali disiplinden ödün vermeden stratejik ölçütlere dayalı ve makroekonomik dengeleri gözeten bir borçlanma programı uygulanmıştır.

Borçlanmanın vadesi, maliyeti ve kompozisyonu alanlarında ciddi kazanımlar elde edilmiştir. 2020 yılı sonunda 34 ay, 2021 yılı sonunda ise 54 ay olan iç borçlanmanın ortalama vadesi, 2022 yılı ekim ayı itibarıyla 69 aya kadar yükselmiştir. 2022 yılı başında yüzde 24,6 olan sabit getirili TL cinsi iç borçlanmanın ortalama maliyeti, 2022 yılı ekim ayına gelindiğinde yüzde 10,9’a gerilemiştir.

Borç stokunun faiz oranlarına karşı duyarlılığını azaltmak amacıyla sabit faizli borçlanma araçları tercih edilerek değişken faizli borçların payı azaltılmıştır. 2019-2021 döneminde toplam iç borçlanmanın yüzde 38’i sabit getirili TL cinsi senetler ile sağlanmışken bu yılın ocak-ekim döneminde sabit getirili TL cinsi senetlerin payı yüzde 58’e yükselmiştir.

“2022 YILINDA YURT İÇİ DÖVİZ CİNSİ BORÇLANMALAR AZALTILMIŞ, TÜRK LİRASI CİNSİ BORÇLANMAYA AĞIRLIK VERİLMİŞTİR”

Borç stokunun yapısını iyileştirmek için yurt içi borçlanmada döviz cinsi senetlerin payı azaltılmıştır. Bu çerçevede, 2022 yılında yurt içi döviz cinsi borçlanmalar azaltılmış, Türk lirası cinsi borçlanmaya ağırlık verilmiştir. Piyasa koşullarına bağlı olmakla birlikte, önümüzdeki yıl da yurt içinde döviz cinsi borçlanmanın payını azaltmaya devam edeceğiz.

2022 yılı, küresel ekonomiye ilişkin olumsuz görünüm ve yaşanan jeopolitik gelişmeler çerçevesinde, özellikle gelişmekte olan ülkeler için finansal koşulların ve finansmana erişim imkanlarının önceki yıllara göre son derece sıkılaştığı bir dönem olmuştur. Buna rağmen, şubat ve ekim aylarında iki kira sertifikası, mart ve kasım aylarında ise iki tahvil ihracı sonucunda uluslararası sermaye piyasalarından toplam 9 milyar dolar dış finansman sağlanmıştır. Hazine ve Maliye Bakanlığı olarak gerek doğrudan gerek garanti sağlayarak uygun koşullarda dış finansman olanaklarını da değerlendiriyoruz.

2022 yılı ekim ayı itibarıyla Hazine geri ödeme garantisi altında 1,2 milyar dolar ve 1 milyar doları tahsisli olmak üzere, proje finansmanı amacıyla toplam 2,2 milyar dolar tutarında dış finansman sağladık. Sağlanan finansman; sağlık, tarım ve enerji sektörlerindeki projelerin desteklenmesi amacıyla kullandırılmaktadır.

Tek Hazine Kurumlar Hesabı uygulamasıyla Hazine nakit rezervi güçlendirilmiş ve bütçeye katkı sağlanmıştır. Uygulama sayesinde toplamda 50 milyar TL’yi aşan bir kaynak büyüklüğüne, herhangi bir maliyet olmaksızın ulaşılmış ve 12 milyar TL’yi aşan nema geliriyle merkezi yönetim bütçesine katkı sağlanmıştır. 2021 Yılı Denetim Raporu’nda Bakanlığımıza yönelik olarak toplam 18 denetim bulgusuna yer verilmiştir. Söz konusu bulgularla ilgili olarak; 6 bulgunun gereği Bakanlığımız birimlerince yerine getirilmiştir. 3 bulguyla ilgili olarak gerekli mevzuat çalışmaları yapılmış olup mevzuatların yayınlanmasına yönelik süreç devam etmektedir. 4 bulguyla ilgili çalışmalarımız devam ediyor, bulguların gereğinin yerine getirilmesini sağlayacağız. 5 bulguyla ilgili olarak; Bakanlığımız tarafından yapılan işlemlerin hâlihazırda mevcut mevzuata uygun olarak yürütüldüğü değerlendirilmekte olup, bu hususları Sayıştay ile bir araya gelerek sonuçlandıracağız. Ayrıca, Bakanlık olarak diğer kurumlara ait Sayıştay bulgularına yönelik de çözümler geliştiriyor, kurumlara teknik destek sağlıyoruz.”

Kaynak: HABER MERKEZİ
Yorumlar (0)