Aydın Barosu Kadın Hakları Komisyonu, İstanbul’da vahşice öldürülen Başak Cengiz’in davasının takipçisi olduklarını duyurdu.

Komisyon adına açıklama yapan Kübra Hergül, son 10 günde 8 kadının şiddet kurbanı olduğunu hatırlatarak “İstanbul Sözleşmesi’nden daha iyisi (!) hala yapılmadı. Hatırlatıyoruz; İstanbul Sözleşmesi hala yürürlüktedir, uygulanmalıdır. Taahhütler yerine getirilmeli, şiddet ve ayrımcılık önlenmeli, gerekli tüm tedbirler alınmalıdır” ifadelerini kullandı.

Hergül açıklamasında şunları söyledi:

Hiçbir kadının kaderi, bir erkeğin can sıkıntısına bağlı değildir.

Pamuk ipliğine bağlı hayatlarımızda ölümü hiç beklemediğimiz biri yüzünden, hiç beklemediğimiz biri elinden ve her an olacakmış gibi hissetmekten bıktık.

Gerekli tedbirlerin alınmamasından, yükümlülüklerin yerine getirilmemesinden; her güne yeni bir cinayet ile uyanmaktan ve her günü yeni bir cinayetle kapatmaktan da bıktık.

Başak CENGİZ ne kılıçla vahşice öldürülen ilk kadın ne de tanımadığı biri tarafından sebepsiz yere öldürülen ilk kadın.

Bizse bir kez daha son olmasını diliyor, kanun koyucu ve kolluk güçlerinin üzerlerine düşen sorumluluğu yerine getirmesini bekliyoruz.

Bir kadının hayatının bu kadar değersiz ve savunmasız görülmesinden vazgeçilmesini istiyoruz.

Kadın cinayetlerinin ve yaptırımlarının faillerinin yanına kâr kalacağı algısı cinayetleri ve vahşet boyutlarını artırmaktadır.

Başak CENGİZ, kurbanını arayan bir caninin radarına takılmıştır. Katili ise sırf canı sıkıldığı için, bir insanı öldürmek amacıyla sokağa çıktığını ve maktul sırf kadın olduğu için karşı koyamayacağına emin olduğundan cinayeti işlediğini itiraf etmiştir.

Akıl hastalığı yalanının arkasına saklanan katil, cinayetten sonra evinin banyosunda suç aletini yıkamayı ise akıl edebilmiştir. Biz de bunların bahane olduğunu anlayabilecek ve bahaneler ardına sığınan canilerin cezadan kurtulmasını engellemek için hukuki her türlü girişimi yapabilecek kadar akıllıyız. Daha önce olduğu gibi bu kez de caninin yakasından düşmeyeceğiz.

Katilin akıl hastası olduğunun ortaya çıkması halinde dahi tehlikeli bu kişinin samuray kılıçlarından koleksiyon yapabilmesi, sokaklarda başıboş dolaşabilmesi ciddi bir ihmaldir. Bu ihmal de 28 yaşındaki Başak’ın canına mal olmuştur. Bir kadın daha yalnızca kadın olması nedeniyle öldürülmüştür.

Dün bir kez daha gördük ki öldürülmemiz için “aşk” adı altında sahip olma arzusuna kapılınması, “açık-saçık” giyinmemiz, “alkollü” olmamız ya da “gece” sokaklarda tek başımıza gezmemiz gerekmiyor. Birisi canı sıkıldığı için bizi öldürebilir. Birisi kadın öldürmek istedim, bana karşı gelemez diyebilir. Birisi bir kadını öldürdüğü için kendini savunma ihtiyacı bile hissetmeyebilir çünkü ölen bir kadın. Ve bunun adı kadın cinayeti, bu olay da kadın cinayeti tanımının somut hali…

Son 10 günde 8 kadın öldürüldü.

İstanbul Sözleşmesi’nden daha iyisi (!) hala yapılmadı. Hatırlatıyoruz; İstanbul Sözleşmesi hala yürürlüktedir, uygulanmalıdır. Taahhütler yerine getirilmeli, şiddet ve ayrımcılık önlenmeli, gerekli tüm tedbirler alınmalıdır.

İstanbul sözleşmesi engeller, korur ve yaşatır.

Mücadelemiz bitmeyecek.

Başak CENGİZ davasını da sonuna dek takip edeceğimizi, kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetlerinin sona ermesi için sonuna kadar mücadele edeceğimizi bir kez daha kamuoyuna duyuruyoruz.

GÜNCEL HABERLER İÇİN TIKLAYINIZ