banner25

banner24

AYM’den işten atılan taşeronlarla ilgili çarpıcı karar

Anayasa Mahkemesi (AYM) kamu sağlık kuruluşunda taşeron işçi olarak çalışan Kadri Eroğul’un, sosyal medyadan işverenlere yönelik olarak kullandığı “Ey insan müsveddeleri, yönetici bozuntuları” sözü nedeniyle iş akdinin feshedilmesinin ifade özgürlüğünün ihlali olduğuna hükmetti. AYM, sözü söyleyen kişinin kullandığı kelimelere onun yüklediği anlamdan öte bir anlam yüklenemeyeceğine dikkat çekti.

GÜNDEM 03.09.2022, 14:43 03.09.2022, 14:51
AYM’den işten atılan taşeronlarla ilgili çarpıcı karar

Anayasa Mahkemesi (AYM) kamu sağlık kuruluşunda taşeron işçi olarak çalışan Kadri Eroğul’un, sosyal medyadan işverenlere yönelik olarak kullandığı “Ey insan müsveddeleri, yönetici bozuntuları” sözü nedeniyle iş akdinin feshedilmesinin ifade özgürlüğünün ihlali olduğuna hükmetti. AYM, sözü söyleyen kişinin kullandığı kelimelere onun yüklediği anlamdan öte bir anlam yüklenemeyeceğine dikkat çekerek, “Derece mahkemelerinin başvurucunun dernek başkanlığı kimliğini dikkate almayarak ve doğrudan işaret edilmediği hâlde dolaylı bağlantılarla başvurucunun Kurum yöneticilerini hedef aldığını kabul ederek yaptıkları aşırı bir yorumun benimsenmesi kamusal konuşmaları imkânsız hâle getirecektir” kararı aldı.

Taşeron şirkete bağlı olarak bir kamu kurumunda görev yapan Kadri Eroğul, Ağustos 2015’de sosyal medya hesabından, “Son günlerde taşeron işçi arkadaşlar üzerinde ciddi baskılar artmış, kendini yönetici zanneden bazıları işi gücü bırakıp, taşeron işçi ile uğraşmayı kendine görev edinmiştir. Ey insan müsveddeleri, yönetici bozuntuları, şunu asla unutmayınız ki” paylaşımı yaptı.

Kamu kurumundaki yöneticilerin şikayeti üzerine Kadri Eroğul’a Kütahya 2’nci Asliye Ceza Mahkemesi’nde ceza davası açıldı. Yargılama sonrası Eroğlu’na ‘zincirleme şekilde kamu görevlilerine hakaret suçundan’ ceza verildi. Mahkeme, Eroğlu’nun sabıkasız olması ve mahkemedeki tutumu nedeniyle hükmün açıklanmasını geri bıraktı. Ceza davasında kararın kesinleşmesi üzerine taşeron şirket, Eroğul’un iş akdini ‘ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davrandığı’ gerekçesiyle feshetti.

İŞ MAHKEMESİ BAŞVURUYU REDDETTİ

Eroğul, olay tarihinde eş zamanlı olarak Kamu Taşeron Çalışanları Derneği’nin (KATAŞ-DER) Genel Başkanlığı görevini de yürüttüğünü, paylaşıma konu ifadeleri çalıştığı kurum yöneticilerine hitaben değil genel anlamda düşüncelerini yazdığını ve bu nedenle fesih işleminin haksız olduğunu belirtti. Eroğul, taşeron şirket ve kurum aleyhine işe iade talepli tespit davası açtı. Kütahya 1’nci İş Mahkemesi davanın reddine karar verdi. Mahkeme, ret kararında Eroğul’un asliye ceza mahkemesinde aldığı cezayı gerekçe gösterdi. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi de Eroğul’un istinaf talebini reddetti.  Yargıtay 22’nci Hukuk Dairesi de 2018’de temyiz istemini reddetti.

ANAYASA MAHKEMESİ İŞÇİYİ HAKLI BULDU

Eroğul, Yargıtay’ın kararının ardından 2019 yılında avukatı Deniz Tufan Soykan aracılığıyla, ifade özgürlüğünün ihlal edilerek iş akdinin sona erdirildiği iddiasıyla AYM’ye başvurdu. Dosyayı inceleyen AYM, başvurunun Anayasa'nın 26’ncı Maddesi’nde düzenlenen ifade özgürlüğü kapsamında incelendiğini belirterek, düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğünün demokrasinin işleyişi açısından önemine dikkat çekti.

 AYM, somut olayda başvurucunun kurumda çalışmasının yanı sıra kamu kurumunda çalışan taşeron işçilere yönelik faaliyet gösteren KATAŞ-DER'in Genel Başkanlığı görevini de sürdürdüğünü ve bu bağlamda taşeron işçilere ilişkin meselelerde bildireceği görüşlerin taşeron işçi kimliğinin ötesinde yürütmekte olduğu dernek başkanlığı görevinin de bir gereği olarak temsil ettiği sivil toplum kuruluşunun ilgi alanındaki toplumsal meseleleri de kapsadığının kabul edilmesi gerektiğini belirtti.

“BAŞVURUCUNUN KULLANDIĞI KELİMELERE VERDİĞİ ANLAMIN ÖTESİNDE ANLAM YÜKLENMİŞ”

AYM, başvurucunun paylaşımında genel nitelikli ‘yönetici’ kavramını kullandığını, sözlerinin belirli bir kimseyi hedef aldığına yönelik herhangi bir ifade kullanmadığını belirterek, şunları kaydetti:

“Ancak mahkemeler tarafından başvurucunun taşeron işçi olması ve ceza davasına katılanların da başvurucu ile aynı kurumda yönetici olması gerekçe gösterilerek sözlerin muhataplarından bir kısmının kurum yöneticileri olduğu kabul edilmiştir. Ancak mahkemeler tarafından başvurucunun taşeron işçi olması ve ceza davasına katılanların da başvurucu ile aynı Kurumda yönetici olması gerekçe gösterilerek sözlerin muhataplarından bir kısmının Kurum yöneticileri olduğu kabul edilmiştir. Derece mahkemelerinin başvurucunun asıl amacının kurum yöneticilerini küçük düşürmek olduğunu kabul etmesi ancak başvurucunun kullandığı kelimelere onun verdiği anlamın ötesinde anlamlar yüklemesi ile mümkün olmuştur. Başvurucunun kullandığı ifadelere onun verdiği anlamın ötesinde bir anlam yüklenmemelidir.

“KAMUSAL KONUŞMALARI İMKANSIZ HALE GETİRİR”

Derece mahkemelerinin başvurucunun dernek başkanlığı kimliğini dikkate almayarak ve doğrudan işaret edilmediği hâlde dolaylı bağlantılarla başvurucunun Kurum yöneticilerini hedef aldığını kabul ederek yaptıkları aşırı bir yorumun benimsenmesi kamusal konuşmaları imkânsız hâle getirecektir.”

“İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ, BİR DERECEYE KADAR ABARTIYA HATTA KIŞKIRTMAYA İZİN VERECEK ŞEKİLDE GENİŞ YORUMLANMALI”

AYM, değerlendirmesinde eleştirilerin abartılı şekilde ortaya konulabileceğine de dikkat çekerek, “Kaldı ki başvurucu, kullandığı ifadelerde taşeron işçilere yönelen baskının ancak ‘yöneticilik ve insanlık vasıfları taşımayan kişiler’ tarafından yapılabileceğini iddia etmiş; eleştirilerini abartılı bir şekilde ortaya koymuştur. Anayasa Mahkemesi pek çok kararında ifade özgürlüğünün bir dereceye kadar abartıya hatta kışkırtmaya izin verecek şekilde geniş yorumlanması gerektiğini kabul etmiştir” dedi.

“BAŞVURUCUNUN İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ HAKKINA MÜDAHALE”

AYM bu nedenle Kadri Eroğul’u haklı bularak ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine oy çokluğuyla karar verdi. AYM, kararında şu görüşe de yer verdi:

“Nihayetinde derece mahkemeleri, somut olaya konu ifadelerin iş akdinin feshedilmesi gibi son derece ağır ve en son çare olarak düşünülebilecek bir müdahaleye başvurmayı gerektirir nitelikte olduğunu yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde objektif ve ikna edici bir biçimde ortaya koyamamıştır. Bu sebeple başvurucunun iş akdinin feshinin geçerli bir nedene dayandığını ileri süren mahkeme gerekçeleri, başvurucunun ifade özgürlüğü hakkına yapılan müdahale için ilgili ve yeterli olarak kabul edilemez.”

Yüksek Mahkeme, kararın bir örneğinin ifade özgürlüğünün ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama için Kütahya İş Mahkemesi’ne gönderilmesine de hükmetti.

Kaynak: HABER MERKEZİ
Yorumlar (0)