İSTANBUL TABİP ODASI: "KONTROLSÜZ AÇILMANIN BEDELİNİ İNSANLARIMIZ CANLARIYLA ÖDÜYOR"

İstanbul Tabip Odası, koronavirüs nedeniyle ölümlerin son bir haftada yüzde 43 oranında arttığına dikkat çekerek, "Kontrolsüz açılmanın bedelini insanlarımız canlarıyla ödüyor" açıklamasını yaptı ve acil önlem alınması gerektiğini savundu.

GÜNDEM 24.08.2021, 16:53
İSTANBUL TABİP ODASI: "KONTROLSÜZ AÇILMANIN BEDELİNİ İNSANLARIMIZ CANLARIYLA ÖDÜYOR"

GAYE ŞEYMA CAN

İstanbul Tabip Odası, koronavirüs nedeniyle ölümlerin son bir haftada yüzde 43 oranında arttığına dikkat çekerek, "Kontrolsüz açılmanın bedelini insanlarımız canlarıyla ödüyor" açıklamasını yaptı ve acil önlem alınması gerektiğini savundu.

İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu, bugün düzenlediği basın toplantısında, artan koronavirüs vakası sayıları ile bunlara bağlı ölümlere dikkat çekti. Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Rukiye Eker Ömeroğlu, "Siyasi iktidar sahte umutlar dağıtıp asılsız başarı hikayesi yazmaya çalışsa da ölümler altı haftadır sürekli olarak arttı, günlük iki yüzün üzerine çıktı. Toplam ölüm sayısı 54 bin 765 oldu, aktif vaka sayısı 455 bini geçti" dedi.

"ÖLÜM SAYILARI 4'ÜNCÜ PİKE DOĞRU GİDİYOR"

Ağustos ayının ilk üç haftasında 2 bin 955 kişinin hayatını kaybettiğini belirten Ömeroğlu, 16-22 Ağustos arasında haftalık toplam ölümün bir önceki haftaya göre yüzde 43 arttığına işaret ederek şöyle konuştu:

"Vaka sayıları plato çizse de ölüm sayıları dördüncü pike doğru gidiyor. Salgın durdurulamıyor; aksine bir kez daha yükseliyor. Üstelik sahadaki meslektaşlarımızdan edindiğimiz bilgiler, Covid-19 servisleri ve yoğun bakımlardaki doluluğun son haftalarda hızla arttığını gösterirken Sağlık Bakanlığı’nın verileri bir ay geriden geliyor. En son açıklanan veriler, 24-30 Temmuz tarihli. Ve bütün bunlar aşı tedarikinde sorun olmadığının söylendiği zamanlarda oluyor. Okulların açılmasına da sadece altı gün kaldı." 

"AŞI İŞİNİ DE TAM BİR KARMAŞAYA DÖRDÜRDÜLER"

1 Temmuz'da gerçekleşen açılmanın kontrolsüz olduğunu belirten Ömeroğlu, "Salgının başında üç, beş maskeyi dağıtmayı beceremeyenler, şimdilerde aşı işini de tam bir karmaşaya döndürdüler. Baştan beri izlenen eksik, yanlış, tutarsız politikaların, 'çarklar dönecek, üretim sürecek' baskısının, 1 Temmuz’daki kontrolsüz açılmanın, aşı karmaşasının bedelini bir kez daha insanlarımız canlarıyla ödüyor" dedi.

"ÖLEN ÖLÜR, KALAN KALIR POLİKATSINDAN VAZGEÇİLMELİ"

Rukiye Eker Ömeroğlu, "Yerli ve milli aşıya kadar ölen ölür, kalan kalır" politikasından bir an önce vazgeçilmezse ölümleri durdurmanın mümkün olmayacağını söyledi. Ömeroğlu, alınması gereken 5 önlemi şöyle sıraladı:

"AŞILAMA HIZLA YAYGINLAŞTIRILMALI"

- “Aşılamada sürecin başından bu yana yapılan yanlışlar nedeniyle toplumun önemli bir bölümü hala aşıyla buluşamamıştır. Nitekim 13 Ocak’ta aşılama çalışmalarının başlamasından bu yana yedi ayı aşkın bir zaman geçmesine rağmen iki doz aşı yapılanların oranı hala yüzde 56,55 düzeyindedir. Uzunca bir süre yeterli aşı tedarik edilememiş olması, Sağlık Bakanı’nın aşı türleri konusunda yaptığı kafa karıştırıcı açıklamalar ve toplumun küçük bir bölümünde var olan aşı karşıtlığı buna katkı yapmışsa da esas sorun bu değildir. Yeterli aşının tedarik edildiği koşulda aşıyı toplumla buluşturmak ancak tüm boyutları ile tasarlanmış bir aşı kampanyası ile mümkündür. Aşılamada gecikilen her gün vakalarda yeni artışlara ve yeni ölümlere yol açmaktadır. Aşı çalışmaları hızlandırılmalı, 12 yaş üzeri bütün nüfus bir an önce aşılanmalıdır.

"HENÜZ AŞI OLMAYANLARA BİRE BİR ULAŞILMALI"

- Aşılamadaki karmaşa ve gecikme, esas olarak organizasyon bozukluğundan kaynaklanıyor. Devlet, vatandaşı bizatihi bulup aşılamak yerine yurttaşların akıllı telefonlarına girip, internete bağlanıp, e-nabızdan randevu almayı başarıp aşı olmasını bekliyor. Olmayınca da kabahati vatandaşlara yıkıyor! Oysa tıpkı geçmişte köy köy, mezra mezra dolaşıp aşı yapan sağlık ocakları döneminde, bugünkü aile hekimliğinde çocukluk çağı aşı takiplerinde olduğu gibi henüz aşısını yaptırmamış bütün yurttaşlara bire bir takiple ulaşılmalı ve aşı olmaları sağlanmalıdır.

"AŞILAMA BİREYSEL TERCİH DEĞİL TOPLUMSAL SORUMLULUKTUR"

- Salgın hastalıklar döneminde aşı olmak; Cumhurbaşkanı’nın, Sağlık Bakanı’nın söylediklerinin aksine bireysel tercihe bırakılamaz. Bu dönemlerde aşı olmak toplumsal bir sorumluluk, toplumsal dayanışmanın getirdiği bir yükümlülüktür. Salgına karşı ortak şiarımız ‘birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için’ olmalıdır. Başta eğitim, sağlık, gıda, ulaştırma, taşıma olmak üzere bütün sektörlerdeki çalışanların bir an önce aşılanması sağlanmalıdır.

"AŞISIZLARA KAMUSAL ALANDA KISITLAMALAR GETİRİLMELİDİR"

- Salgınlarda gerekli koruyucu tedbirleri almayan, aşı olmayan bir kişi, sadece kendisinin değil, ailesinin, çevresinin, toplumun da sağlığını ve hayatını tehlikeye atmaktadır. Devlet aşıyı etkin biçimde toplumla buluşturduktan sonra hala aşı yaptırmayanların toplum sağlığını tehlikeye atma hakları yoktur. Sadece okullarda, şehirlerarası seyahatlerde, konser vb etkinliklerde değil, insanların toplu halde bulunduğu bütün ortamlarda aşısız insanların bulunması kısıtlanmalıdır.

"OKULLARIN AÇILMASI İÇİN BÜTÜN TEDBİRLER EKSİKSİZ ALINMALIDIR"

- Yüz yüze eğitimin yapılamaması çocuklarımıza telafisi imkânsız zararlar vermektedir. Okulların açılması ve eğitimin sürdürülebilmesi için başta maske, dezenfektan, sıvı sabun, kağıt havlu olmak üzere kişisel hijyen malzemelerinin ücretsiz ve yeterli miktarda temin edilmesi; sınıflardaki öğrenci sayısının azaltılması, sınıfların uygun şekilde havalandırılmasının sağlanması olmak üzere bütün tedbirler eksiksiz olarak alınmalıdır. Aksi durumda tek bir çocuğumuzun bile yaşayacağı sağlık sorununun sorumlusu, başta Milli Eğitim ve Sağlık bakanlıkları olmak üzere siyasi iktidar olacaktır."

 

Yorumlar (0)