banner25

banner24

ONUR YASER CAN İÇİN VERİLEN ADALET MÜCADELESİNDE YOK OLAN AİLEDEN GERİYE KALAN TEK İSİM KONUŞTU: “HER KARAR EKSİK OLACAK, BEN EN DEĞERLİ VARLIĞIMI KAYBETTİM”

Onur Yaser Can intihar ettiğinde 28 yaşındaydı, polislerin işkencesine maruz kaldığını söyledi ve yaşamına son verdi. Onun için adalet mücadelesi veren annesi de 4 yıl sonra intihar etti, babası ise hayatını kaybetti. Abla Ezgi Sevgi Can, davayı “bir ailenin tek tek katledilmesi davası” ifadeleri ile anlattı. 11 yıl sonra polisler hakkında soruşturma izni verilmesini “olumlu bir gelişme” olarak değerlendiren Can, “Ama benim için, verilecek her karar eksik ve yetersiz olacak. Çünkü ben en değerli varlığım olan ailemi, bu işkenceciler yüzünden kaybettim” dedi.

GÜNDEM 24.07.2021, 11:15
ONUR YASER CAN İÇİN VERİLEN ADALET MÜCADELESİNDE YOK OLAN AİLEDEN GERİYE KALAN TEK İSİM KONUŞTU: “HER KARAR EKSİK OLACAK, BEN EN DEĞERLİ VARLIĞIMI KAYBETTİM”

TAMER ARDA ERŞİN

Onur Yaser Can intihar ettiğinde 28 yaşındaydı, polislerin işkencesine maruz kaldığını söyledi ve yaşamına son verdi. Onun için adalet mücadelesi veren annesi de 4 yıl sonra intihar etti, babası ise hayatını kaybetti. Abla Ezgi Sevgi Can, davayı “bir ailenin tek tek katledilmesi davası” ifadeleri ile anlattı. 11 yıl sonra polisler hakkında soruşturma izni verilmesini “olumlu bir gelişme” olarak değerlendiren Can, “Ama benim için, verilecek her karar eksik ve yetersiz olacak. Çünkü ben en değerli varlığım olan ailemi, bu işkenceciler yüzünden kaybettim” dedi.

2 Haziran 2010 tarihi; 28 yaşında ODTÜ mezunu mimar Onur Yaser Can’ın hayatına son vermesine yol açan olayların başladığı gün oldu. İstanbul Taksim’de, yapılan üst aramasında 11 gram esrar bulunduğu gerekçesiyle gözaltına alındı. Burada çıplak arama ve işkenceye maruz kaldığı iddia edildi. Arkadaşlarına, “Onurumla oynadılar, hakaret ettiler. Çırılçıplak soydurdular. Yere çökerttiler" demişti. Nöbetçi savcının “İfadesini alıp bırakın” talimatıyla serbest bırakıldı. Ancak iki gün sonra tutanaklarda eksiklik olduğu gerekçesiyle tekrar ifade vermeye çağrıldı. 20 gün sonra bir kez daha ifade vermeye çağrıldı. Çağrıldığı gün, 24 Haziran 2010’da evinin balkonunda intihar etti.

Ailenin adalet mücadelesi yıllar sürdü. Onur Yaser Can’ın annesi de 2014’te intihar etti. Süreç içinde sağlığı bozulan baba Mevlüt Can ise 2019’da hayatını kaybetti. İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesi; iki polis hakkında, “resmi belgede sahtecilik” suçlaması ile ayrı ayrı 6 yıl 5 ay 15 gün hapis cezası kararı verdi. Mahkeme, ayrıca; Can’ın tekrar ifadeye çağrılması ve sahte tutanak düzenlenmesi suçlamasıyla diğer polisler hakkında da suç duyurusunda bulundu. Ancak İstanbul Valiliği, polisler hakkında soruşturma izni vermedi.

Ailenin geriye kalan tek üyesi, Onur Yaser Can’ın kardeşi Ezgi Sevgi Can, valiliğin kararına itiraz etti. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, 2020 yılı sonunda kararı bozdu, Onur Yaser Can hakkındaki soruşturmada görevli polislerin ifadesinin yeniden alınmasına karar verdi. Bir polis başmüfettişi, şüpheli polislerin ifadesini aldı. İstanbul Valiliği, 21 Mart 2021’de polisler hakkında soruşturma açılmasına ikinci kez izin vermedi. Ezgi Sevgi Can, bu karara da itiraz etti.

İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Birinci İdare Dava Dairesi, 12 Temmuz 2021’de; soruşturmaya izin vermeyen valilik kararını oybirliği ile kaldırdı. Dosya tekrar, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderildi. İstanbul Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nde görevli eski Başkomiser Hakan Aydın, polis memurları Soner Gündoğdu, Salih Bahar, Muhammet Ongun, Onur Ülker ve Yunus Başak “görevi kötüye kullanma” suçlaması karşısında yeniden soruşturulacak.

“BU AİLENİN TEK TEK KATLEDİLMESİ DAVASI”

Ezgi Sevgi Can, polislerin yeniden soruşturulmasının önünü açacak kararı, ANKA Haber Ajansı’na değerlendirdi. Can, önce, itiraz dilekçelerinde, Onur Yaser Can davasına ilişkin tanımlamalarını şöyle aktardı:

“Bu basit bir evrakta sahtecilik dosyası değil; 28 yaşındaki bir gencin çıplak arama işkencesine maruz kaldığını, ardından defalarca narkotik büroya çağrılarak, ifadelerinin değiştirilerek zorla, tehditle imzalattırılması sonucu intihara sürükleyen bir süreç olduğunu; dolayısıyla bunun bir cinayet davası, bir işkence davası olduğunun altını çizdik. Ardından annemi 2014’te aynı şekilde yitirdiğimizi, babamı 2019’da vakitsizce kaybettiğimizi, bunun bir ailenin tek tek katledilmesi davası olduğunu belirttik dilekçede.”

Polislerin tekrar soruşturulmasının önünü açan karar için “aslında olumlu bir gelişme” diyen Can, şunları söyledi:

“Çok geç bir karar. Bu kararı ne annem, ne babam görebildi. Daha yargılama aşamasında da değil. Umarım ki adil bir iddianame hazırlarsa savcılık makamı, yargılama yapılacak polisler hakkında. Gerçek suçları olan işkence ile alakalı. Dolayısıyla olumlu bir gelişme ama benim için zaten verilecek her karar eksik ve yetersiz kalacak. Çünkü ben en değerli varlığım olan ailemi bu işkenceciler yüzünden kaybettim. Türkiye’de abimin, ailemin davası; işkenceye karşı insan hakları mücadelesinde çok önemli bir dava. İşkenceci polislerin isimlerinin kayda geçmesi çok önemli bir gelişme.”

“KESİNLİKLE BİR İŞKENCE OLDUĞUNU BİLİYORDUK”

Can, 10 yılı aşan bu adalet sürecinde yaşadıklarını aktarırken abisinin başarılı bir mimar, müzisyen ve sosyal ilişkileri kuvvetli bir insan olduğunu vurguladı ve “28 yaşındaydı, bir sürü hayali olan genç bir insan. İntihar etmek gibi hiçbir düşüncesi olamazdı. Ona 20 gün içerisinde nasıl bir travma yaşatıldığını ve kesinlikle bir işkence olduğunu biliyorduk. İşkencecilere karşı mücadele başlattık, bir hukuk mücadelesi” dedi.

“AİLEMİ GERİ GETİRMEYECEK OLSA DA MÜCADELEYİ SÜRDÜRMELİ”

Anne ve babasından devraldığı adalet mücadelesini, “Benim için tek başına yürütmek hala çok zor” diye anlatan Can, ailesini ve kendisini ayakta tutan şeyin Türkiye’deki insan hakları mücadelesinin bir parçası olmak ve yalnız olmadıklarını bilmek olduğunu dile getirdi.

Can, “Her ne kadar hiçbir karar bana ailemi geri getirmeyecek olsa da bu mücadeleyi sürdürmek gerektiğini düşünüyorum, öyle hissediyorum. Aslında gerçekten hayatta kalmamı sağladı” dedi.

“MÜZİK İLE AİLEMLE BAĞ KURUYORUM”

Can, abisini kaybettiğinde bir yandan da okuyordu. Anne ve babası da abisinin mücadelesinin yanında onunla ve eğitimiyle de ilgilenmek zorundalardı. Anne ve babası Can’ı müzikte yüksek lisans yapması için, Fransa’ya yolladı. Onur Yaser Can da müzisyendi ve müzisyenliğin Can için ayrı bir anlamı vardı.

Ezgi Sevgi Can, eğitimini tamamladı ve şimdi Fransa’da başarılı bir müzisyen. Can müziğin kendisi için anlamını da “Beni hayata bağlayan bir araç oldu. Hayatta kalmamı sağladı müzik ile olan bağım. Müzik yaparken ailemle bir çeşit bağ kurabildiğimi hissedebiliyorum. Onlarla bir şekilde iletişime geçtiğimi hissediyorum. Kendimi en iyi orada ifade ediyorum” sözleriyle anlattı.

 

Yorumlar (0)