EĞİTİM

Irmak Öğretmen’in ardından yükselen ses: “Bu çığlık hepimizin!”

Aydın Eğitim Sen Şube Sekreteri Şermin Erbaş, öğretmenlerin çalışma koşulları, mobbing, artan iş yükü ve eğitim sistemindeki sorunlara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Irmak Öğretmen’in hayatını kaybetmesiyle yeniden gündeme gelen okullardaki mobbing iddialarının tüm eğitim emekçileri için derin bir kaygı yarattığını belirten Erbaş, eğitim kurumlarında daha demokratik ve adil çalışma ortamlarının oluşturulması çağrısında bulundu.

Abone Ol

HABER: ROJDA DOLGUN

Aydın’da öğretmenlerin yaşadığı sorunlara dikkat çeken Eğitim Sen Aydın Şube Sekreteri Şermin Erbaş, eğitim emekçilerinin yalnızca sınıf içinde değil, çalışma hayatının birçok alanında farklı baskılarla karşı karşıya kaldığını belirtti. Son dönemde kamuoyunun gündeminde olan Irmak Öğretmen’in hayatını kaybetmesinin ardından konuşan Erbaş, eğitim emekçilerinin yaşadığı sorunların görmezden gelinmemesi gerektiğini ifade etti.

Irmak Öğretmen’in şüpheli ölümünün ardından gündeme gelen iddiaların eğitim camiasında derin üzüntü yarattığını belirten Erbaş, yaşanan olayın yalnızca bir kişinin hikâyesi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurguladı.

Aydın Eğitim Sen Şube Sekreteri Şermin Erbaş “Meslek hayatım boyunca doğrudan mobbinge maruz kaldığımı düşünmüyorum. Ancak çalıştığım okullarda ve eğitim ortamlarında mobbing yaşayan meslektaşlarıma tanıklık ettim. İş yerlerinde sistematik olarak uygulanan psikolojik baskı ve yıldırma girişimlerinin eğitim emekçileri üzerinde ciddi etkiler yarattığını gözlemledim. Irmak Öğretmen’in yaşadığı olay nedeniyle ailesine, öğrencilerine, arkadaşlarına ve tüm eğitim emekçilerine başsağlığı diliyorum. İleri sürülen iddialar son derece üzücü ve düşündürücü. Bu tür olaylar yalnızca eğitim camiasını değil, toplumun tamamını derinden etkiliyor. Özellikle kadın eğitim emekçilerinin maruz kaldığı baskılar ve zorluklar hepimiz için büyük bir üzüntü kaynağı. Bu çığlık hepimizin” dedi.

“NE YAZIK Kİ ARTIK ŞAŞIRAMIYORUZ!”

Okullardaki şiddet olaylarının artık şaşırtıcı olmadığının altını çizen Erbaş “Bu tür olaylar artık ne yazık ki şaşırtıcı olmaktan çıktı. Okullarda yaşanan şiddet, baskı ve kimi zaman ölümle sonuçlanan vakaların artması, eğitim emekçileri üzerinde ciddi kaygılar yaratıyor. Yaşanan her olay, eğitim çalışanlarını derinden etkiliyor. Öğretmenlerin maruz kaldığı mobbingin öğrencilere de yansıdığına inanıyorum. Sistematik baskı altında çalışan bir öğretmenin psikolojik olarak etkilenmemesi mümkün değildir. Mutsuz ve sağlıksız bir çalışma ortamı, eğitim sürecini de olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle öğretmenlerin güvenli, huzurlu ve demokratik ortamlarda görev yapmaları büyük önem taşıyor.

Öğretmenlerin mobbinge karşı korunabilmesi için öncelikle çalışma hayatında adaletin sağlanması gerekiyor. Eğitim kurumlarının daha demokratik bir yapıya kavuşması, öğretmenlerin iş yükünün azaltılması ve eğitim dışı angarya işlerin ortadan kaldırılması gerekiyor. Öğretmenlerin görevi, eğitim vermektir. Mesleki sorumluluklarının dışında dayatılan iş ve görevler hem iş yükünü artırmakta hem de çalışma ortamını olumsuz etkilemektedir” diye konuştu.

“ATANAMAYAN BİNLERCE ÖĞRETMEN VAR”

Öğretmenlerin meslek hayatında yaşadığı sorunlara değinen Erbaş şu değerlendirmelerde bulundu:

“Eğitim emekçilerinin emeklerinin yeterince karşılık bulduğunu düşünmüyorum. Öğretmenler ekonomik, sosyal ve psikolojik açıdan birçok sorunla karşı karşıya kalıyor. Öğretmenlerin emeği kesinlikle takdir edilmiyor. Bununla birlikte eğitim emekçilerinin, verdikleri emeğin karşılığını tam anlamıyla alabildiklerini söylemek güç.

Bugün öğretmenlerin yaşadığı sorunlar farklı alanlarda ortaya çıkıyor. Kamuda çalışan öğretmenlerin, özel öğretim kurumlarında görev yapan eğitim emekçilerinin ve atanmayı bekleyen öğretmenlerin sorunları birbirinden farklı olsa da ortak başlıklardan biri ekonomik güçlüklerdir. Bunun yanında okul ortamlarının fiziki koşulları, hijyen sorunları, öğrencilerin yaşadığı yoksulluk problemleri de öğretmenlerin çalışma yaşamını doğrudan etkiliyor.

Ülke genelinde öğretmenlerin iş yükü her geçen gün artıyor. Eğitim faaliyetlerinin yanı sıra bürokratik işler ve çeşitli idari görevler de öğretmenlerin sorumluluk alanına ekleniyor. Özellikle kırsal bölgelerde görev yapan öğretmenler ulaşım ve temel ihtiyaçlara erişim konusunda ek sorunlar yaşayabiliyor. Buna rağmen toplumda öğretmenlerin çalışma koşullarına ilişkin yanlış algılar bulunuyor. Oysa öğretmenlik, hem psikolojik hem de fiziksel açıdan yoğun emek gerektiren bir meslek.”

ÇOCUKLARIN HAYALLERİNİ MERKEZE ALAN BİR EĞİTİM ÇAĞRISI

Öğretmenlik mesleğinin diğer birçok meslekten farklı bir yön taşıdığının altını çizen Erbaş, eğitimcilerin çocukların yaşamına doğrudan dokunan bir sorumluluk üstlenildiğini belirtti.

Güvenli bir eğitim ortamı çağrısında bulunan Erbaş şu ifadeleri kullandı:

“Öğretmenlik, yalnızca bir iş değil, çocukların gelişimine eşlik edilen özel bir meslektir. Bu nedenle birçok öğretmen ‘İşe gidiyorum’ demekten çok ‘Okula gidiyorum’ ifadesini kullanır. Çünkü öğretmenlerin kurduğu bağ, yalnızca çalışma hayatıyla sınırlı değildir; aynı zamanda çocukların geleceğine dokunan bir sorumluluğu da içerir.

Eğitim sisteminde değişiklik yapma imkânım olsaydı, öncelikle çocukların hayallerini ve potansiyellerini merkeze alan bir eğitim anlayışını güçlendirmek isterdim. Çocukların yalnızca akademik başarılarıyla değil, hayalleriyle, yetenekleriyle ve geleceğe dair umutlarıyla var olabilecekleri okul ortamları oluşturulması gerektiğine inanıyorum. Bir öğretmen olarak en büyük isteğim, çocukların hayallerine eşlik edebilmek ve onların geleceğe güvenle bakabilecekleri bir eğitim ortamının kurulmasına katkı sunmaktır”

GÜNCEL HABERLER İÇİN TIKLAYINIZ

AYDIN HABERLERİ (@aydinhaberlericom)'in paylaştığı bir gönderi