HABER: ROJDA DOLGUN
Ev İşçileri Dayanışma Sendikası (EVİD-SEN), kuruluşunun 15’inci yıl dönümünü ve 16 Haziran Dünya Ev İşçileri Günü’nü, ev işçilerinin çalışma yaşamında karşı karşıya kaldığı sorunları gündeme taşıyarak karşıladı. Sendika tarafından yapılan açıklamada, 15 Haziran 2011’de kurulan EVİD-SEN’in, ev işçilerinin görünmez bırakılan emeğine karşı örgütlü bir mücadele başlattığı hatırlatıldı.
Açıklamada, kuruluşun hemen ardından, 16 Haziran 2011 tarihinde Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) ev işçilerinin haklarını güvence altına alan 189 sayılı Ev İşçileri Sözleşmesi’ni kabul ettiği anımsatıldı. Bu nedenle 15 ve 16 Haziran tarihlerinin, ev işçilerinin hak mücadelesinde birbirini tamamlayan iki önemli dönüm noktası olduğu vurgulandı.
BAKIM EMEĞİ HAYATI AYAKTA TUTUYOR
EVİD-SEN Genel Başkanı Gülhan Benli “Bakım emeği görünmeyen değil, hayatı ayakta tutan emektir. Hiçbir emek,‘mahremiyet’ bahanesiyle hukukun dışında bırakılamaz. Ev işi iştir, ev işçisi işçidir” dedi.
Gülhan Benli , ev işçilerinin yürüttüğü bakım hizmetlerinin toplumsal yaşamın sürdürülebilirliğinde kritik bir rol oynadığını belirtti. Çocukların büyümesinden yaşlıların bakımına, hastaların desteklenmesinden hanelerin günlük işleyişine kadar birçok alanda emek veren ev işçilerinin, ekonominin görünmeyen taşıyıcılarından biri olduğunu ifade etti. Sendika ise yaptığı açıklamda, bu emeğin çoğu zaman kapalı kapılar ardında kaldığı ve görünür hale geldiğinde ise güvencesizlik, eşitsizlik, kadın emeğinin değersizleştirilmesi ve sömürü koşullarının ortaya çıktığını aktardı.
RESMİ VERİLER İLE SAHADAKİ TABLO ARASINDA FARK VAR
Gülhan Benli, Türkiye’deki ev işçisi sayısına ilişkin verilerin dahi net olmadığının altını çizerek şu ifadeleri kullandı:
“Türkiye’de ev işçilerinin sayısı resmi verilerde dahi net değildir. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre ülkede 500 binin üzerinde ev işçisi bulunurken, sektördeki yaygın kayıt dışılık nedeniyle sendikalar bu sayının 3 milyona yakın olduğunu belirtmektedir. ILO’ya göre dünyada en az 75 milyon ev işçisi çalışmakta, bunların büyük çoğunluğunu kadınlar oluşturmaktadır. Yani görünmezlik yalnızca bir algı değil; istatistiğe bile tam olarak yansımayan yapısal bir tercihtir. Bu görünmezlik, hukuki çerçeveyle de pekiştiriliyor.
Ev işçileri, 4857 sayılı İş Kanunu’nun koruyucu kapsamı dışındadır. Çıraklar dâhil neredeyse tüm çalışanları kapsayan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu da ev işçilerini kapsam dışında bırakmıştır. Sosyal güvenlik alanında 2015’te yürürlüğe giren düzenleme (5510 sayılı Kanun, Ek 9. madde) sınırlı bir adım olmuş; ancak ay içinde 10 günden az çalışan ev işçileri yalnızca iş kazası ve meslek hastalığı sigortası kapsamına alınmış, emeklilik ve işsizlik gibi uzun vadeli güvencelerin dışında bırakılmıştır. Ev işçilerinin haklarını güvence altına alan ILO 189 sayılı Sözleşme ise Türkiye tarafından hâlâ onaylanmamıştır”
“EVE KAMERA GİRİYOR, İŞÇİ HAKKI NEDEN GİREMİYOR?”
Gülhan Benli günümüzde çok sayıda evde güvenlik kameraları, hareket sensörleri, ses algılama sistemleri ve uzaktan izleme teknolojilerinin kullanıldığına dikkat çekerek şu değerlendirmelerde bulundu:
“Bugün hâlâ aynı cümleleri duyuyoruz: ‘Ev özel alandır.’ ‘Hane mahremiyeti vardır.’ ‘Denetim yapılamaz.’ Bu gerekçeyle ev işçilerinin çalışma koşulları denetlenmiyor, iş kazaları görünmez bırakılıyor, fazla mesailer kayıt altına alınmıyor, psikolojik şiddet ve taciz çoğu zaman belgelenemiyor, sendikal haklara erişim ise fiilen engelleniyor. Ama aynı evlerin içine bugün kamera sistemleri, hareket sensörleri, ses algılama cihazları, uzaktan izleme uygulamaları ve veri toplayan dijital teknolojiler rahatlıkla girebiliyor. Üstelik bu sistemler yalnızca kapıyı değil, evin içindeki hayatı da izleyebiliyor: bir çocuğun sesi, yaşlı bir insanın sağlık durumu, aile içi konuşmalar ve ev işçisinin çalışma temposu bile bu sistemlerin parçası hâline gelebiliyor. O hâlde soruyoruz: Evlerin içine kamera girebiliyorsa, işçi hakkı neden giremiyor?
Bir güvenlik şirketi eve erişebiliyorsa, bir ev işçisinin maruz kaldığı hak ihlali neden görünmez bırakılıyor? Burada ciddi bir çifte standart vardır. Çünkü mesele gerçekte mahremiyet değil; ev işçisinin emeğinin hâlâ ‘gerçek iş’ olarak görülmemesidir. EVİD-SEN olarak açıkça belirtiyoruz: Biz evlerin sınırsız biçimde denetlenmesini ya da insanların özel yaşamının ihlal edilmesini savunmuyoruz. Ancak ev işçilerinin korumasız bırakılmasını, ‘özel alan’ gerekçesiyle hukuksuzluğun görünmez kılınmasını ve bakım emeğinin denetimsiz, güvencesiz bırakılmasını da kabul etmiyoruz.
SENDİKADAN YEDİ MADDELİK TALEP LİSTESİ
Kuruluşunun 15’inci yılında ve Dünya Ev İşçileri Günü kapsamında açıklama yapan EVİD-SEN, ev işçilerinin çalışma yaşamında karşılaştığı sorunların çözümü için taleplerini sıraladı.
Sendikanın talepleri şöyle:
1) ILO 189 sayılı Ev İşçileri Sözleşmesi’nin Türkiye tarafından onaylanması,
2) Ev işçilerinin İş Kanunu kapsamına alınması,
3) İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu hükümlerinden yararlanabilmesi,
4)Çalışma süresine bakılmaksızın eksiksiz sosyal güvence sağlanması,
5)Şiddet ve tacize karşı etkili koruma mekanizmalarının oluşturulması,
6)Güvenli başvuru ve şikâyet kanallarının kurulması ile acil destek hatlarının hayata geçirilmesi,
7)Sendikal örgütlenme ve toplu sözleşme haklarının tanınması.