HABER: ROJDA DOLGUN

Ağrı’nın Hamur ilçesinde görev yapan öğretmen Irmak Ayşe Koparan’ın şüpheli ölümü ile ilgili açıklama yapan Eğitim Sen Aydın Şubesi, yaşanan olayın yalnızca bireysel bir ölüm vakası olarak ele alınamayacağını vurguladı.

Sendika tarafından yapılan açıklamada, olayın kadın eğitim emekçilerinin yaşam hakkı, çalışma koşulları ve güvenliği açısından değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi. Açıklamada, yaşanan ölümün kamuoyunun vicdanında ciddi soru işaretleri oluşturduğu belirtilerek tüm yönleriyle aydınlatılması çağrısında bulunuldu.

"TÜM YÖNLERİYLE AYDINLATILMALIDIR"

Eğitim Sen, özellikle farklı bölgelerde görev yapan kadın öğretmenlerin çeşitli zorluklarla karşı karşıya kaldığının altını çizerek şu açıklamayı yaptı:

"Ağrı’nın Hamur ilçesinde görev yapan kadın öğretmen Irmak Ayşe Koparan’ın şüpheli ölümü, yalnızca bir ölüm haberi olarak geçiştirilemez. Bu olay, kadın eğitim emekçilerinin yaşam hakkı, can güvenliği, çalışma koşulları ve kamu kurumlarının koruma yükümlülüğü açısından ciddi soru işaretleri barındıran ve kamuoyunun vicdanını derinden yaralayan bir durumdur. Kadın eğitim emekçileri özellikle görev yaptıkları birçok bölgede barınma sorunları, yalnızlaştırma, güvencesizlik, sosyal destek mekanizmalarının yetersizliği, idari baskılar, ayrımcı uygulamalar gibi çeşitli şiddet biçimleriyle karşı karşıya kalmaktadır.

Ancak kamu otoriteleri tarafından bu sorunların görmezden gelindiği ve sorunların çözümüne yönelik kalıcı ve etkili politikalar geliştirilmediği görülmektedir. Kadınların yaşam hakkını tehdit eden koşullar kesinlikle münferit değildir. Kadınların eşitlik, güvenlik ve özgürlük taleplerini görmezden gelen politikalar, toplumsal cinsiyet eşitliği karşıtı söylemler, İstanbul Sözleşmesi gibi kadınları koruyan uluslararası mekanizmalardan uzaklaşılması, şiddet faillerini cesaretlendiren cezasızlık uygulamaları ve kamu kurumlarında yaygınlaşan erkek egemen yönetim anlayışı, kadınların yaşam hakkını sistematik biçimde ihlal eden vahim bir durum yaratmıştır"

ŞİDDET VE CEZASIZLIK ELEŞTİRİSİ

Açıklamada, kadınların yaşam hakkını tehdit eden olayların münferit vakalar olarak değerlendirilemeyeceği görüşüne yer verildi. Kadına yönelik şiddet, ayrımcılık ve cezasızlık uygulamalarının kadınların güvenliğini olumsuz etkilediği belirtilirken, toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik politikaların güçlendirilmesi gerektiği vurgulandı.

Irmak Ayşe Koparan’ın ölümü ile ilgili yürütülen sürecin yakından izleneceği belirtilen açıklama şu şekilde devam etti:

Kadın cinayetlerinin, şüpheli kadın ölümlerinin ve kadınlara yönelik şiddetin hiç olmadığı kadar arttığı böylesi bir ortamda, her ölümün titizlikle soruşturulması ve kamuoyunun tatmin edici biçimde bilgilendirilmesi devletin temel sorumluluğudur. Öte yandan, eğitim emekçisi kadınların güvenli çalışma ve yaşam koşullarına sahip olması, yalnızca bireysel bir hak değil, kamusal bir yükümlülüktür. Milli Eğitim Bakanlığı başta olmak üzere ilgili tüm kamu kurumları, eğitim emekçilerinin güvenliğini sağlamak, çalışma ortamlarında ortaya çıkabilecek baskı ve şiddet biçimlerini önlemek ve gerekli koruma mekanizmalarını etkin biçimde işletmek zorundadır. Eğitim emekçilerinin karşı karşıya kaldığı mobbing, ayrımcılık ve şiddet vakalarının görmezden gelinmesi kabul edilemez. Bu nedenle Irmak Ayşe Koparan’ın ölümüyle ilgili tüm süreçlerin yakından takipçisi olacağımızı bir kez daha ifade ediyoruz.

Ertaş ailesi: “Gerekirse AİHM’e gideceğiz!”
Ertaş ailesi: “Gerekirse AİHM’e gideceğiz!”
İçeriği Görüntüle

Kadınların yaşam hakkını savunmak, şiddete, baskıya, mobbinge, ayrımcılığa ve cezasızlık politikalarına karşı mücadele etmeyi, eşitlikçi ve özgür bir yaşamı savunmayı gerektirir. Irmak Ayşe Koparan’ın ölümü tüm yönleriyle aydınlatılmalı, olayla ilgili tüm iddialar etkin, bağımsız ve şeffaf biçimde soruşturulmalı, varsa ihmali, sorumluluğu veya kusuru bulunan kişi ve kurumlar açığa çıkarılarak gerekli işlemler yapılmalı, kadın eğitim emekçilerinin güvenli çalışma ve yaşam koşullarını sağlayacak tüm önlemler acilen alınmalıdır. Eğitim Sen olarak, Irmak Ayşe Koparan’ın ailesine, yakınlarına, öğrencilerine ve tüm eğitim emekçilerine başsağlığı diliyoruz. Ölümünün üzerinin örtülmesine, gerçeğin karartılmasına, sorumluların korunmasına ve kadın eğitim emekçilerinin yaşam hakkının görmezden gelinmesine asla izin vermeyeceğiz. Gerçekler ortaya çıkıncaya kadar sürecin takipçisi olacağımız bilinmelidir.

Muhabir: Rojda Dolgun