Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, 2023 yılına ilişkin kadın cinayeti ve şüpheli kadın ölümü raporunu, İstanbul’un Şişli ilçesindeki Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Evi’nde düzenlenen toplantıyla bugün açıkladı. Rapora göre Türkiye’de, bir yılda erkekler tarafından 315 kadın öldürülürken 248 kadın da şüpheli şekilde ölü bulundu.

Rapora ilişkin bilgi veren Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Sekreteri Fidan Ataselim, şunları söyledi:

“YÜZDE 40’I EVLİ OLDUKLARI ERKEKLER TARAFINDAN ÖLDÜRÜLDÜ: Gelelim 2023 yılı içerisindeki kritik bazı gerçeklere. Kadınları kim öldürdü? Şimdi genel bir yanlış yaklaşım vardır. Örneğin kadınlar öldürüldüğü zaman, kimi zaman manipüle etmek, kadınları suçlamak üzere şöyle söylerler ya, ‘Saat kaçmış, neredeymiş, kiminle birlikteymiş’ diye... Yani aslında şiddet hep uzakta, bir yabancı tarafından, tanımadığı biri tarafından gelen bir mesele gibi ele alınır. Bu gördüğümüz veride, aslında şiddetin öyle uzakta bir yabancıdan geldiğini görmüyoruz. Tam tersine, şiddet tam içimizde ve en yakınlarımızdaki tarafından bize geliyor durumda. Burada yüzde 40,63’ü evli olduğu erkekler tarafından öldürülen kadınlar. Yani en çok mevcut evli oldukları erkekler tarafından kadınlar öldürülüyor durumda. Bunun içerisinde büyük oranda kadınlar, evli olduğu erkekler tarafından öldürülüyorlar. Yüzde 40’a yakın bir civarı boşanma aşamasında oldukları erkekler gerçeği. Bir diğeri birlikte olduğu erkek. Şimdi resmi olarak evli oldukları tarafından yüzde 40 oranıyla, yüzde 13,65’i de birlikte oldukları, yani partner pozisyonda oldukları erkekler tarafından öldürülmüş kadınlar.

ŞİDDET UZAKTAN GELMİYOR: Onun dışında oğlu, akrabası, eskiden evli olduğu erkek, babası, kardeşi yani bunlar aslında büyük oranda kadınların en yakınlarındaki erkekler tarafından şiddete uğradığını ve cinayete kurban gittiklerini kadınların görüyoruz. Şiddet uzaktan gelmiyor. Kadın cinayetleri uzaklarda, hiç tanımadığımız insanlar tarafından gerçekleştirilen şeyler değil büyük oranda. Son yıllarda hiç tanımadığımız erkekler tarafından da oranları az olsa da öldürülüyor durumdayız. Başak Cengiz cinayetinde olduğu gibi. Burada önemli olan şey en başta şiddet, en yakınlarımızdaki tarafından bize karşı, bize yöneldiğinde bununla ilgili etkin bir eşitlikçi politikalar üretilmediği durumda şiddet normalleşiyor, cinayetler normalleşiyor. Artık erkekler hiç tanımasalar da kadınları kolay öldürülebilir görmeye başlıyorlar. O yüzden hiç tanımadığımız erkekler tarafından öldürülüyor oluşumuzun temelinde aslında yine en yakınımızdaki şiddetin karanlıkta bırakılması sebebini görebiliriz.

CHP'nin Çine belediye meclis üye listesi belli oldu CHP'nin Çine belediye meclis üye listesi belli oldu

162’SİNİN ÇOCUĞU VAR: Bu verilere baktığımızda aslında nasıl durdurabiliriz kadın cinayetleri sorusunun yanıtını da görmeye başlıyoruz. Yüzde 54,92 ateşli silahlar. Kadınlar en yakınları tarafından ve silahla öldürülüyor durumdalar. Büyük bir çoğunluğu silahla öldürülen kadınlar. Şimdi yarısından fazlası gibi bir oran varken neden hâlâ insanlar, katiller, potansiyel failler bu silahlara çok kolayca erişebiliyor durumda? İnternetten kolaylıkla sipariş ediyorlar ve kadınları öldürecekleri silahlar kargoyla adreslerine kadar teslim ediliyor burada. Şimdi göz göre göre gelen bir cinayet ve şiddet değil midir bu? Yarısından fazlası ateşli silahlarla öldürülürken kadınlar... Bu sebeple kadın cinayetlerini durdurmak için bireysel silahlanmanın yasaklanması lazım, önlenmesi lazım. 315 kadın cinayetinin 155’inin evli olduğunu ve 162’sinin çocukları olduğunu biliyoruz. Kadınlar en çok evlerinde ve en çok en yakınlarındaki erkekler tarafından öldürülüyor.

KADINLARIN KAZANILMIŞ HAKLARI YENİDEN TARTIŞMAYA AÇILIYOR: Şimdi eğer bir çözümü konuşacaksak siyasi iktidar, Aile Bakanlığı, Adalet Bakanlığı kadına yönelik şiddeti sonlandırmak istiyorsa eğer, bu konuda Cumhurbaşkanı samimiyse eğer önce bu haneleri, aileleri, evleri ve kadınların, erkeklerin birlikte ilişki kurduğu en sıcak noktaları ele almak, tartışmaya açmak gerekir. Orada kadınlar nasıl bir zulme uğruyor, ikinci sınıf vatandaş pozisyonuna koyuluyor ve erkekler, kadınları kolayca öldürebileceğini düşünüyor meselesinin üzerine kafa yormak gerekir fakat neyle karşılaşıyoruz? Özellikle son zamanlarda aile şuraları, aile sempozyumları gerçekleştirilerek ya da önümüzdeki, bu hafta içerisinde Adalet Bakanlığı’nın gerçekleştireceği Medeni Hukuk Çalıştayı’nı gündeme getirerek kadınların kazanılmış hakları yeniden tartışmaya açılıyor. Tartışılmaya ihtiyaç olan şey, bu düzeyde şiddetin gerçekleştiği şüpheli kadın ölümleriyle birlikte cinayetlerin gizlenmeye çalışıldığı bu hanelerin, evlerin tartışmaya açılması gerekiyor. O aileler, hangi aileler? Bu aileler içerisindeki kurulan ilişkiler nasıl cereyan ediyor? 162 kadının çocuğu varmış.

ÇÖZÜM İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’NDE: Sağlıklı aileler, sağlıklı kurulan ilişkiler amaçlanıyorsa eğer, önce kadın cinayetlerini durdurmak gerekir. Kadın cinayetlerini durdurmak için o karanlık kapıların ardındaki kadınların yaşadıkları şiddete, eşitsizliğe ışık tutmak, mercek tutmak gerekir. İşte o mercek yayınladığımız bu verilerle biz oluyoruz. Bunu herkesin, bütün yetkililerin düşünmesini isteriz. Kadınlar en çok yakınlarındaki erkekler tarafından ve en çok evlerinde öldürülürken aileyi yüceltip bu aile içerisindeki eşitsiz ilişkilerin üzerini neden örtüyorsunuz? Yetkililere sesleniyorum. Araştırmanız, tartışmanız, bakmanız gereken şey; kadınlar neden hâlâ o hanelerin, o ailelerin, o dört duvarın içerisinde en çok öldürülüyor gerçeğidir. Yüzde 65,7, yarısından fazlası evlerinde öldürülüyor. Şüpheli kadın ölümü verilerine baktığımızda 248 kadının şüpheli ölümü gerçekleşti. Şüpheli kadın ölümü gerçekleri içerisinde de en fazla kadınların ölü bulunduğu yerler, evleri. Bununla birlikte ikinci sırada da yüksekten düşüp ölü bulunan kadınlar oluyor. Çünkü o kapalı kapılar ardından cinayeti ve şiddeti kolay gizleyebileceklerini biliyorlar. Çözüm nerede? Çözüm, İstanbul Sözleşmesi’nin 4 başlıkta anlattığı gibi kadınlar şiddete uğradığını ifade ettiğinde gerçekten korunuyor olmalarını sağlamakta fakat böyle oldu mu, maalesef olmadı.”

Kaynak: anka