Adalet Komisyonu’nda Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’de Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin görüşmelerinde konuşan CHP Aydın Milletvekili ve TBMM Adalet Komisyonu CHP Grup Sözcüsü Süleyman Bülbül, sunulan teklifin Anayasa’nın 2,6,10,13,15,35,36,40,90,125,129 ve 153. Maddelerine açıkça aykırı olduğunu ifade etti. 

“BU TORBA DEĞİL, ÇORBA TEKLİFTİR” 

CHP’li Bülbül, “İç tüzük 38 gereği gelen teklifin Anayasa’ ya uygun olup olmadığı konusunda Meclis Başkanlığı Kanunlar Kararlar Dairesinden Komisyona sevk edilmeden önce Anayasa’ya uygunluk değerlendirmesi alındı mı? Sunulan bu teklife Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak, Anayasa’nın 2’nci maddesi hukuk devleti maddesine, Anayasa’nın 6’ncı maddesine, Anayasa’nın 10’uncu maddesine, 13'üncü maddesine, 15'inci maddesine, 35'inci maddesine, 36'ncı maddesine, 40'ıncı maddesine, 90'ıncı maddesine, 125'inci maddesine, 129'uncu maddesine ve Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığını açıklayan 153'üncü maddesine açıkça aykırıdır diyoruz. Teklif, torba teklif olarak gelmiştir. Önceki dönemlerde de torba kanun tekliflerinin yasama açısından, kaliteli yasama açısından uygun olamayacağını, torba tekliflerin teknik anlamda sıkıntılar doğuracağını defalarca belirtmiştik. Bundan dolayı, normal kanun yapma tekniği dışında yapılan bu torba kanun uygulamaları açıkça hukuk devleti ilkesine aykırı olarak düzenleniyor. Yasama kalitesini ortadan kaldıran bu torba kanun Anayasa’nın 7’nci, 8’inci maddelerine aykırı, 2’nci maddesine aykırı, Anayasa’da yasa yapma tekniğine aykırı yani bu torba değil, çorba tekliftir” dedi. 

"ANAYASA’YA UYMAYAN BİR DEVLET HUKUK DEVLETİ OLABİLİR Mİ?"

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ekonomiden, eğitime, sağlıktan adalete her yerde duvara çarpmıştır diyen CHP’li Süleyman Bülbül, “Bu düzenlemeler, Anayasa’nın başlangıç bölümüne, hukuk devleti ilkesine, 6, 10, 13, 15, 35, 36, 40, 90, 125, 129 ve 153’üncü maddelerine açıkça aykırıdır. Net bir aykırılık var. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi denilen sistemin 2018 yılından bugüne getirdiği Türkiye, artık adalet çığlıklarının sokaklarda bağırıldığı, adliyelerde hakkın aranamadığı ve yargıda birçok sorunlu karar verenlerin Adalet Bakanlığında bakan yardımcıları olarak görev yaptığı, hukuk devletinin işlemediği, adil yargılanma hakkı ihlalleriyle ve kişi özgürlüğü, ifade özgürlüğü ihlalleriyle Anayasa mahkemesinin önüne yüz binlerce dosyanın geldiği, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine 49 ülkeden 23 bin dosyanın Türkiye davası olarak gösterildiği bir ülke durumuna gelmiştir. 
Hatırlayın, adaleti ortaya koyması gereken Adalet Bakanlığı’nda Bakan Yardımcısı olarak görev yapan kişi Çağlayan Adliyesi’nde gezici reis olarak yani ağır ceza başkanı olarak dolaşmıştı. 
Hangi davalara baktığını da söyleyeyim; Davanın biri Canan Kaftancıoğlu davası, Enis Berberoğlu davası, davaların diğerleri ise hukukçular davası ve birçok siyasi davaya bakan kişi daha sonra geldi şu anda bakan yardımcısı oldu. Bunu kabul etmemiz mümkün değildir. 

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ekonomiden, eğitime, sağlıktan adalete her yerde duvara çarpmıştır. Bakınız, net olarak şunu söylemek zorundayız: “yargıda reform” adı altında ortaya çıkıp Mayıs 2019’da yargı reformu strateji belgesi Cumhurbaşkanı tarafından ortaya konulmuş, 2 Mart 2021 tarihinde de “İnsan Hakları Eylem Planı” başlığıyla 18 amaç, 113 hedef, 649 faaliyet duyurulmuştu. Şu anda bu faaliyetlerin, bu amaçların, hedeflerin hangisine uyuldu, uyulabildi mi? Uygulamalara bakın, cezaevlerine bakın. Cezaevinde hak arayan ve ifade özgürlüğünü kullanıp da cezaevlerin de bulunan siyasilerin durumuna bakın. Cumhurbaşkanının Anayasa Mahkemesi’nin kararlarını tanımadığı, Can Atalay’ın şu anda 2 ihlal kararına rağmen ve Milletvekilliği düşürüldükten sonra şu anda cezaevinde bulunduğu, Anayasa’nın 153’üncü maddesinin uygulanmadığı bir devlet hukuk devleti olabilir mi?” açıklamasını yaptı. 

"BU GETİRİLEN TEKLİFLER PANSUMAN TEDBİRLERDİR” 

MSB: 19 terörist etkisiz hale getirildi MSB: 19 terörist etkisiz hale getirildi

Hakimlerin korkmadan karar vermediğini söyleyen CHP’li Bülbül, “Yargıtay 3. Ceza Dairesinin çıkıp da “Anayasa Mahkemesi’nin kararlarını tanımıyorum” diyerek görüşünü açıkladığı, Anayasa Mahkemesi üyesinin toplantısına dahi Yargıtay Başkanının gitmediği, Anayasa Mahkemesinin kararlarının itibarsızlaştırıldığı bir devlet hukuk devleti olabilir mi, o devlette demokrasi olabilir mi, özgürlükler olabilir mi? 

Elimizde bulunan Anayasa’nın rafa kaldırıldığı, Anayasal hak ve özgürlüklerini kullanan, toplantı, gösteri ve yürüyüş hakkını kullanan, hak arama hürriyetini kullanan, fikir özgürlüğünü kullanan, basın özgürlüğünü kullanan kişilere cezaevi yolunun gösterildiği bir toplumda demokrasi, özgürlükler ve hukuk devleti söz konusu olabilir mi? 

Bu toplumda yargı reformu olabilir mi? Ben 27’nci dönemde Adalet Komisyonu Üyesiydim, 8’inci paket bugün geldi. 8 tane paketle Türkiye’de adalet, özgürlükler, demokrasi sağlanabilir mi? Bunların hepsi pansuman tedbirleridir, bunların hepsi demokrasi ve özgürlükleri bir kenara iten, kişilere yönelik ve belirli yapılara yönelik hazırlanmış tekliflerdir. Uygulamalara bakınız, uygulamalarda hâkim ve savcıların korkmadan karar verdiği davaları görebiliyor musunuz?” dedi.