HABER: ROJDA DOLGUN

Aydın Adnan Menderes Üniversitesi öğrencisi Zeren Ertaş, 2023 yılında Güzelhisar Kız Öğrenci Yurdu'nda meydana gelen asansör kazasında hayatını kaybetmişti. Tüm sanıkların beraat ettiği davada verilen kararın ardından aile, hukuki mücadelesini istinaf sürecine taşıdı. Anne Serpil Ertaş ve baba Akın Ertaş, davada tüm sorumluların ortaya çıkarılmadığını savunarak kararın yeniden değerlendirilmesini talep etti.

Karara itiraz eden aile, olayda ihmali bulunduğunu düşündükleri tüm sorumluların yargı önünde hesap vermesini talep ediyor.

“UNUTTURULMAYA ÇALIŞILIYOR”

Zeren Ertaş davasının bilinçli bir şekilde unutturulmaya çalışıldığının altını çizen anne Serpil Ertaş şu ifadeleri kullandı: Hiçbir suçlu yok. Benim çocuğum durduk yere böyle bir şey yaşamadı. Mutlaka bir suçlu var ve devletin bu konuya ivedilikle önem vermesini istemiştik. Ama maalesef asansör firmasını bıraktılar. Devlet kendi çalışanını bile suçlu görmedi. Bizi en çok yaralayan şey de bu oldu. Çünkü orada bir sorumlu var. Sorumlu olan kişi ceza almazsa, hiç kimse bir daha suç işleyeceğim diye korku ya da endişe yaşamaz. Bence orayı yöneten kişi suçlu. Çünkü göz ardı edilmiş birçok durum var. Aslında biz yıllar önce bu olayın çok farklı bir şekilde sonuçlanacağını düşünüyorduk. Bugün geldiğimiz nokta ise bambaşka” dedi.

Serpil Ertaş “Olayın ilk gününde gösterilen tavrın bugün de sürdürülmesi gerekiyordu. Çünkü olay yaşandığında biz acımızın içindeydik. Kiminle ne konuştuğumuzu bile hatırlamıyoruz. Ama o dönemde bana çok fazla söz verildi. Mutlaka çözeceğiz, Kim suçluysa bulunacak, Üstü kapatılmayacak denildi. Evimize gelen milletvekilleri, yetkililer vardı. Şimdi ise hiçbirinden ses çıkmıyor. Her şey unutturulmaya çalışılıyor. Bunun bilinçli bir şekilde yapıldığını düşünüyorum” diye konuştu.

“BİZİ DUYAN YOK!”

Davada sorumluların bulunması gerektiğini vurgulayan Serpil Ertaş şu ifadeleri kullandı:

“Dava süreci başladıktan sonra kimse bizimle iletişime geçmedi. Bizi duyan yok. Gerçekten gören yok. Ben artık verilen kararın konuşulması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü ortada bir mahkeme süreci bile yaşanmadı gibi hissediyoruz. İnsanlar doğrudan serbest bırakıldı. Böyle bir şey olabilir mi?

İlk mahkemelerde bazı kişiler hakkında açık şekilde suç isnatlarında bulunuldu. Şundan sorumludur, bundan sorumludur’ denildi. Ama son kararda herkes suçsuz bulundu. Bu tamamen çelişkili bir durum. Biz bunu kabul etmiyoruz. Çünkü ortada hayatını kaybetmiş bir çocuk var. Bunun elbette bir sorumlusu, bir suçlusu olmalı."

2-159

“KİMSE BU İŞİN KAPANACAĞINI DÜŞÜNMESİN”

Baba Akın Ertaş ise “Bizim gözümüzde bu olaydaki ilk sorumlu yurt müdürüdür. Sonuçta biz çocuğumuzu o yurda emanet ettik. Yurdun sorumlusu da yurt müdürü olduğuna göre, burada en baştaki sorumlu odur. Asansörün bakımını yapan firmaya ceza verilerek bu işin kapanacağını kimse düşünmesin. Sonuçta o kişi ya da firma suçluysa bile, o işi ona verenlerin de sorumluluğu vardır. Peki yeterli olmayan kişilere bu görevler nasıl verildi? Burada yurt yönetimi ve ilgili yetkililer de bizim gözümüzde sorumludur. Bu nedenle hepsinin hesap vermesini istiyoruz” dedi.

İstinaf başvurusunun temel nedeninin suçluların ceza almamasından kaynaklandığını belirten Akın Ertaş “Açıkçası ilk günden beri kimse böyle bir adalet süreci beklemiyordu. Biz devletimizin adalet yüzünü görmek istedik. İlk günden itibaren tek talebimiz adaletin sağlanmasıydı. Bunun için de sorumluların ceza alması gerekiyordu. Ancak süreç ilerledikçe gördük ki kamu görevlilerine hiçbir şekilde dokunulmadı.

Soruşturma ve dava sürecinde, çok sayıda bilirkişi raporunun kamu görevlilerinin sorumluluğunu ortadan kaldıracak şekilde hazırlandığını gördük. Bizim itirazımız ve istinaf başvurumuzun temel nedeni bu” diye konuştu.

“ADALETİN KESKİN KILICI DEVLETİN KENDİSİ OLMALIDIR”

Kamu görevlilerin ceza almamasının adaletsizliğine dikkat çeken Akın Ertaş konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadelere yer verdi:

Bizim beklentimiz, devlete olan güvenimizi sarsan kişilerin cezalandırılmasıdır. Çünkü bugün geldiğimiz noktada devlet kurumlarına olan inancımız ciddi şekilde zedelendi. Bundan sonra devletle ilgili her konuda daha temkinli yaklaşacağız. Adaletin işlemediğini düşünüyoruz. Oysa adaletin keskin kılıcı devletin kendisi olmalıdır. Hakimler ve savcılar gerçeği ortaya çıkarmalıdır. Ancak burada akla ve mantığa sığmayan bir tabloyla karşı karşıya kaldık.

Biz kimsenin haksız yere ceza almasını istemiyoruz. Ancak herhangi birine, hatta küçük bir çocuğa bile sorsanız, devlet yurdunda yaşanan böyle bir olayda ilk sorumlunun yurt müdürü olduğunu söyler. Biz devletimizden de bunu bekliyoruz. Mahkemelerde de örnek verdim. Özel bir binada yaşanan bir olayda bina yönetimi sorumlu tutulabiliyor. Ancak olay devlet kurumunda yaşandığında kimsenin sorumlu olmaması kabul edilebilir değil. Bu açıkça bir çifte standarttır.

Ben her zaman şu soruyu sordum, yine soruyorum: Eğer bu olay özel bir yurtta yaşansaydı nasıl bir karar çıkardı? İnanıyorum ki özel yurdun sahibi, müdürü ve birçok çalışanı hakkında çok daha farklı işlemler yapılırdı. Ama konu devlet personeli olunca farklı bir yaklaşım görüyoruz. Bizim çocuğumuz geri gelmeyecek. Ancak bu süreçte devlete olan güvenimiz kırıldı. Bu duyguyu yaşayan tek ailenin biz olmadığını düşünüyoruz. Bu durumun normalleşmesi çok tehlikelidir.

“GEREKİRSE AİHM’E GİDECEĞİZ!”

Mücadele edeceğini belirten Akın Ertaş “Olayın yaşandığı ilk günden beri şunu söylüyoruz: Tamam, bizim evladımızı geri getirmek mümkün değil. Ancak bundan sonra başka çocukların canı yanmasın. Eğer sorumlular gerekli cezaları almazsa, benzer ihmaller devam eder ve yarın başka aileler de aynı acıyı yaşar. Biz yıllardır adalet arıyoruz ve mücadelemizi sürdüreceğiz. Sonuna kadar bütün yasal haklarımızı kullanacağız. Gerekirse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne kadar gideceğiz. Amacımız benzer olayların tekrar yaşanmaması ve sorumluların hesap vermesidir” dedi.

Sorumlular hakkında gerekli işlemlerin yapılmadığını aktaran Akın Ertaş “Biz çocuğumuzu devlete emanet ettik. Bundan sonra anneler ve babalar çocuklarını devlet yurtlarına gönderirken gözleri arkada kalmasın istiyoruz. Biz devlet yurdunun daha güvenli olduğunu düşündük. Çocuğumuz ilk kez bizden ayrılıyor, bilmediği bir şehre gidiyordu. Devletin güvencesi altında olmasını istedik.

Bu olayın yaşanabileceğini asla düşünmedik. Kimse de böyle bir şeyi tahmin edemezdi. Ancak burada devletin kendi içindeki sorunları gidermesi gerekiyor. Biz ilgili bakanlıklardan da gerekli adımların atılmasını bekledik. Fakat sorumlular hakkında beklediğimiz işlemler yapılmadı. Devlet, görevini ihmal eden kişilerin yaptıklarının bir bedeli olduğunu göstermelidir. İnsanlar görevlerini ciddiyetle yerine getirmelidir. Bunun için caydırıcı yaptırımlar gerekir. Şu anda istinaf süreci başladı. Hakimler dosyayı inceleyerek karar verecekler. Biz de sonuna kadar tüm hukuki yolları kullanacağız” diye konuştu.

3-106

İncirliova'da yaşanan gasp olayında 7 şüpheli tutuklandı!
İncirliova'da yaşanan gasp olayında 7 şüpheli tutuklandı!
İçeriği Görüntüle

“BUNLAR NEDEN BİZİM ÇOCUKLARIMIZA REVA GÖRÜLÜYOR?”

Yurtlardaki kötü koşullara ilişkin tepki gösteren Akın Ertaş şu açıklamalarda bulundu:

Bu davanın zamanla unutturulmaya çalışıldığını düşünüyoruz. Sürecin başından itibaren davaların ayrı ayrı görülmesini de doğru bulmadık. Çünkü bu olay bir bütündür. Asansör firmasıyla yurt yönetiminin sorumluluğu birlikte değerlendirilmeliydi. Taraflar birbirini suçlarken, tüm sorumluların aynı dosya kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini savunduk. Ancak itirazlarımız kabul edilmedi.

Bugün hâlâ destek bekliyoruz. Siyasi partilerden, sivil toplum kuruluşlarından ve toplumun tüm kesimlerinden destek bekliyoruz. Çünkü bu dava yalnızca bizim davamız değil. Devlet kurumlarına duyulan güvenle ilgili bir meseledir.

Çevremizde birçok insanın artık çocuklarını devlet yurtlarına gönderme konusunda tereddüt yaşadığını görüyoruz. Devletin kendi itibarını korumasının yolu, sorumlular hakkında gereken işlemleri yapmasından geçiyor. Eğer görevini ihmal eden kişiler yaptıklarının sonuçlarıyla karşılaşırsa, diğer yöneticiler ve kamu görevlileri de daha dikkatli davranır. Çünkü herkes yaptığı işin bir sorumluluğu olduğunu bilir.

Bugün öğrenci yurtlarında yaşanan yemek sorunlarını, zehirlenmeleri ve çeşitli ihmalleri haberlerde görüyoruz. Benim çocuğum da yurttaki yemeklerle ilgili şikâyette bulunmuştu. Yemeklerden böcek çıktığını söylemişti. Bu bile başlı başına bir sorundur. Ben bir yurt müdürüne şunu sordum: 'Kendi çocuğunuza böcek çıkan bir yemeği yedirir misiniz?' Hiç kimse yedirmez. O halde bizim çocuklarımıza neden reva görülüyor?

Biz evlatlarımızı büyütüp devletin kurumlarına emanet ediyoruz. Hiç kimsenin onlara sağlıksız yemek vermeye, bozuk bir asansöre bindirmeye hakkı yoktur. Görevini düzgün yapamayan kişiler sorumluluk almalı, gerekirse görevlerinden ayrılmalıdır. Bizim tek isteğimiz adalet. Ancak artık yaşadığımız onca şeyden sonra neyle karşılaşacağımızı kestiremiyoruz. Süreç boyunca o kadar çok şaşırtıcı olayla karşılaştık ki, artık şaşırmamayı öğrendik.

Muhabir: Rojda Dolgun