HABER: ROJDA DOLGUN
Yükselen yaşam maliyetleri, sağlıklı beslenmeyi dar gelirli için erişilmez hale getiriyor. Ankara merkezli Toplum Çalışmaları Enstitüsü’nün yayımladığı “İdeal Beslenme Endeksi” raporu, Türkiye’de sağlıklı beslenme maliyetinin son aylarda sert bir yükseliş kaydettiğini ortaya koydu. Çalışmaya göre 2026 yılının ilk çeyreğinde dengeli bir beslenme düzeninin maliyeti bazı hanelerde yüzde 20’yi aşan oranlarda arttı.
Sağlık Bakanlığı’nın önerdiği referans menüler temel alınarak hazırlanan rapor, özellikle mutfak enflasyonu ile resmi enflasyon verileri arasındaki farkın giderek açıldığını gösteriyor.
DAR GELİRLİNİN SOFRASI DAHA AĞIR YÜK TAŞIYOR
Rapora göre gıda fiyatları her kesimi etkilese de en ağır yükü düşük gelirli haneler taşıyor. En düşük gelir grubunda yer alan vatandaşlar, bütçelerinin yüzde 30,4’ünü gıda ve alkolsüz içeceklere ayırmak zorunda kalırken, en yüksek gelir grubunda bu oran yüzde 12,8’de kalıyor.
Bebekli ve emziren anneden oluşan dört kişilik bir ailenin günlük beslenme maliyeti, yılın ilk ayında 1171 liradan 1245 liraya yükseldi. Üç aylık toplam artış yüzde 14,1 olarak hesaplandı. Okul çağında iki çocuğu bulunan dört kişilik ailelerde ise artış daha sert oldu. Bu grupta gıda maliyeti üç ayda yüzde 20,2 oranında yükselerek en yüksek seviyeye ulaştı. Geniş ailelerde ise artış yüzde 18,1 olarak kaydedildi.

EMEKLİLER GEÇİM DERDİNİ ANLATTI
Yirmi dokuz yıl hizmet verdiğini belirten emekli Ayfer Tuğrul “Geceli gündüzlü yirmi dört saat nöbetler tutarak çalıştık. Bugün ayda bir kere yarım kilo peynir almamak için onca yıl görev yapmadık. Dirseklerimiz çürüdü. Hakkımızı almak istiyoruz. Emeklerin talebi seyyanen zam almak ve daha güzel bir yaşam koşulu. Sefalet değil” dedi.
Emeklilerin emeğinin yok sayıldığının altını çizen Tuğrul şu ifadeleri kullandı:
“Markete, manava ya da pazara gittiğim zaman bir kilo meyveyi nasıl alırım diye düşünmemek istiyorum. Meyve alabilmek, çocuklarımıza yedirebilmek, torunlarımıza harçlık verebilmek istiyoruz. Doğalgazı ve elektriği düşünmemek istiyoruz. İnsanca oturup çayımızı içebilmek istiyoruz. Bugün bir emekli gidip bir yerde keyifle kahve içemiyor. Bu ülkenin emeklilerine yazık.
Türkiye'deki emeklilerin en büyük sorunu yok sayılması. Emekliler düşük ücret ve açlıkla sınanırken yıllarca verilmiş emek yok sayılıyor. Gençlerin gelecekte emeklilik haklarının da korunmasını istiyoruz. Sadece emeklilerin değil gençlerin de geleceği kurtarılmalı. Emekliler ne kadar geçinemese de duyulmuyor. Emekliler aç, pazara çıkamıyor. Et ve meyve alamıyor. Çocukların geleceği yok”

“SADAKA İSTEMİYORUZ”
Emeklilerin sadaka istemediğini vurgulayan Şuayip Toker ise “Bizler kesinlikle siyasi iktidardan sadaka istemiyoruz. Yıllarca çalışırken ödemiş olduğumuz primlerin karşılığını almak istiyoruz. Hiç kimse bizi yok saymamalı. Yıllarca onurumuzla çalıştık, emekli olduk. Bundan sonra da onurumuzla yaşamaya devam etmek istiyoruz. Çocuğumuza, torunlarımıza onurlu bir gelecek bırakmak istiyoruz. Emekliler geçinemiyor. Bir insanın geçinebilme standardı ev kirası haricinde en az otuz beş bin lira olmalı. Şu anda emeklilerin hak ettiği ücret otuz beş bin ile elli bin arasındadır. Ama açlık sınırının çok altında bir ücretle bu haldeyiz. Bu düzen değişecek. Saraylar, saltanatlar yıkılacak. Halk iktidarı gelecek” diye konuştu.





