HABER: ROJDA DOLGUN

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu İzmir Temsilcisi Tülin Osmanoğulları, kamuoyunda sıkça kullanılan “süresiz nafaka” ifadesinin gerçeği tam olarak yansıtmadığını belirterek, nafakanın boşanma sonrasında ekonomik olarak yoksulluğa düşecek tarafa verilen bir destek mekanizması olduğunu söyledi.

Kadınların yaşadığı eşitsizliklerin altını çizen Osmanoğulları “Nafaka konusunda kamuoyunda sıkça kullanılan süresiz nafakaifadesi gerçeği tam olarak yansıtmıyor. Nafaka, boşanma sonrasında yoksulluğa düşecek olan tarafa ödenen ekonomik bir destektir. Bu destek yalnızca kadınlara özgü değildir; boşanma sonucunda ekonomik açıdan mağdur olacak taraf erkek ise ona da nafaka bağlanabilir. Ancak Türkiye’de toplumsal cinsiyet eşitsizliği nedeniyle boşanma sonrasında ekonomik olarak yoksullaşan taraf çoğunlukla kadınlar olmaktadır. Kız çocuklarının eğitim olanaklarına erişimde yaşadığı eşitsizlikler, kadınların iş gücüne katılım oranlarının düşüklüğü ve evlilik süresince edinilen ekonomik birikimlerin çoğunlukla erkeklerin üzerinde olması, kadınları boşanma sonrasında daha kırılgan bir konuma sürüklemektedir” dedi.

“KADINLAR ŞİDDET ORTAMINDA YAŞMAYA MECBUR KALABİLİR”

Nafaka miktarının sanıldığı kadar yüksek olmadığını vurgulayan Osmanoğulları “Bugün bağlanan nafaka miktarları, çoğu zaman bir kadının yaşamını sürdürebilmesini sağlayacak düzeyde değildir. Bu nedenle nafakanın süresini tartışmadan önce kadınların ekonomik güvencesini sağlayacak daha kapsamlı politikaların konuşulması gerekmektedir. Nafakanın süreyle sınırlandırılması ya da tamamen kaldırılması halinde kadınlar çok daha ağır bir yoksulluk riskiyle karşı karşıya kalacaktır. İşsizliğin yüksek olduğu, asgari ücretin dahi yoksulluk sınırının altında kaldığı bir ülkede bu durum özellikle kadınları zor durumda bırakacaktır.

Daha da önemlisi, ekonomik güvencesi olmayan birçok kadın, maruz kaldığı şiddete rağmen evliliği sonlandırmakta tereddüt edebilir. Bu durum kadınların kendi gelecekleri hakkında özgürce karar vermelerini engelleyebilir, onları şiddet ortamlarında yaşamaya mecbur bırakabilir. Uzun vadede ise kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasına zemin hazırlayabilir. Bu süreçten yalnızca kadınlar değil, çocuklar da olumsuz etkilenmektedir” diye konuştu.

1-623

“İSTANBUL SÖZLEŞMESİ UYGULANMALIDIR!”

İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanması gerektiğini belirten Osmanoğulları şu değerlendirmelerde bulundu:

Toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlandığı, kız çocuklarının erkeklerle eşit fırsatlara sahip olduğu, kadınların istihdamda güçlü şekilde yer alabildiği ve ekonomik güvencelerinin bulunduğu bir düzende nafaka tartışmaları farklı bir zeminde yapılabilir. Ancak mevcut koşullarda birçok kadın nafakayı bir tercih olarak değil, zorunluluk nedeniyle talep etmektedir.

Kadın hakları alanında çalışan kurumların deneyimlerine göre boşanma süreçlerinde kadınların öncelikli amacı çoğu zaman ekonomik haklarını almak değil, güvenli bir şekilde boşanabilmektir. Pek çok kadın, daha fazla şiddete maruz kalmamak ya da hayatını riske atmamak için nafaka, tazminat veya diğer yasal haklarını talep etmekten vazgeçebilmektedir.

Boşanma sonrasında kadınların mağduriyet yaşamaması için öncelikle toplumsal cinsiyet eşitliğini güçlendiren politikaların hayata geçirilmesi gerekmektedir. Kadınların eğitim ve çalışma hayatına eşit biçimde katılması sağlanmalı, ekonomik bağımsızlıklarını destekleyen uygulamalar geliştirilmelidir. Ayrıca kadınları şiddetten koruyan yasal düzenlemelerin etkin biçimde uygulanması büyük önem taşımaktadır.

Bu kapsamda, 6284 sayılı Kanun’un eksiksiz uygulanması gerekmektedir. Söz konusu düzenleme yalnızca kadınları şiddetten korumayı değil, barınma ve ekonomik destek gibi temel ihtiyaçların karşılanmasını da amaçlamaktadır. İstanbul Sözleşmesi’nin ortaya koyduğu bütüncül yaklaşım da kadınların korunması açısından önemli bir çerçeve sunmaktadır”

3-107

“KADINLARIN YAŞAM HAKKI AÇISINDAN CİDDİ BİR SORUN VAR!”

Aydın’da takip ettikleri davadaki silah kullanımını eleştiren Osmanoğulları şu ifadeleri kullandı:

Gülistan Doku soruşturmasında 13 kişi hakkında gözaltı kararı verildi!
Gülistan Doku soruşturmasında 13 kişi hakkında gözaltı kararı verildi!
İçeriği Görüntüle

Nafakanın kısa sürelerle sınırlandırılması ya da kaldırılması, kadınları ve çocukları daha fazla yoksulluğa, daha fazla şiddete ve daha fazla bağımlılığa sürükleme riski taşımaktadır. Kadın cinayetleri davalarını takip ederken karşılaşılan olaylar da bu riskleri gözler önüne sermektedir.

Örneğin, Aydın’da genç bir kadının öldürüldüğü bir davada sanığın cinayette kullandığı pompalı tüfeği internet üzerinden kolaylıkla satın aldığını mahkeme huzurunda ifade etmesi dikkat çekmiştir. Bu durum, bireysel silahlanmanın ve silaha erişimin ne kadar kolay olduğunu göstermektedir. Kadın cinayetlerine ilişkin veriler de kadınların en sık ateşli silahlarla öldürüldüğünü ortaya koymaktadır. Bu tablo, silahlara erişimin kolaylığının kadınların yaşam hakkı açısından ciddi bir sorun olduğunu göstermektedir

Muhabir: Rojda Dolgun