HABER: ROJDA DOLGUN

Avukat ve yazar Akın Yakan, Efeler'de bulunan Bakraç Kafe’de gerçekleştirilen söyleşi ve imza gününde, yeni romanı “Kara, Beyaz ve Alaca”yı okurları için imzaladı. Yoğun katılımın gözlendiği etkinlikte Yakan, çok katmanlı kurgusuyla dikkat çeken eserinin arka planını anlatırken, adalet, vicdan ve insan doğasının karanlık yönlerine dair çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.

Yakan, son kitabı “Kara, Beyaz ve Alaca”, klasik bir polisiye gibi okunabilse de çok daha derin bir yapıya sahip olduğunu söyledi. Yazarın ifadelerine göre roman, yüzeyde bir suç hikâyesi sunarken, alt katmanlarında tarih, felsefe, ekoloji ve hayatın anlamı gibi kavramları sorgulayan bir metne dönüşüyor.

4-65

Aydın'da bugün hava parçalı bulutlu (26 Mart 2026)
Aydın'da bugün hava parçalı bulutlu (26 Mart 2026)
İçeriği Görüntüle

ADALET KAVRAMI ROMANIN MERKEZİNDE

Yazar, iyi ile kötü, doğru ile yanlış arasındaki çizginin sanıldığı kadar net olmadığını vurguladı.

“Bir insan tamamen iyi ya da tamamen kötü olabilir mi?” sorusu, kitabın temel tartışma alanlarından biri olarak öne çıkıyor. Adalet, romanda mutlak ve değişmez bir değer olarak değil; kırılgan, tartışmalı ve çoğu zaman kirlenmeye açık bir alan olarak ele alınıyor.

ROMAN, FARKLI KAPILARI ARALIYOR

Romanın merkezinde yer alan en güçlü temanın adalet olduğunu belirten Yakan şu ifadeleri kullandı:

“Zamanla o romanın yazarı olmaktan öte, o romanın içinde yaşayan bir karakter gibi oluyorsunuz. Bu da beni çok etkiliyor. Değerli dostlar, Karabeyaz ve Alaca katmanlı bir kitap. Yani katmanlı kitap derken, ilk kez okuyan sıradan bir polisiye kurgu olarak da bunu okuyabilir. Bununla birlikte, kendine göre de bu okumaların sonucunda bir sonuç çıkartabilir. Fakat bu kitabın özelliği, katmanlı olması nedeniyle alt okumalarla birlikte karşımıza farklı farklı kapıların açılabilme ihtimali. Ben kitabın bu özelliğinin öne çıktığını düşünüyorum. Yani bu yönüyle sadece bir polisiye değil buradaki elinize aldığımız kitap, tarihe, felsefeye, teolojiye, hayatın anlamına doğru sorular soran bir metin aslında elimizdeki. Kitabın bu yönüyle okurla derinleşen bir yolculuğu var.”

3-83

“HER HİKAYE KENDİ ZAMANINI BEKLER”

Kitabın içinde yaşamaya devam ettiğini belirten Yakan sözlerini şu şekilde tamamladı:

“Yazan insan için boş durma ihtimali yok. Yani sürekli yeni projeler ve düşünceler var ama maalesef daha henüz Kara Beyaz ve Alaca beni rahat bırakmadı. Hala bunun içinde yaşıyoruz, hala yaşamaya devam ediyoruz. Umarım kitap beni serbest bırakırsa yeniden yazmaya başlayacağım. Her hikayenin kendi zamanını beklediğine inanıyorum. Tıpkı karanlığın ve aydınlığı beklediği gibi onun da zamanının geleceğini düşünüyorum”

KARA, BEYAZ VE ALACA HAKKINDA

"Ayın Yüzü Suya Düştü ile 1680 li yıllarda başlayan iyiyle kötünün, doğruyla yanlışın hikayesi, "Kara, Beyaz ve Alaca" ile 21. yüzyılda devam ediyor. Her iki romanı da iyi ile kötünün, doğru ile yanlışın adalet kavramı içinde sorgulandığı bir roman olarak tanımlamak daha doğru olacaktır. Romanın merkezinde adalet kavramı olduğunu söyleyebiliriz. Felsefi akımların, kadim inanışların ve edebiyatçıların yüzyıllardır tartıştığı bu kavramlar, hep insanları meşgul etmiş, tartışmalara neden olmuştur.

İyi ile kötüyü, doğru ile yanlışı birbirinden ayırmak kolay mı? Bir insan için sadece iyi veya sadece kötü diyebilir miyiz? Hangi iyinin içinde ne kadar kötülük olduğunu bilemeyiz. Dolayısıyla da kötü diye bilinenler de nelerin saklı olduğu da belirsizdir. O zaman adalet nasıl gerçekleşecek? İyi ve kötü, doğru ve yanlış neye göre, nasıl şekillenecek ve adalet ete kemiğe bürünecek? İşte temel sorun burada düğümleniyor.

5-51

Yargılama adına kuralların, yasaların uygulanması tek başına adalet sağlamaya yetmeyebilir. İşin en ilginç yanı ise yasaların ve kuralların uygulanması ile adaletin sağlana-madığı zamanlarda insanlar kendi adaletini sağlamaya ve dengeyi kurmaya çalışmasıdır. Burada bir kez daha toplumsal süreçlerin hiçbir zaman boşluk bırakmadığını görmüş oluyoruz.

Oğuz Atay "Bütün sanatlar gibi roman sanatı da bir gelenek üzerine kurulur. Bu gelenek yalnız roman geleneği değildir, toplumun kültür geleneğini yaratan bütün davranışların tarihidir." sözü çok şey anlatır."

GÜNCEL HABERLER İÇİN TIKLAYINIZ

Muhabir: Ekin Korkmaz