Millî Eğitim Bakanlığı’na bağlı ilk ve ortaöğretim kurumlarındaki 20 milyonu aşkın öğrenci, bugün karnelerini aldı ve yarıyıl tatiline girdi. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Ankara Sincan’daki Şehit Ahmet Gözütok İlkokulu’nda öğrencilere karnelerini verdi. Tekin, burada yaptığı açıklamada, şunları söyledi:

Kampüslerde ‘dumansız hava sahası’ yaygınlaşıyor Kampüslerde ‘dumansız hava sahası’ yaygınlaşıyor

“2023-2024 eğitim-öğretim yılı güz yarıyılının son günündeyiz bugün. 20 milyona yakın öğrencimiz, yaklaşık 76 bin kurumda bugün, son gün heyecanı yaşıyorlar. İnşallah, güz yarıyılını sağlıklı, huzurlu bir şekilde bitirmişizdir. Bizim açımızdan baktığımızda, çok şükür ciddi bir sorunun yaşanmadığı, eğitim-öğretim sürecinin mümkün olduğu kadar sağlıklı bir şekilde yürütüldüğü bir dönemi tamamlamış olduk.

Bu yıl ilk defa, karne günü dediğimiz günün içinde olduğu haftayı; yani eğitim-öğretim yılının son haftasını, ‘etkinlik haftası’ olarak ilan etmiştik.  Bu haftadan beklentimiz şuydu: Çocuklarımızın yarıyıl boyunca aldıkları eğitimin, gündelik hayatta, toplumsal yaşamda karşılıkları, bilgilerden nasıl faydalanacakları arkadaşları ile paylaşacakları bir etkinlik haftası olsun istemiştik. Aynı şekilde hem temel eğitimde hem ortaöğretimde çocuklarımızın, gençlerimizin bu tür sosyal etkinliklere yönelmesini mutlaka toplumsal yaşamın içinde olmasını arzu ettiğimiz için yönetmeliklerimizde de değişiklik yaparak; çocuklarımızın ve gençlerimizin sosyal etkinlik yapmasını arzu etmiştik. Bu yıI bunların da içinde olduğu bir dizi yenilikle tamamladık.

“DİNLENİRKEN DE OKUYARAK VAKİT GEÇİRMELERİNİ ARZU EDİYORUZ”

Bugün itibarıyla çocuklarımız iki haftalık bir araya giriyorlar. Çocuklarımızın mümkün olduğunca dinlenerek, dinlenirken de okuyarak vakit geçirmelerini arzu ediyoruz. Dilimizi, dilimize yönelik projelerimizi paylaşmıştık. En büyük arzumuz, çocuklarımızın okuma becerilerinin gelişmesini istiyoruz. Çocuklarımızın okumalarını nitelikli bir şekilde devam ettirmelerini istiyoruz. Bizim bakanlık olarak tavsiyemiz, çocuklarımızın bu iki haftalık tatili de mümkün olduğunca okuyarak geçirsinler.

Ama benim asıl çağrıda bulunmak istediğim kitle öğrencilerimiz değil, velilerimiz. Eğitim-öğretim süreçleri içinde okulumuzun ve öğretmenlerimizin payı sınırlı. Bütün akademik çalışmalarda; velilerin, ailenin ve toplumsal ortamın çocukların eğitiminde en az öğretmen ve okul kadar etkin olduğunu gösteriyor. Okulda gösterdiğimiz çabanın, öğretmen arkadaşlarımızın gösterdiği fedakarlığın karşılığını alabilmemiz için çocuklarımızın aile ortamında, toplumsal yaşamda da eğitimin bir parçası olduğu bilinciyle hareket edebilmesini temin etmemiz gerekiyor.

“İKİ HAFTALIK MİNİ BİR ŞANS SUNMUŞ OLUYORUZ”

Bu iki haftalık tatilde velilerden istirhamım; eğer çocuklarımızın dijital bağımlılığından şikayetçiysek, eğer çocuklarımızın hareketsizliğinden şikayetçiysek, eğer çocuklarımızın televizyon bağımlılığından şikayetçiysek, eğer çocuklarımızın okuma alışkanlığından şikayetçiysek; size iki haftalık bu şikayetlerimizi onarmak için size iki haftalık mini bir şans sunmuş oluyoruz. Lütfen, bu iki haftalık süre içinde çocuklarımızla nitelikli vakit geçirelim, çocuklarımızda biraz önce sıraladığım, eleştirdiğimiz hususları kendi şahsımızda göstermeyelim; mümkün olduğunca çocuklarımızla beraber kitap okuyalım. Çocuklarımızın dijital bağımlılıkla mücadele etmesi sürecine katkı vermek için bu süre zarfında cep telefonlarımızı, internet, bilgisayar ve benzeri ortamlarımızı mümkün olduğunca az kullanalım. Ve çocuklarımızla geçireceğimiz bu nitelikli zamanla, çocuklarımızın eğitim-öğretim sürecine hep beraber destek olalım istiyorum.

“TÜM VATANDAŞLARIMIZIN SORUMLULUĞU VAR”

Ben bakanlık görevine başladığımdan itibaren; eğitim-öğretim süreçlerinin toplumun tamamının üzerinde sorumluluğu olduğu bir alan olduğunu söylüyorum. Hepimizin; Millî Eğitim Bakanlığı’nın, bakanlık bürokrasisinin, öğretmenlerimizin, okul idarecilerimizin kuşkusuz sorumluluklarımız var; ama ailelerimizin, sivil toplum örgütlerinin, velilerin, toplumsal yaşamın her alanında hizmet eden tüm vatandaşlarımızın sorumluluğu var, eğitim-öğretim süreçlerinin başarılı olmasında. Bu tatil vesilesiyle bir kez daha bunları hatırlatmak istedim. Şimdiden velilerimize, öğrencilerimize, öğretmenlerimize tatillerini iyi geçirmelerini, sağlıklı bir şekilde yeniden iki hafta sonra eğitim-öğretim ortamlarında bulunmalarını ümit ettiğimizi söylüyor, herkese saygılar sunuyorum.”

Bakan Tekin, açıklamaların ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Özel okul ücretlerindeki artış oranlarının sorulması üzerine Tekin, şunları söyledi:

“BİZE BU KONULARDA TAAHHÜTTE BULUNDULAR”

“İçinden geçmekte olduğumuz zor dönemler sebebiyle daha önce özel okul ücretleri ile ilgili farklı düzenlemeler alınmış; pandemi, deprem ve benzeri sebeplerle. Şu anda hali hazırda mevcut yönetmeliğimize göre özel okullarda; ara sınıflar için, yani başlangıç sınırları için değil ama ara sınıflar için özel okulların fiyatlarını belirleme yetkisi Milli Eğitim Bakanlığı’nda. Ve bizim Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliğimizde bununla ilgili tanımlama yapılmış durumda. Yani özel okullarımız, ara sınıflar için; TEFE-TÜFE/2 artı yüzde 5 kadar zam yapma hakları var. Biz özel okul birlikleriyle, derneklerle, özel okul temsilcileri ile bu konuları defaten görüştük. Bize bu konuda taahhütte bulundular. Özel okullar bunu değerlendirecekler ve şu andaki inisiyatifleri, yetkileri burada.

“KENDİLERİNİ UYARIYORUZ BİZ DE BU KONULARDA”

Ancak her kademenin ilk sınıfında, bizim yönetmeliğimizde bağlayıcı bir hüküm yok. Aslında kamuoyunu rahatsız eden kısım, oradaki ücretler. Onları da biz özel okul temsilcileri ile oturup, geçtiğimiz hafta konuştuk. Dün, yine özel okul temsilcileri ile Maliye Bakanımız görüştü, biz de görüştük. Bu konuda kendileri ile fikir alışverişine devam edeceğiz. Kendilerini uyarıyoruz biz de bu konularda. Ara sınıflarla ilgili yönetmelik hükümlerine tabiler, ama başlangıç sınıfları ile ilgili olarak fiyat belirleme yetkisi özel okullarda. Özel okulları, başından beri Millî Eğitim Bakanlığı’nın bir paydaşı olarak görüyorum. Talebim, beklentim de paydaş olmanın bilinciyle, toplumda rahatsızlık yaratmayacak bir eğitim öğretim süreci oluştururlarsa mutlu oluruz. Şu ana kadar onlarla ilişkimiz çok sağlıklı gidiyor. Ben onlara da teşekkür ediyorum.

“SAĞLIKLI BİR ZEMİNE OTURACAĞINA İNANIYORUM”

Hep bu sorumluluğun bilincinde hareket ettiler. Bahsi geçen konuları da kendileri ile konuşacağız. Bugünlerde gündeme gelmesinin sebebi, özel okullarımız erken kayıt ve benzeri süreçlerle, her yıl ocak ayında bu süreçleri başlatıyorlar. Bunun da yakın bir zamanda, bizim onlarla yapacağımız görüşme neticesinde sağlıklı bir zemine oturacağına inanıyorum.”

Kaynak: anka