ENGİN ALTAY: İKLİM KRİZİNİ ARTIK GÖRÜN KARDEŞİM

Son günlerde yaşanan sel, orman yangını gibi afetlerle ilgili daha önce tedbir alınmadığını söyleyen CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, "İklim krizini artık görün kardeşim. Dünyada bir iklim krizi var. Görmemek için her şeyi yapıyorlar. Şu afetlerin bile Kanal İstanbul projesinden vazgeçilmesi için gerekçe olduğunu hükümet görsün. Ekolojik dengeyi gözardı etmeyin. Paris iklim anlaşmasını 1 Ekim günü Meclis’e getirin onaylayalım. Neden onaylamıyorsunuz? Ne kaybınız olacak? Belki yandaş müteahhitleriniz 3 kuruş az para kazanacak. Bırak kazansınlar. Müteahhiti, rantı, yandaşı değil aklı bilimi ve liyakatı önceleyin" diye konuştu.

GÜNDEM 18.08.2021, 15:40
ENGİN ALTAY: İKLİM KRİZİNİ ARTIK GÖRÜN KARDEŞİM

Son günlerde yaşanan sel, orman yangını gibi afetlerle ilgili daha önce tedbir alınmadığını söyleyen CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, "İklim krizini artık görün kardeşim. Dünyada bir iklim krizi var. Görmemek için her şeyi yapıyorlar. Şu afetlerin bile Kanal İstanbul projesinden vazgeçilmesi için gerekçe olduğunu hükümet görsün. Ekolojik dengeyi gözardı etmeyin. Paris İklim Anlaşması’nı 1 Ekim günü Meclis’e getirin onaylayalım. Neden onaylamıyorsunuz? Ne kaybınız olacak? Belki yandaş müteahhitleriniz 3 kuruş az para kazanacak, bırak kazansınlar. Müteahhiti, rantı, yandaşı değil aklı, bilimi ve liyakatı önceleyin" diye konuştu.

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, TBMM’de basın toplantısı düzenledi. Gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Altay, iktidarı doğal afetlere karşı tedbir almamakla, küresel iklim krizini görmezden gelmekle ve ekolojiyi tahrip etmekle suçladı.

 Altay'ın konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

“HÜKÜMETİN BECERİKSİZLİĞİNE ŞAHİT OLDUK: Felaketlerle boğuşuyor. Türkiye 20 gündür adeta kan ağlıyor. 28 Temmuz’da Manavgat yangını, hemen 29 Temmuz’da Marmaris, Bodrum Milas Menteşe yangınları başladı. Yaklaşık 14 gün süren vahim tabloyu hep birlikte yaşadık. Yangınların ilk üç gününde hükümetin beceriksizliğine, basiretsizliğine üzülerek tanık olduk. Önceden tedbir alınsaydı yangınların bu kadar hasara yol açmadan önleneceğini söyleyegeldik. Umarım bundan sonraki afetlerle ilgili devleti yönetenlerin tedbir konusuna birazcık daha ağırlık vermeleri hepimizin yararına olacak.

 DEVLETİN GÖREVİ TEDBİR ALMAK: Tam yangınlar sönümlendi derken Karadeniz’de Ayancık Bozkurt ve Bartın’da sonuçları bakımından da çok ağır bir sel felaketi yaşadık. Dün de Marmara Depremi’nin 22. Yılı ikmal edildi. 22 yıl önce yaşadığımız depremden sonra bence ders alınmadı. Afet öngörülür, ama önlenemez doğa olaylarıdır. Hem merkezi hem yerel yönetimin görevi, doğal afetlerde olası zararı ve tahribatı minimize etmektir. Orta yerdeki hükümet olası etkilerin hasarı minimize etmek şöyle dursun, olası zararı maksimize etmek için her şeyi yaptı. AK Parti sel, yangın, depremlerle ilgili olarak olası hasarı en aza çekmek yerine en büyük hasarı, en çok can kaybını nasıl veririz diye adeta, elbet böyle düşünmediler… Beceriksizlik, umursamazlık, liyakatsizlik, ranttan başka şey düşünmeme anlayışı son sel felaketinde çok büyük tahribat ve kayıplara yol açtı.

DERE YATAĞINA AFET EVİ Mİ YAPILIR? Ayancık Babaçay diye bir köy var. Çok iyi bildiğim bir köydür. Bu köy dere yatağında iken heyelan oldu, devlet tekrar aynı yere, hatta daha aşağıya, dere yatağına afet evi yaptı. Bunu da AK Parti yaptı demiyorum ama devlet yaptı. Ne oldu sel aldı götürdü. Yahu dere yatağına afet evi yapılır mı? Muhtarımız dün 36 evin yıkıldığını söyledi. Sinop’taki kayıpların 15-16 tanesi Babaçay Köyü’nden. Bir iki defa gittim ama yollar kapalı olduğu için Babaçay’a ulaşamadım.  Bozkurt’ta dere yatağının göbeğine 8 katlı bina yapıldı. Müteahhiti tutukladı savcı bey. Doğru. Peki savcı bey, sana tekrar sesleniyorum; bu müteahhiti tutukladın da bu müteahhitin yaptığı binanın ruhsatını, iskanını kim verdi? Buna kim göz yumdu, olur verdi? Bu konuda yapabileceğin bir şey var mı?

O TOMRUK DEPOSU TAŞINMASA AYANCIK BU KAYBI YAŞAMAYACAKTI: Dönemin kaymakamı Ayancık’ın sahile yakın kısmında dere yatağının çok uzağındaki tomruk deposunun Yenikonak’a taşınmasına şiddetle itiraz etti. Kaymakam Ayancık’tan ayrılmak zorunda kaldı ve bugün Ayancık’ta Küçük Sanayi Sitesi, Cevizli başta yıkılan köprüler dahil bütün bunların sorumlusu, Babaçay dahil, tomruk deposudur. Ayancık Çayı’nın haznesi geniştir. O tomruk deposu dere yatağına yapılmamış olsaydı Ayancık bu hasarı görmeyecekti ve bu seli minimum hasarla atlatacaktı. Afetin vereceği zararı minimize etmek afetten önce devletin görevidir. Böyle bir tablo içinde büyük kayıplar orta yerde duruyor.

ERDOĞAN BOZKURT’TA SEÇİM MİTİNGİ YAPTI: Ayancık Küçük Sanayi Sitesi çalışanlarının mağduriyeti var. İş yerleri yerle bir oldu. Bozkurt’ta esnafın mağduriyeti var. Evsiz barksız kalan yüzlerce insan var. Hepimizin ibret ve ders alası gereken bir tablo. Hükümet kayıpla hasarla yüzleşmeden vatandaşa IBAN attı. Daha ne kadar kayıp, hasar var bilmiyoruz, IBAN attı. Bozkurt’ta Beyefendi miting yaptı, millet anasını, kardeşini, çocuğunu arıyor, Beyefendi seçim mitingi yaptı, doğalgaz sözü verdi. Afet bölgesinde, cami bahçesinde ‘biz ve onlar’ dedi. İlk günlerde CHP’li belediyelerin gönderdiği iş makineleri sahaya sokulmak istenmedi. Şimdi hepsi çalışıyor. Üç gün sonra başlayabildi.

HES’LERDEN VAZ GEÇİLSİN: Nehir tipi HES’lerden vazgeçilecek. Nokta. Bunların götürüsü getirisinden fazla zaten. Nehir tipi HES’ler dere yataklarının doğal dengesini altüst ediyor. Ormanlarda ağaç kesimi minimize edilecek. Devletin parası bitince ormanları kereste tomruk olarak satalım demeyeceksiniz. Dere yatağına tomruk deposu yapıp insanları katletmeyeceksiniz, bunu yapanlardan da hesap soracaksınız.

1 EKİM’DE PARİS ANLAŞMASI’NI ONAYLAYALIM: İklim krizini artık görün kardeşim. Dünyada bir iklim krizi var. Görmemek için her şeyi yapıyorlar. Şu afetlerin bile Kanal İstanbul projesinden vazgeçilmesi için gerekçe olduğunu hükümet görsün. Ekolojik dengeyi gözardı etmeyin. Paris İklim Anlaşması’nı 1 Ekim günü Meclis’e getirin onaylayalım. Neden onaylamıyorsunuz? Ne kaybınız olacak? Belki yandaş müteahhitleriniz 3 kuruş az para kazanacak. Bırak kazansınlar. Müteahhiti, rantı, yandaşı değil aklı bilimi ve liyakatı önceleyin.

20 YILLIK İHMAL: Kanunsa 1 Ekim’den itibaren hemen kanun. Genelgeyse genelge, yönetmelikse yönetmelik. Nasıl yapılıyorsa bu sekiz maddenin acilen yerine getirilmesi lazım. 20 yıllık ihmaliniz, tedbirsizliğiniz nedeniyle milletten özür dilemek de hükümetin yapması gereken bir iştir. Ekosistemi tahrip eden bütün adımları sen attın Erdoğan. Cumhuriyet tarihinde senin döneminde ekosistemi tahrip etmek için atılan adımların yüzde biri ancak atılmıştır.

YASSI ADA’YA YAPILAN OTEL: (Adnan Menderes) Yassı adada yargılanıp idam cezası aldığı için Yaslı Ada diye zikrettiğimiz bu adayı önce Demokrasi ve Özgürlükler Adası yaptı, sonra zaten küçücük bir adanın üzerine (elindeki fotoğrafı göstererek) böyle süper ultra lüks bir otel yaptırdı. Erdoğan, adına ne dersen de bu adada, bu lüks otelde, 365 gün millet eğlenecek, tepinecek bir gün yas mı tutacak? Sözde mahkeme kurularak Başbakan’ın idamına karar verilen küçücük adada bu debdebe ne? Böyle bir acıdan nemalanmak kimin aklına gelir? Bunun insanlıkla ne ilgisi olabilir?

2 YIL SONRA AKP'NİN YÜZDE 10'U GEÇİP GEÇEMEYECEĞİ KONUŞULACAK: Bir iktidar seçim barajı ve seçim kanunlarıyla oynamaya niyet etmişse o iktidar artık bağlasan durmaz. Hangi seçim kanununu, hangi barajı getirirseniz getirin sizi orada tutacak bir sistem dünyada yok. Hodri meydan. Nasıl istiyorsanız, baraj dahil, dar bölge dahil. Neyi getiriyorsanız getirin. Milletin gönlünden düşenler kanun değiştirerek bunu geri alamaz. Benim tavsiyem, tereyağı gibi eriyen AK Parti’nin ayakta kalması için sandığı bir an önce getirmesi lazım. 2023 Haziran’ında yapılacak bir seçimde AK Parti yüzde 10 barajını geçip geçmemeyi konuşacak. Belki bugünlerde, erken merken olursa yüzde 10’u aşar AK Parti. İki yıl sonra yüzde 10 bile kolay görünmüyor.

ERDOĞAN YENİ SIĞINMACI GETİRECEK HİÇBİR ANLAŞMAYA İMZA ATMAMALI: 2900 kilometre ötedeki sığınmacının bize nasıl tehdit olduğunu çıkın anlatın. Sınırı koruyamayacağını değil, korumayacağını ‘göç dalgasına hazır olalım’ diyerek beyan ettin Erdoğan. Buna açıklık getireceksin. Sınırı koruyamıyoruz dersen anlarız, ama korumayacağını söyledin sen. AB ülkeleri İran dururken Afgan göçü ile ilgili neden Türkiye diyor? ‘Sen bunları bize bulaştırma sana üç kuruş veririz...’ Türkiye’yi sadakaya muhtaç hale getirenler utansın. Neden Taliban’la konuşuyoruz? İran’la konuşalım. Karşılıklı sınır güvenliği anlaşmalarını güçlendirelim. Türkiye’nin yeni bir göç dalgası kaldıracak hali yok. Yeni sığınmacı, bir kişi bile olsa, Türkiye’ye getirecek hiçbir anlaşmaya Erdoğan’ın imza atmaması lazım. Milletin sabrını taşırmayın.”

 

Yorumlar (0)