HABER: ROJDA DOLGUN
Emekli polis Ali Şekeroğlu’nun, 25 Eylül’de Ankara’da Anayasa Mahkemesi önünde hayatını kaybetmesinin ardından Emekli Sendikaları Platformu tarafından Aydın’da basın açıklaması gerçekleştirildi. Aydın Kent Meydanı’nda gerçekleştirilen açıklamanın metnini Ufuk Kartal okudu. Açıklamada, Şekeroğlu’nun ölümünün yalnızca bireysel bir olay olarak değerlendirilmemesi gerektiği savunularak emeklilerin yaşadığı ekonomik sorunlara dikkat çekildi.
Şekeroğlu’nun Anayasa Mahkemesi önünde taşıdığı “Para için değil, onurumuz için” yazılı döviz de bulunduğunun altını çizen Ufuk Kartal “25 Eylül’de, Ankara’da Anayasa Mahkemesi önünde ve Türkiye’nin dört bir yanında emekliler seyyanen zam ve insanca yaşam talepleriyle alanlara çıktığı sırada, emekli polis Ali Şekeroğlu’nun Anayasa Mahkemesi önünde yaşamına son vermesi hepimizi derinden sarsmıştır. Öncelikle bir kez daha açıkça ifade ediyoruz: Hiçbir emekli, hiçbir yurttaş öfkesini ve çaresizliğini kendi canına ya da bir başkasının canına zarar verecek noktaya taşımamalıdır. Bizim mücadelemiz barışçıl, demokratik ve meşru bir hak mücadelesidir. Emeklilerin insanca ve onurlu bir yaşama kavuşmasının yolu örgütlenmekten, dayanışmadan ve birlikte mücadeleden geçmektedir” dedi.

“YÖNETENLER SESİMİZİ DUYSUN!”
Şekeroğlu’nun daha önce yaptığı paylaşımlarda insanca yaşam, geçinebilme ve yönetenlerin emeklilerin sorunlarını duymasının altını çizen Kartal şu ifadeleri kullandı:
“Emekli aylıklarını emekliler belirlemedi. 5510 sayılı yasayı emekliler çıkarmadı. Seyyanen artışın çalışan kamu görevlilerine verilip emeklilere yansıtılmamasına emekliler karar vermedi. Bütçeyi, vergi politikasını, sosyal güvenlik sistemini ve kamu kaynaklarının nereye aktarılacağını emekliler belirlemedi. Bunları siyasi iktidar belirledi. Dolayısıyla bugün milyonlarca emeklinin içine sürüklendiği yoksulluğun, geçim sıkıntısının ve geleceksizliğin siyasi sorumlusu, yıllardır bu politikaları uygulayan AKP iktidarıdır. 5510 sayılı yasayla emekli aylıklarını aşağı çeken sistemi kuran, emeklilerin milli gelirden aldığı payın gerilemesine yol açan politikaları sürdüren, seyyanen artışı emeklilere vermeyen ve milyonlarca emeklinin ‘Geçinemiyoruz’ feryadını duymayan siyasi iktidar bu sorumluluktan kaçamaz. Ali Şekeroğlu’nun ölümünün bütün nedenlerini bilemeyiz ve tek bir nedene indirgeyemeyiz. Ancak bir emekli “İnsan gibi yaşamak istiyorum”, ‘Açlıkla cezalandırmayın’, ‘Yönetenler sesimizi duysun’ dedikten sonra Anayasa Mahkemesi önünde yaşamına son veriyorsa, siyasi iktidar ortaya çıkan bu ağır tablonun sorumluluğunu görmezden gelemez. Üstelik hâlâ iktidardan bu sorumluluğu üstlenen güçlü bir açıklama duymuyoruz. Bir emekli Anayasa Mahkemesi önünde yaşamını yitiriyor. Ve siyasi iktidar sessizliğini sürdürüyor. Bunu normalleştirmeyeceğiz. Bir tarafta emekliye ‘Kaynak yok’ deniliyor. Diğer tarafta milyarlarca liralık fon ve borsa soruşturmaları kamuoyunun gündemine geliyor. Faize trilyonlarca lira ayrılıyor. Kamu kaynaklarının kimlere ve hangi önceliklerle aktarıldığı tartışılıyor”

“EMEKLİYE KAYNAK NEDEN YOK?”
Açıklamada kamu kaynaklarının kullanımına ilişkin eleştirilerinin altını çizen Kartal şu değerlendirmelerde bulundu:
“Kaynak kime var, emekliye neden yok? Bir ömür çalışan, vergisini veren, primini ödeyen milyonlarca emekliye insanca yaşayabileceği bir aylık sağlamak neden “yük” olarak görülüyor? Bütçe yalnızca rakamlardan ibaret değildir. Bütçe siyasi tercihtir. Kime kaynak ayırdığınız, kimden vergi aldığınız, ekonomik krizin yükünü kimin sırtına yüklediğiniz ve emekliye nasıl bir hayat sunduğunuz siyasi tercihtir. Ve bu tercihlerin sahibi bugün ülkeyi yöneten siyasi iktidardır. Emeklileri açlığa ve yoksulluğa mahkûm eden bu düzenin siyasi sorumlusu AKP iktidarıdır. Ali Şekeroğlu bize çok ağır bir söz bıraktı: ‘Para için değil, onurumuz için!’ Bu sözü bir insanın yaşamına son vermesini yüceltmek için değil, yaşayan milyonlarca emeklinin onurlu yaşam mücadelesini büyütmek için sahipleniyoruz. Bu söz yerde kalmayacaktır. Ama bunun yolu kendi yaşamımızdan vazgeçmek değildir. Yaşamak, örgütlenmek, yan yana gelmek ve hakkımızı birlikte aramaktır. Bugün önümüzdeki en temel görev; emeklilerin, emek örgütlerinin ve demokrasi güçlerinin yan yana gelerek birleşik, demokratik ve barışçıl mücadeleyi büyütmesidir. Biz sadaka istemiyoruz. Lütuf istemiyoruz. Bir ömür verdiğimiz emeğin ve ödediğimiz primlerin karşılığını istiyoruz. İnsanca beslenmek, barınmak, sağlık hizmetlerine ulaşmak; çocuklarımıza ve torunlarımıza mahcup olmadan, yarından korkmadan yaşamak istiyoruz. Kısacası:İnsanca ve onurumuzla yaşamak istiyoruz. Ali Şekeroğlu’nun sözü yerde kalmayacak”




