HABER: ROJDA DOLGUN
Aydın’da görme engelli bireylerin kent yaşamına katılımını zorlaştıran sorunlar, erişilebilirlik düzenlemelerinin yanı sıra toplumsal duyarlılık eksikliğini de gündeme getiriyor. Altı Nokta Körler Derneği Aydın Şube Başkanı Bayram Özen, “En can alıcı noktayı söylemek gerekirse toplumda maalesef ön yargı ve empati yoksulluğu var. Bunu söylememizin nedeni, toplumun hâlâ engelli bireylere yönelik ön yargılarından arınamamış olması ve onlara ön yargıyla yaklaşmasıdır. Şehir merkezlerinde kaldırımlara yapılan hissedilebilir yüzey taşlarının, halk arasında bilinen adıyla sarı yolların, tek başına yapılmasının yeterli olmadığını söylüyoruz. Çünkü toplumda empati eksikliği var. Belediyeler hissedilebilir yüzey taşlarını yapıyor ancak vatandaşlar veya esnaf bu alanların üzerine masa, sandalye koyuyor ya da stant açıyor. Dolayısıyla yapılan düzenlemeler işlevini yitiriyor” dedi.
Aydın’da engelli bireyler için tek bir değişiklik yapma imkânı olması durumunda öncelikle toplumu bilinçlendirmeyi tercih edeceğini belirten Özen, “ araçlar rampaların önüne gelişigüzel park ediliyor. İnsanlar bunu genellikle ‘Beş dakikalık işim var’ diyerek gerekçelendiriyor. Oysa empati kurabilsek oradan bir görme engelli bireyin de geçebileceğini, tekerlekli sandalye kullanan bir kişinin rampayı kullanması gerektiğini düşünürüz. Üstelik bu rampaları yalnızca engelli bireyler değil, bebek arabasıyla hareket eden kadınlar da kullanıyor. Sadece kendi işimizi düşündüğümüz için aracımızı park edip gittiğimizde tekerlekli sandalye kullanan bir kişi, bebek arabasıyla ilerleyen bir kadın ya da görme engelli bir birey o rampadan yararlanamıyor. Bence en temel sorun, ön yargı ve empati yoksulluğudur” diey konuştu.
“ENGELLİLERİN SORUNLARI YALNIZCA ÖZEL GÜNLERDE HATIRLANMAMALI!”
Engelli bireylerin yaşadığı sorunların belirli gün ve haftalarda gündeme gelmesini eleştiren Özen şu ifadeleri kullandı:
“Örneğin 15 Ekim Dünya Beyaz Baston Görme Engelliler ve Güvenlik Günü'nde beyaz bastonun önemi vurgulanıyor. 3 Aralık Dünya Engelliler Günü'nde ise engelli bireylerin temel sorunları dile getiriliyor. Önemli gün ve haftalarda, basın emekçileri bizim sesimizi duyurmak için mümkün olduğunca çaba gösteriyor. Ancak yöneticiler ve toplumun bir kesimi, engelli bireyleri çoğunlukla belirli gün ve haftalarda hatırlıyor. O günlerde etkinlikler düzenleniyor, fotoğraflar çekiliyor ve sosyal medya hesaplarında paylaşımlar yapılıyor.
Aslında bu, toplumun genel bir sorunu. Örneğin 14 Mart Tıp Bayramı'nda hekimleri, 24 Kasım Öğretmenler Günü'nde öğretmenleri hatırlıyoruz. Kadına yönelik şiddet de özellikle 8 Mart'ta gündeme geliyor. Ancak diğer günlerde de bu sorunlarla mücadele edilmesi gerektiği çoğu zaman göz ardı ediliyor. Sanki belirli günlerin dışında bu konular önemini yitiriyormuş gibi bir anlayış hâkim. Bence bu durum, büyük ölçüde toplumun bakış açısından kaynaklanıyor.”

FARKINDALIK YÜRÜYÜŞÜNDE RAMPANIN ÖNÜ KAPATILDI
Rampayı tamamen kapatan aracın, engelli bireylerin karşılaştığı engellerin çarpıcı bir örneği olduğunu söyleyen Özen, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Engelliler Haftası'nın başlangıç gününde, 10-16 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirdiğimiz farkındalık yürüyüşü sırasında bir araçla karşılaştık. Araç, bir vatandaş tarafından rampanın önüne park edilmişti. Aslında bu olay, yürüyüşümüzün ne kadar haklı bir gerekçeye dayandığını ve toplumdaki empati eksikliğini açıkça ortaya koydu.
İnanın, bunu biz kendimiz kurgulamış olsaydık bile bu kadar çarpıcı bir örnek ortaya koyamazdık. Araç, rampayı tamamen kapatacak şekilde park edilmişti. Biz yürüyüşümüzü gerçekleştirirken yaşanan bu olay, dile getirdiğimiz sorunların ne kadar gerçek olduğunu bir kez daha gösterdi. Engellilere yönelik yapılabilecek en önemli değişiklik sorulsaydı, öncelikle toplumu bilinçlendirmek isterdim. İnsanların duyarlılığını artırarak bu sorunların ortadan kalkmasını sağlamayı hedeflerdim.İnsanlar arasında empati kurma becerisini geliştirebildiğimiz ve birlikte yaşama kültürünü benimseyebildiğimiz sürece toplumdaki hiçbir bireyin bu kadar çok sorunla karşılaşmayacağına inanıyorum.”
DERNEK BÜNYESİNDE EĞİTİM VE SANAT ÇALIŞMALARI YÜRÜTÜLÜYOR
Derneğin kendilerini en çok mutlu eden çalışmalarından birinin, görme yetisini sonradan kaybeden bireylere destek sağlamak olduğunun altını çizen Özen şu ifadeleri kullandı:
“Kitap okuma etkinliğini ilk başlatacağımız zaman bazı arkadaşlarımız, Aydın'da gönüllü okuyucu bulamayacağımızı düşünerek tepki göstermişti. Ben ise ‘Biz başlayalım, bulamazsak Aydın'ın ayıbı olur’ demiştim. Sosyal medyayı da etkin biçimde kullandık. Bir süre sonra gönüllü okuyuculara bir yıl, hatta bir buçuk yıl sonrasına gün vermeye başladık. Demek ki gönüllüler varmış. Yeter ki siz bir şeyler yapın ve yapmak isteyin.
Kitap okuma etkinlikleri bunlardan biri. Bunun yanı sıra sonradan görme yetisini kaybeden bireylere destek olmak da bizim için çok önemli. Aydın'da sonradan görme yetisini kaybeden ve bu nedenle psikolojik travma yaşayan arkadaşlarımız var. Düşünün, bir kişi 40 yaşına geliyor ve ateşli hastalıklar, diyabet veya tansiyon gibi nedenlerle görme yetisini kaybedebiliyor. Yıllarca gören bir insanın bir anda görme yetisini kaybetmesi ciddi bir psikolojik sürece neden olabiliyor. Bu arkadaşlarımıza gönüllü psikologlarımız aracılığıyla destek sağlıyoruz. Beyaz baston kullanımı da bizim için son derece önemli. Beyaz bastonunu doğru kullanabilen bir görme engelli birey, tek başına ve bağımsız biçimde birçok yere gidebilir. Başkasına ihtiyaç duymadan hareket edebilir ve kendi yaşamını daha özgür bir şekilde sürdürebilir. Ancak beyaz baston kullanmayı bilmeyen bir kişi, günlük yaşamında başkalarına bağımlı hâle gelebilir. Bu nedenle beyaz baston kullanımı kurslarına büyük önem veriyoruz.”
ÜCRETSİZ BEYAZ BASTON ÇAĞRISI
Görme engelli bireylerin sosyal yaşama daha aktif katılabilmesi için beyaz bastonun devlet tarafından ücretsiz karşılanması gerektiğini savunan Özen şu çağrıda bulundu:
“Öncelikle beyaz bastonun devlet tarafından ücretsiz sağlanması gerektiğini düşünüyorum. Reçete karşılığında beyaz bastonun bedelinin tamamının devlet tarafından karşılanması, görme engelli bireylerin bağımsız hareket edebilmesi açısından önemli bir adım olacaktır. Böylece görme engelli bireyleri sokaklarda ve sosyal yaşamın içinde daha fazla görebiliriz.
Bir diğer önemli konu da görme engelli bireylerin ailelerinin bilinçlendirilmesidir. Hâlâ görme engelli çocuğunu sokağa çıkarmaktan korkan, onun dışarı çıkmasını istemeyen, aşırı korumacı ve himayeci bir yaklaşım sergileyen birçok aile var. Siz ne kadar etkinlik düzenlerseniz düzenleyin, tiyatro gösterisi gerçekleştirseniz veya bir sinema etkinliği planlasanız da aileler bu konuda engel oluşturabiliyor. Bu nedenle Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’ne de önemli görevler düşüyor”




