HABER: ROJDA DOLGUN
Mühendislik ve Mimarlık Haftası kapsamında, Elektrik Mühendisleri Odası Aydın Şubesi’nde basın açıklaması gerçekleştirildi. TMMOB Aydın İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Tunç Erlaçin “Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği'nin kuruluşunun 72. yıl dönümünü ve Mühendislik ve Mimarlık Haftası'nı kutluyoruz. 4 Şubat 1954 tarihinde Resmi Gazete'de yayınlanan 6235 Sayılı Kanun'la kurulan TMMOB'nin ilk Genel Kurulu, 18-22 Ekim 1954 tarihlerinde Ankara'da gerçekleştirilmiştir. Farklı mühendislik ve mimarlık disiplinlerinden temsilcilerin katılımıyla gerçekleştirilen ilk genel kurulumuzda, TMMOB tüzüğü kabul edilmiş ve Birlik bünyesinde 10 meslek odası kurulmuştur. TMMOB'nin örgütsel hayatının filen başlangıcı olan ilk genel kurulumuzun yapıldığı bu günler her yıl Mühendislik-Mimarlık Haftası olarak kutlanmaktadır” dedi.
Açıklamada, mühendislik ve mimarlık hizmetlerinin ülkenin siyasal, ekonomik ve toplumsal koşullarından ayrı değerlendirilemeyeceği belirten Erlaçin “72 yıl önce mesleğimizin ve meslektaşlarımızın haklarını korumak, bilimsel ve teknik birikimimizi toplum yararına kullanmak amacıyla başlayan örgütlü mücadelemiz, bugün ülkemizin en köklü demokratik meslek örgütlerinden biri olarak devam etmektedir. TMMOB'nin 72 yıllık tarihi, yalnızca bir meslek örgütünün gelişiminin değil, aynı zamanda ülkemizin emek, demokrasi, eşitlik, özgürlük ve bağımsızlık mücadelesinin de tarihidir. Birliğimiz, kuruluşundan bugüne mühendis, mimar ve şehir plancılarının sorunlarını Ülkemizin siyasal, ekonomik ve toplumsal sorunlarından ayrı görmemiştir. Meslektaşlarımızın haklarını savunurken halkımızın insanca yaşam hakkını. ülkemizin doğal ve kültürel varlıklarını, kamusal hizmetleri, üretimi ve toplumsal geleceğimizi savunmayı temel sorumluluğu olarak görmüştür” diye konuştu.

“BİLİM VE TEKNİK HALKIN YARARINA OLMALI!”
Uzun yıllardır uygulanan neoliberal ekonomi politikaları ve özelleştirmelerin üretim kapasitesini zayıflattığını vurgulayan Erlaçin şu değerlendirmelerde bulundu:
“Uzun yıllardır uygulanan neoliberal ekonomi politikaları, özelleştirmeler ve kamusal varlıkların sermayeye devredilmesi sonucunda ülkemizin üretim kapasitesi zayıflatılmış, planlama anlayışı terk edilmiş, Cumhuriyetin kamusal kurumları ve birikimleri tasfiye edilmiştir. Sanayiden tarıma, enerjiden madenciliğe, kentleşmeden çevre politikalarına kadar pek çok alanda kamu yararı yerine sermayenin çıkarları esas alınmıştır.
Siyasi iktidarın tercihleri sonucunda derinleşen ekonomik kriz, milyonlarca yurttaşımızı temel ihtiyaçlarını dahi karşılamakta zorlandığı bir yaşam mücadelesine sürüklemiştir. Hayat pahalılığı, işsizlik, düşük ücretler ve gelir adaletsizliği emekçi halkımızın yaşamını her geçen gün daha da ağırlaştırmaktadır. Ülkemizin içinde bulunduğu kriz yalnızca ekonomik alanla da sınırlı değildir. Hukukun üstünlüğünün, demokratik hak ve özgürlüklerin, laikliğin ve kamusal kurumların giderek aşındırıldığı, yargının siyasetin aracı haline getirildiği, halkın seçme ve seçilme hakkının, örgütlenme ve ifade özgürlüğünün baskı altına alındığı bir dönemden geçiyoruz. Bilimsel düşüncenin, liyakatin, kamusal sorumluluğun ve demokratik katılımın geriletilmesi, ülkemizin bugünü kadar geleceğini de tehdit etmektedir.Bu tablodan mühendis, mimar ve şehir plancıları da doğrudan etkilenmektedir”

“MESLEĞİMİZE VE EMEĞİMİZE SAHİP ÇIKIYORUZ”
TMMOB’nin eski başkanlarından Teoman Öztürk’ün toplumcu mücadele anlayışına atıfta bulunulan Erlaçi,n şu değerlendirmelerde bulundu:
“Mesleki bilgi ve birikimimizi halkımızın yararına kullanmaya, bilimsel esaslara dayalı planlama ve kamusal denetim süreçlerinde söz ve yetki sahibi olmaya hakkımız var!
Demokrasinin, laikliğin, hukukun üstünlüğünün ve temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alındığı, eşit, özgür ve demokratik bir ülkede geleceğimizi birlikte kurma hakkımız var! Bu hakların birbirinden ayrı olmadığını biliyoruz. Bizler, mesleki haklarımız için yürüttüğümüz mücadeleyi emek, demokrasi ve toplumsal eşitlik mücadelesinden ayırmadan sürdüreceğiz. Bilimsel ve teknik bilgimizin sermayenin çıkarları için değil halkımızın ihtiyaçları için kullanıldığı, kamu yararının esas alındığı, eşit, özgür, demokratik ve bağımsız bir ülke için mücadele etmeye devam edeceğiz.
Unutulmaz Başkanımız Teoman Öztürk'ün bizlere bıraktığı toplumcu mücadele anlayışıyla, 72 yıllık örgütsel birikimimizden aldığımız güçle bir kez daha ifade ediyoruz:
Emeğimize sahip çıkıyoruz, çünkü hakkımız var! Mesleğimize sahip çıkıyoruz, çünkü hakkımız var! Ülkemize ve geleceğimize sahip çıkıyoruz, çünkü hakkımız var! 72 yıldır olduğu gibi bugün de bilimin ve tekniğin ışığında, emeğin ve halkın yanında olmaya; mesleğimiz, meslektaşlarımız ve ülkemizin geleceği için mücadelemizi büyütmeye devam edeceğiz.”




