HABER: ROJDA DOLGUN

Sağlık Emekçileri Sendikası Aydın Şubesi Hukuk Danışmanı Selçuk Boy, şiddetin nedenlerine ilişkin değerlendirmesinde “Sağlıkta şiddeti yalnızca hasta ve hasta yakınlarının öfkesine bağlamamak ya da psikolojik sorunlara indirgememek gerekir. Böyle yaptığımızda asıl sorunu gözden kaçırırız. Sağlık politikalarını ve çalışanların iş yükünü de değerlendirmeliyiz. Hukukçu ve sendikal mücadele içinde yer almış biri olarak şunu söyleyebilirim: Şiddet, sağlık sisteminin yapısal sorunlarından bağımsız değerlendirilemez. Bu sorunların başında sağlık hizmetlerinin piyasalaştırılması geliyor. Personel eksikliği, yoğun iş yükü, hastaların uzun süre beklemesi ve randevu bulmakta yaşanan güçlükler önemli sorunlar arasında. Bir ultrason ya da MR için aylarca beklemek zorunda kalan hastalar, yaşadıkları sorunların kaynağı olan yapısal problemlere değil, öfkelerini sağlık çalışanlarına yöneltebiliyor” dedi.

Sağlık hizmetlerinin piyasalaştırılmasının şiddet sorunundan bağımsız ele alınamayacağını ifade eden Boy “Sağlıkta şiddet olaylarıyla ilgili mevcut yasal düzenlemeleri kesinlikle yeterli bulmuyorum. Türk Tabipleri Birliği'nin çalışmasında, sağlık çalışanlarının yüzde seksen yedisinin şiddete maruz kaldığının belirlendiğini hatırlıyorum. Ülkemizde sağlıkta şiddetin önemli nedenlerinden birinin siyasal iktidarın kullandığı dil ve sağlık sistemini oy kaygısıyla değerlendirmesi olduğunu düşünüyorum. İktidar mensuplarının geçmişte kullandığı ‘Giderlerse gitsinler’ ve hekimlerin hastaların cebinde gözü olduğu yönündeki söylemleri hatırlayalım. Bunun bir yansımasını sokak röportajında da gördük. Bir yurttaş, geçmişte doktorlar kendilerini azarlarken artık doktorları dövebildiklerini ifade etmişti. Siyasal iktidarın oy kaygısıyla hareket etmesinin ve kullandığı dile yeterince dikkat etmemesinin sonuçlarını ne yazık ki şiddet olaylarında görüyoruz” diye konuştu.

“YASAL DÜZENLEMELER ŞİDDETİ ÖNLEMEYE YETMİYOR!”

Sağlıkta şiddetin arka planında yapısal sorunların olduğunu vurgulayan Boy şu ifadeleri kullandı:

“Sağlıkta şiddeti önlemeyi yalnızca güvenlik önlemleri üzerinden değerlendirmemek gerekir. Çünkü toplumsal bir olaydan söz ediyoruz. Son dönemde bu konuda bazı yasal düzenlemeler yapıldı. Sağlık çalışanlarına karşı işlenen suçlar Türk Ceza Kanunu kapsamında katalog suçlar arasına alındı. Bazı suçların cezaları da artırıldı. Ancak bu düzenlemelerin infaz sürecinde yeterince karşılık bulduğunu düşünmüyorum. Toplumda cezasızlık algısı hâlâ ön planda. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, cezanın ertelenmesi ya da adli para cezasına çevrilmesi gibi uygulamalar, şiddet eğilimindeki kişilerde cezasız kalacakları düşüncesine yol açabiliyor.

Güvenlik önlemleri denildiğinde bir hastaneye güvenlik görevlisi yerleştirmek ve X-ray cihazı koymak tek başına yeterli değildir. Güvenlik sorununu ortaya çıkaran nedenlere odaklanmalıyız. Hastanelerin fiziki koşulları, randevuya erişim, çalışan sayısı ve iş yükü birlikte değerlendirilmelidir.ÖBir olay yaşandıktan sonra alınan önlemler kadar, hatta daha fazla, olay gerçekleşmeden önce yapılması gerekenlere önem vermeliyiz.

Beyaz Kod gibi uygulamalar var. Ancak bu uygulamaların birçoğu, ne yazık ki toplumsal tepkiye yol açan olaylardan sonra hayata geçirildi. Örneğin Dr. Ersin Arslan'ın öldürülmesinin ardından Beyaz Kod uygulaması devreye girdi.”

Whatsapp Image 2026 10 10 At 13.04.35 (1)

“HASTANELERDE ÖNLEYİCİ TEDBİRLER ÖNEMLİ”

Şiddete zemin hazırlayan koşulların ortadan kaldırılması gerektiğini belirten Boy şu ifadeleri kullandı:

“Sağlıkta şiddeti önlemeyi yalnızca güvenlik önlemleri üzerinden değerlendirmemek gerekir. Çünkü toplumsal bir olaydan söz ediyoruz. Son dönemde bu konuda bazı yasal düzenlemeler yapıldı. Sağlık çalışanlarına karşı işlenen suçlar Türk Ceza Kanunu kapsamında katalog suçlar arasına alındı. Bazı suçların cezaları da artırıldı. Ancak bu düzenlemelerin infaz sürecinde yeterince karşılık bulduğunu düşünmüyorum.

Toplumda cezasızlık algısı hâlâ ön planda. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, cezanın ertelenmesi ya da adli para cezasına çevrilmesi gibi uygulamalar, şiddet eğilimindeki kişilerde cezasız kalacakları düşüncesine yol açabiliyor. Güvenlik önlemleri denildiğinde bir hastaneye güvenlik görevlisi yerleştirmek ve X-ray cihazı koymak tek başına yeterli değildir. Güvenlik sorununu ortaya çıkaran nedenlere odaklanmalıyız. Hastanelerin fiziki koşulları, randevuya erişim, çalışan sayısı ve iş yükü birlikte değerlendirilmelidir.ÖBir olay yaşandıktan sonra alınan önlemler kadar, hatta daha fazla, olay gerçekleşmeden önce yapılması gerekenlere önem vermeliyiz.

Beyaz Kod gibi uygulamalar var. Ancak bu uygulamaların birçoğu, ne yazık ki toplumsal tepkiye yol açan olaylardan sonra hayata geçirildi. Örneğin Dr. Ersin Arslan'ın öldürülmesinin ardından Beyaz Kod uygulaması devreye girdi. Bununla birlikte, uygulamanın ne kadar etkin kullanıldığı konusunda soru işaretlerim var. Bir sağlık çalışanı şiddete maruz kaldığında yalnızca duruşmada bir avukat tarafından temsil edilmesi sorunu çözmüyor. Sürecin başından sonuna kadar hukuki destek sağlanmalı, psikolojik ve psikososyal destek de bir bütün olarak ele alınmalı.

Aydın'da incir üreticisi düşük fiyatlara isyan etti: “Üretici can çekişiyor”
Aydın'da incir üreticisi düşük fiyatlara isyan etti: “Üretici can çekişiyor”
İçeriği Görüntüle

Şöyle bir örnek vereyim: Bir sağlık çalışanı şiddete uğruyor ancak beş dakika sonra gelen hastaya yine bakmak zorunda kalıyor. Kendinizi sağlık çalışanının yerine koyduğunuzda, böyle bir durumda hastaya ne kadar katkı sunabileceğinizi düşünmenizi isterim. Bu nedenle soruna bütüncül yaklaşmak gerekiyor. Hastayla sağlık çalışanını karşı karşıya getirmek yerine her iki tarafın da haklarını korumamız gerektiğini düşünüyorum. Nitelikli sağlık hizmeti alma hakkıyla çalışan güvenliği birbirini tamamlayan unsurlardır.”

“SAĞLIK EMEKÇİLERİ HAK ETTİKLERİ ÜCRETİ ALAMIYOR!”

Temel ücretlerin yanı sıra teşvik ve nöbet ödemelerinin de çalışanların ekonomik güvencesi açısından önem taşıdığının altını çizen Boy şu ifadeleri kullandı:

“Ücret meselesini yalnızca ay sonunda hesaba yatan para üzerinden değerlendiremeyiz. Ücretin güvenceli olması gerekir.Sağlık çalışanlarının temel ücretlerinin yanı sıra aldıkları teşvik ve nöbet ücretleri gibi ödemeler emekliliğe yansımayabiliyor veya bu ödemelerin yeterli güvencesi bulunmayabiliyor. Bu nedenle ücretleri yalnızca aylık maaş üzerinden değerlendirmemeliyiz. Çalışanların adil, güvenceli ve emekliliğe yansıyan bir temel ücrete sahip olması gerektiğini düşünüyorum.

Bugün sağlık çalışanları açlık sınırı ile yoksulluk sınırı arasında bir ücret alıyor. Sunulan hizmeti, iş yoğunluğunu, stresi ve gece mesailerini değerlendirdiğimizde sağlık emekçilerinin hak ettikleri karşılığı alamadıklarını düşünüyorum.”

Boy, sağlıkta şiddetin önlenmesi için etkin hukuki süreçlerin yanı sıra yeterli personel istihdamı, insani çalışma koşulları ve toplumsal farkındalığın birlikte ele alınması gerektiğini vurguladı.

Muhabir: Rojda Dolgun