Kapağını kapattığınızda masadan kalkmayan bazı kitaplar vardır. Siz çayınızı tazelerken, onlar orada durur.
“İki Dal İncir” (https://www.aydinhaberleri.com/iki-dal-incir) isimli yazımda bahsettiğim arkadaşım Burak Özdemir, işte böyle masadan kalkmayan kitapların olduğu bir listeyle geldi. “Bugün olan biteni kavramak yönünden bütünlük sunan kuramsal kitaplar olduğunu düşünüyorum” diye ekledi.
Okurken uzun uzun not aldığım listedeki ilk kitabı anlatmak kolay olmayacak. Ama bilgi dağarcığıma yeni bilgiler eklendiğim, var olanları tazelediğim bu kitabı yazmadan duramazdım.
Okurken sık sık “Bu kadar da değil” demek isteyeceğiniz, Lenin’in “Emperyalizm” isimli kitabı, sayfayı her çevirdiğinizde, itiraz ettiğiniz şeyin hâlâ geçerli olduğunu size gösteriyor. Rahatsız ediyor, çünkü haklı olduğu yerler var.
Lenin bu kitabı 1916’ da, dünyanın büyük bir savaşla parçalandığı bir zamanda yazar. Haritalar yeniden çizilirken, milyonlar cephelerde ölürken, “vatan” ve “onur” kelimeleri bolca harcanmaktadır. Lenin’ in ise bu kelimelerin arkasına baktığında gördüğü şey nettir: Bu savaş, halkların değil; sermayenin savaşından ibarettir.
Lenin’in en güçlü yanı, meseleyi ahlaki bir öfke yerine, yapısal bir mantıkla ele almasıdır.
Emperyalizm ona göre bir sapma değil, kapitalizmin büyüme zorunluluğunun sonucudur. Sermaye yoğunlaşır, tekelleşir ve sonunda dünya dar gelir. Çözüm basittir: Yeni pazarlar, yeni kaynaklar, yeni bağımlılıklar.
Bugün çok uluslu şirketlerin enerji, gıda ve teknoloji üzerinden dünyayı yeniden paylaşmasına bakınca, Lenin’ in bu teşhisini çöpe atmak zor. Yöntemler değişmiştir; ama iştah değişmemiştir.
Ne var ki Lenin’in sunduğu siyasal çıkış, bugünden bakıldığında aynı güveni vermez. Devrim fikri teoride berraktır; pratikte ise ağır bedellerle doludur. Emperyalizme karşı verilen mücadelelerin, yeni baskı biçimleri doğurduğunu tarih defalarca göstermiştir.
Bu nedenle Lenin’i okurken iki duygu birlikte yürüyor: Hayranlık ve mesafe. Teşhise baş sallarken, reçetede frene basarsınız.
Emperyalizm bir duygu kitabı değil. Çünkü Lenin, istatistiklerle konuşuyor. Banka raporları, sanayi verileri, tekel analizleriyle serbest rekabetten tekelci kapitalizme geçişi anlatıyor. Bu yönüyle kitap, dönemine göre son derece bilimseldir.
Ancak dünya değişti. Dijital ekonomi, finansal türevler, küresel ağlar Lenin’in şemasını zorlasa da bütünüyle geçersiz kılmıyor.
Kitap bugün hâlâ bir temel metindir; ama tek başına yeterli bir rehber olarak görmek doğru olmaz.
Lenin’in merkez-çevre ayrımı, bugün küresel eşitsizlik tartışmalarının hâlâ omurgasında duruyor. Zengin ülkelerin refahı ile yoksul ülkelerin yoksunluğu arasındaki bağ, artık daha görünür halde. Borç mekanizmaları, ucuz emek zincirleri ve kaynak transferi...
Ancak Lenin’in zayıf kaldığı nokta da burada başlıyor. Toplumlar çoğu zaman tek sesli görünüyor. Kültür, tarih ve iç çatışmalar arka planda kalıyor. Dünya, Lenin’in metninde fazlasıyla şematik işlenmiş.
Bu kitapta tekil insan yok. Lenin bireylerle ilgilenmekten çok sınıflarla ilgilenir. Acı, korku, çelişki metnin konusu değil. Bu bilinçli bir tercih ama bedeli var. Okur, savaşın yıkımını değil; onun ekonomik mantığını okumuş oluyor. Bu da kitabı güçlü ama soğuk kılıyor. Zihni ikna etse de kalbe mesafeli duruyor.
Lenin’in dili süssüz. Cümleler işini yaparak ilerliyor. Bu netlik avantaj olduğu kadar metni zaman zaman kuru hâle getiriyor.
Tekrarlar, özellikle bugünün hızlı okurunu zorlayabilir. Bu kitap sabır istiyor. Karşılığında ise berrak bir çerçeve sunuyor.
Emperyalizmi tarihsel ve yapısal bir zeminde açıklaması, ekonomik analizinin hâlâ öğretici olması, küresel eşitsizlikleri anlamak için güçlü bir başlangıç noktası sunması en güçlü yanları olarak öne çıkıyor.
Günümüz kapitalizmini açıklamakta sınırlı kalması, insani ve kültürel boyutları geri plana itmesi ise bugünün bakış açısıyla eleştirebileceğim zayıf yanları.
Lenin’in Emperyalizmi bugün hâlâ okunuyor. Ama artık her yazılanı kabul ederek değil, tartışarak. Bu kitap size ne düşüneceğinizi söylemiyor; dünyaya hangi sorularla bakmanız gerektiğini hatırlatıyor.
Belki de asıl değeri buradadır.
Masadan kalkmayan o hayalet gibi…
Siz görmezden gelmeye çalışsanız bile, orada durur ve bekler.